Suriye de muhalefetin çatı örgüt arayışı devam ediyor.
Ukrayna-Kırım kriziyle birlikte gündemdeki önceliğini kaybeden ve Cenevre-2
Konferansı sonrası yeni bir belirsizliğe sürüklenen Suriye de tüm taraflar ya
mevcut pozisyonlarını kuvvetlendirmeye çalışıyor ya da yeni bir pozisyon almaya
çalışıyor.
Bu kapsamda Esad rejimi, kendisine doğrudan ya da dolaylı
bir şekilde destek veren (en başta Hizbullah, İran ve Rusya olmak üzere) yerel,
bölgesel, küresel güçlerle birlikte muhalifler ve radikal terör örgütleri
üzerindeki pozisyonunu kuvvetlendirmeye çalışıyor.
Lübnan sınırında kaydettiği mesafeyle birlikte, başta
Halep olmak üzere, ülkenin diğer bölgelerinde alan hâkimiyetini sağlamaya
yönelik gerçekleştirdiği operasyonlar, açıkçası Esad ın elini fazlasıyla
kuvvetlendirmiş vaziyette.
Nitekim Esad bu yıl sonuna kadar aktif savaşın sona
ereceğini Rusya İmparatorluk Ortodoks Filistin Cemiyeti (İPPO) Başkanı, eski Rusya
Sayıştay Başkanı Sergey Stepaşin ile yaptığı görüşmede açıkladı. Esad ın, bu
görüşme öncesinde adaylığını da ilan ettiğini göz önünde bulundurduğumuzda, bir
zafer havasının oluşturulmaya çalışıldığını ve Suriye de siyasi çözümün Esadlı
bir çözüm olarak dikte ettirilemeye çalışıldığını görüyoruz.
***
Diğer taraftan, 2011 den bu yana Esad a karşı mücadele
veren muhaliflere ve onlara destek veren ülkelere baktığımızda, açıkçası durum
hiç de iç açıcı değil. Tam anlamıyla bir bölünmüşlük söz konusu.
Sürecin başında Esad ve karşıtları olarak
adlandırabileceğimiz tabloda, muhalif gruplar ve onlara destek veren ülkeler de
kendi içerisinde parçalanmış durumda. Hatta daha da ötesi, kendi aralarında bir
iç savaş da söz konusu. Dolayısıyla, Suriye deki iç savaşta iki taraf söz
konusu iken, bugün çok sayıda farklı ülkeyi ve çıkarları-hesapları temsil eden
ve her geçen gün Esad karşısında kaybeden bir cephe söz konusu.
Burada, en temel kırılma noktasını ise hiç kuşkusuz
Batı nın, özellikle de Washington un politika değişikliği oluşturuyor. ABD nin
Rusya üzerinden Suriye de geliştirmeye başladığı yeni bölgesel-küresel
politika, Suriye deki iç savaşın seyrini de büyük ölçüde değiştirmiş durumda.
ABD nin buradaki en büyük gerekçesini ise, Suriye de
etkisini göstermeye başlayan radikal gruplar, teröristler oluşturmakta idi. Bu
hususun ısrarla altını çizen ABD nin müttefiklerinden beklediği cevabı
alamaması üzerine Cenevre sürecine, bir diğer ifadeyle Rus tezlerine
yaklaştığını, kısmi-şartlı destek vermeye başladığını hep birlikte gördük.
***
Bu değişiklik, hiç kuşkusuz, yukarıda da değinildiği
üzere iç savaşın seyrini önemli ölçüde etkilemeye başladı. Burada, Mısır da
gerçekleştirilen darbe süreçte tam bir dönüm noktası olarak kendisini gösterdi.
Nitekim darbe sonrası Yeni Ortadoğu sürecinde ve başta
Suriye olmak üzere Kuzey Afrika dan Afganistan a kadar geniş bir alanda hareket
eden koalisyon , örgütler-devletler bazında dağılmaya başladı.
Bu dağınıklık, kaçınılmaz olarak alanda çatışma halinde
bulunan grupları da derinden etkiledi. Özellikle de Mayıs 2013 sonrası
kendisini hissettirmeye başlayan bu durum, bölgede yeni radikal unsurların ön
plana çıkmasına da adeta zemin hazırladı.
Radikal terör örgütleri üzerinden, bir taşla bir kaç kuş
vurulmaya başlandı.
***
IŞİD, burada bir anlamda sürece adını verdi. Çok hızlı
çıkışı, operasyon kabiliyeti, hedefleri ve alanda kendisine sağlanan
kolaylıklar bir anda tüm gözlerin bu örgüte çevrilmeye başlanmasına neden
oldu.
İlk etapta Kuzey Suriye ağırlıklı bir çıkış sergileyen
IŞİD, bir süre sonra kendisine Irak ta da yer bulmakta zorlanmadı. Süleyman Şah
Türbesi yle Türkiye açısından da bir tehdit oluşturmaya başlayan IŞİD in
eylemleri, en az Esad ve Hizbullah kadar bölgede savaş halinde olan muhalifleri
ve onlara destek veren ülkeleri derinden etkilemeye başladı.
Başlangıçta adı El Kaide ile anılan bu örgütün, aslında
bir çakma olduğu ve tamamıyla bölgesel karşı istihbarat örgütlerinin bir
ürünü olduğu biraz geç de olsa anlaşıldı. Ve bu gelişme, Suriye de muhalifler
açısından radikal bir yol ayrımını da beraberinde getirdi.
Suriye İslam Meclisi, bu bağlamda önemli bir kırılma ve
yeni bir sürecin başlangıcı olarak kendisini gösteriyor. Özellikle de, Suudi
Arabistan-Körfez açısından. Bir sonraki yazımızda bunun üzerinde durmaya devam
edeceğiz...