Suriyelilere ya da başka bir halkı Müslüman ülkenin vatandaşlarına karşı önyargılı değilim. Dünyanın neresinde ve hangi ırktan olursa olsun Müslüman Müslüman’ın kardeşidir. Buraya kadar bir sorun var mı? Her Müslüman da büyük olasılıkla böyle düşünüyordur. Buraya kadar sorun yoksa devam edelim. Gerçeklikten kopuk romantikliktir sorun olan. Türkiye’yi yönetenlerin ifadesine göre Türkiye’de beş milyon Suriyeli var. Muhalefete ve halka göre on milyon Suriyeli var Türkiye’de. Resmi kayıtlarda bu rakamlardan daha az. Ancak Türk vatandaşlığı verilen Suriyeliler Suriyeli sayılmadığı içindir resmi olarak daha az olması. Mesele rakamlar değil mesele Suriyelilerin Türkiye’deki etkileridir. Evet, etkileri diyoruz maalesef. Yaşanmış olaydır; o zamanlar bir Türk’e ikiyüzelli liraya kiraya verilen ev, Suriyeli bir aileye tamı tamına ikibinbeşyüz liraya veriliyor. Ev sahibi, Arapça ve İngilizce bilmiyor, Suriyeli de Türkçe bilmiyor ama İngilizce biliyor. Türk ev sahibi ile Arap Suriyeliyi İngilizce bilen biri anlaştırıyor. İki Müslüman kendi dilleriyle değil de bir nevi dünyanın uluslararası sömürü dili olan İngilizce ile anlaşabiliyor, birbirinin ne dediğini çeviren de Müslüman. Arap ile İngilizce konuşup Türk’e Türkçe çeviriyor, Türk ile Türkçe konuşup Arap’a Arapça değil İngilizce çeviriyor. Şu cümledeki ‘dil konusu’ bile biz Müslümanların dövünmesi için yeterli sebeptir. Canımızı yakan ‘dil konusu’nu kenara koyup daha can yakan duruma gelelim; ikiyüzelli lira kira değerinde olan ev Suriyeliye ikibinbeşyüze veriliyor, dil konusunda ücretsiz yardımcı olan kişi, ev sahibi ‘hacı abi’ye bunun vicdansızlık olduğunu açıkça söylüyor. Yine yaşanmış olay; en az on Türk’ün çalışacağı iş yerine on Türk’ün alacağı normal paranın yarısına razı olan on Suriyeli alınıp o işyerinde çalıştırılıyor. Suriyeliye yapılan zulme mi üzülelim, Türk’e yapılan zulme mi, ikisi de zulüm. Biri ekmeğinden olurken diğeri emeğinin karşılığının yarısına mahkûm ediliyor. Şu iki olay bile Suriyelilerin Türkiye’den bir an önce kendi ülkelerine gönderilmesine yeterli nedendir. Romantik bir şekilde Suriyeliler gitmesin kalsın diyenler onları sömürdüğü gibi Türkleri de sömürenlerdir.
Bir kişinin azığı iki kişiyi aç bırakır demiş atalarımız. Romantizme gerek yok. Türkiye’nin ‘azığı’ kendine yetmiyordu ki bir de Suriyelilere yetsin. Suriyelileri koruyorum ayağına sömürüyor romantikler. Madem Suriyelileri koruyorsun da kiraların fırlamasına neden olmalarını niye engellemiyorsun. Suriyelilerden dolayı daire fiyatlarının ultra bir şekilde yükselmesini neden engellemedin. Neden Suriyelilerin tam yevmiye değil de yarım yevmiyeye denk gelen çalışma ücretlerini engellemedin. Çünkü böylelikle -çoğu da hükümetçi olan açgözlüler- kendi memleketlisi Türk yerine yarı fiyatına Suriyeliyi çalıştırdı/çalıştırıyor. Türk’e ne oldu, işsiz kaldı. Türkiye’de işsizlik boşuna mı arttı. “Benim Suriyeli kardeşlerim” dediğin kişileri yarı fiyatına çalıştıran taraftarlarını neden engellemedin. Suriyelilerin konutlara doluşmasıyla konut arzındaki yetersizlikten dolayı artan konut fiyatlarını neden engellemedin. Türkiye’de hangi şehirde Suriyeli yoğunluğu varsa o şehirde konut fiyatları onlar gelmeden öncekinin bin katına çıkarken neredeydiniz romantik kardeşler. Kira fiyatları da aynı nedenle aynı hızla artarken neredeydiniz. Parası olan Suriyeliler pahalı konutları edinirken parası olmayan Türkleri yirmi yıllığına TOKİ borç kölesi yapmak mı Suriyelilerin gitmemesini istemek romantik sayınlar. Üstelik bir takım vergi muafiyetiyle her ortalama Suriyelinin market/manav açmasını sağlarken ortalamanın üzerindeki Türk’ün manav açmayı bırakın fabrikada bile iş bulamaması neyin nesidir ‘Suriyeliler kalsın’ romantikleri. Daha işin ahlâki ve sosyal boyutuna geçmedik bile. Neden bunlara çözüm üretmediniz sayın romantikler.
ABD’nin emriyle Esad’ı indiriyordunuz bir ara; ne oldu Moskova yollarını aşındırıyorsunuz şimdilerde!