Geçtiğimiz hafta bir Alman gazetesi Rusya’nın Suriye’de savaş uçaklarının kalkıp inebileceği bir askeri üst kurmakta olduğunu ve Cebele kentine de bir kaç yüz Rus askerinin gönderileceğini iddia etti. Haber daha sıcaklığını korurken, bunu bir anda başka iddialar takip etti. Rusya’nın Lazkiye’de büyük kargo uçaklarının inişi için pist inşa ettiği, diğer pistleri genişlettiği ve üstelik gönderilen asker sayısının da binin üzerinde olduğu haberleri gündeme bomba gibi düştü.
İşin ilginç tarafı Rusya bunu yalanlamadı. Hatta bu gelişmelere tepki gösteren ABD ve müttefikleriyle adeta kafa bulurcasına şu açıklamayı yaptı: “Rusya askerlerini Suriye’ye eğitim amaçlı gönderiyor.”
O sırada Reuters haber ajansına bilgi veren kaynaklar, sınırlı sayıda da olsa Rus birliklerinin Esad güçlerinin yanında çatışmalara katıldığını belirtiyordu. Ajans bunu, “Son gelişmeler ABD’nin ‘Rusya Suriye’deki iç savaşa müdahale etmeye hazırlanıyor’ endişelerini doğrular nitelikte” şeklinde veriyor ve ABD Dışişleri Bakanı Kerry üzerinden Suriye’deki istikrarsızlık ortamını daha da pekiştirecek bir hadise olarak değerlendiriyordu.
Rusya Batı’yı resmen tİye alıyor!
Rusya’nın kafa bulması bununla da sınırlı değil. Hatırlanacağı üzere, Haziran’ın son haftasında da “Rusya’dan dengeleri tamamen değiştirecek hamle” başlığıyla bir haber yayınlanmıştı. Haberde, Rusya’nın Akdeniz’deki tek deniz üssü olan Tartus limanını tamamen boşalttığı belirtiliyordu. Bununla ilgili olarak Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Bogdanov “Tartus bizim için stratejik değil” gerekçesini ileri sürüyordu.
Oysa Rusya bırakın Tartus’u terk etmeyi, bu deniz üssünün yanında Lazkiye’de bir de hava üssü açmak için harekete geçmiş durumda. Bununla ilgili ilk haberi de aslında Esad vermişti. Mart 2015’te yaptığı açıklamada Rusya’nın ülkesinde büyük bir askeri üs kurabileceğini söylemiş, Rusya’dan konuyla ilgili yapacağı başvuruyu beklediklerini belirterek, bu adıma olumlu yanıt vereceklerini de peşinen bildirmişti.
Esad aynen şu ifadeleri kullanmaktaydı: “Doğu Akdeniz ve Tartus limanı dâhil, dünyanın çeşitli yerlerinde Rusya’nın askeri varlığı söz konusu. Bu, Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla kaybedilen dengenin sağlanması için gerekli. Rusya’nın bölgemizdeki varlığı ne kadar güçlenirse, bölgemiz o kadar istikrarlı olur. Zira Rusya, tüm dünyada istikrarın güçlenmesinde çok önemli rol oynuyor.”
Pekİ, tüm bu gelİşmeler ne
anlama gelİyor
Rusya, Esad’ın daha fazla dayanamayacağının farkında. ABD’li General Allen’in “Suriye’de çözüm için Esad gitmeli” çağrısını, ABD’nin Türkiye tezine yönelmesi olarak değerlendiriyor. Ayrıca, ABD-Türkiye arasındaki İncirlik vb. üsler üzerinden yaşanan yakınlaşmadan da en az İran kadar rahatsız. Moskova, IŞİD’e yönelik operasyon üzerinden ABD ve Türkiye’nin Suriye’ye yerleşeceğini düşünüyor. Üstelik bu endişesi sadece Suriye ile de sınırlı değil.
İkinci husus ise, Rusya Cenevre-3 sürecini eli güçlü bir şekilde başlatmak istiyor. Oysa eli her geçen gün zayıflıyor. ÖSO’nun ön plana çıktığı muhalif güçler ile birlikte IŞİD’in Suriye’de mevzi kazanmaya devam etmesi, Rusya-İran ikilisini fazlasıyla endişelendiriyor. PYD’nin buradaki muğlak pozisyonu, Rusya’nın son dönemde ilan ettiği güçler içerisinde yer alan Kürt güçlere pek güvenmediğini gösteriyor.
Rusya dengesİ ve Türkİye...
Bir diğer husus ise, Türkiye’de başlayan olayların bir iç savaşa dönüşeceği endişesi. Rusya bunu uzmanları üzerinden gündeme taşımış durumda. Sanki işin içinde bir de Türkiye boyutu var gibi...
Dolayısıyla, Rusya’nın Ortadoğu’daki varlığını daha da pekiştiriyor olması sadece Suriye ve İran rejimlerinin geleceği açısından önemli değil. Rus varlığı, bölgede denge politikası yürüten tüm ülkeler açısından önemli. Buna Türkiye de dâhil. Türk-Batı ilişkileri belli bir dengeye oturana kadar Rus dengesi göz ardı edilemeyecek bir yere sahip. Ne de olsa Türkiye, dış politikada Sovyet dengesini kaybetmenin nelere mal olduğunu halen unutmuş değil!
“ABD İncirliği”nin tam karşısına dikilmeye başlayan Rus İncirliği, en azından Batı’ya “Ortadoğu’da yalnız değilsiniz” mesajını veriyor. Bu da, Suriye’deki iç savaşın daha da uzaması anlamına gelebileceği gibi, diğer taraftan Rusya’nın yeni iç savaşlara müsaade etmeyeceği şeklinde de değerlendirilebilir. Çünkü Türkiye ve İran’ı kaybeden Rusya bu oyunu kaybeder!