Suriye'de şiddet sarmalı nereye kadar?

Abone Ol

Suriye sorununa çözüm konusunda bir türlü fikir birliğine

varamayan uluslararası aktörler, burayı Fransız işgal dönemi General

Gouraud un Suriye si konumuna getirmek için uygun koşulların oluşmasını bekler

bir tutum sergilemeye devam etmektedirler.

Mübarek Ramazan ayında bile Suriye de kan akmaya devam

ederken, mülteci kamplarında zor koşullarda bekleyişlerini sürdürmeye devam

eden Suriyeliler, mevcut acı tablonun birer kurbanı durumundadırlar.

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry nin Salı günü Ürdün e

yaptığı ziyaret ile Mısır, Suriye ve Filistin-İsrail sorunlarına sözde çözüm

arayışı için dışişleri bakanlığı koltuğuna oturduğu bir Şubat tan bugüne kadar

Ortadoğu ya yaptığı bu altıncı ziyaret oluyor. Kerry, bu ziyaret sırasında

takındığı tavır ve açıklamaları ile şimdiye kadar ABD nin açık olarak ortaya

koyamadığı yanılsamalı tutumunun bir göstergesinden ibarettir.

Ürdün de Suriyeli mültecilerin barındığı Zaatari Kampı nı

da ziyareti sırasında, bir mültecinin John Kerry e yönelttiği soru aslında tüm

Ortadoğu da yaşanmakta olan acılara parmak basar niteliktedir. Suriyeli mülteci

John Kerry e , ABD Hükümeti nin İsrail e karşı duyduğu saygı ve sevgiyi, acaba

Suriyeli çocuklara karşı da hissedebilecek mi Bu soru karşısında sessizliğe

bürünen Kerry, aslında Suriye konusunda bizden sonra tufan (aprés nous le

léluge) mantığıyla hareket ettiğinin ipuçlarını veriyor gibiydi.

Suriye deki sorun esas olarak geniş bir yelpazeye

yayılmış olmasına rağmen, mevcut istikrarsızlığın en fazla İsrail e fayda

getireceği düşüncesiyle hareket edilmesi, önemli bir saptamayı da beraberinde

getirmektedir. Bu çerçevede Suriye deki sorunun kısa vadede temelden

çözümlenmesini beklemek bir hayal mahsulünden ibaret olsa gerek.

ABD, Ortadoğu da gerçekleri görmezden gelmeyi adet haline

getirmiş olup, hedef saptırmaya yönelik yaklaşımlarla günü kurtarmaya

çalışmakta ve en önemlisi İsrail in belirleyici politikaları olmadan hiç bir

çözüm sürecine etki etmesi asla beklenemez.

Suriye konusunda atılması planlanan bütün adımlar,

İsrail in kuzey güvenliğini sağlamaya yönelik olarak düşünülmektedir. Bu

nedenle, Ortadoğu yu altı kez ziyaret eden John Kerry nin bu ziyaretlerini

sadece şekli olarak değerlendirmek gerekir kanaatindeyiz.

Ortadoğu nun önemli etnik motifini oluşturan, Arap, Türk,

Kürt ve İranlı Müslümanlar, Batı nın üzerlerinde oynamaya çalıştığı oyuna

saplanıp kalmaları halinde, bölgemizdeki mevcut kaosun uzun süre İslam âleminin

yakasını bırakması düşünülemez.

Bütün bu olgular karşısında, bölgemizdeki dayanışma

ortamına her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır. Bölgemizde mevcut yangını

söndürebilecek yegâne güç, Müslümanlar arasındaki konsensüs zemininin

oluşturulması ile ancak mümkün olabilir.

ABD ve İsrail çıkarları söz konusu olduğunda, maalesef

Mısır örneğinde olduğu gibi, askeri idareler bu ülkeler ve Batı için

vazgeçilmez birer gölge demokrasilerdir. İşte, Mısır da kendi savundukları

demokrasilerinin askeri cunta tarafından katledilmesine göz yummalarının tek

nedeni de bundan kaynaklanmaktadır.