Terör ve savaş salt insanlığın katliamı değildir.
Bölgemizde süren savaşta hedef daha çok Müslümanların kültür hayatına dönük. Bu
savaş bir nesli yok ediyor, doğru. Fakat insan doğurgan, giden insanın yerine
yenisi gelebiliyor. Bunu ifade ederken ne kadar zorlandığım bilinmeli. İnsan en
değerli varlık. Bu da doğru. Peki, bu doğrular arasında yanlış olan ne
Bosna da 250 bini aşkın insan öldü. Irak ta 1,5 milyonu
aşkın insan. Afganistan da da bunlarla orantılı insan ölüyor. Pakistan da da
öyle. Türkiye de otuz yılda 100 bini
aşkın insan öldü. Öyle ya da böyle.
Suriye savaşı çıktığından beri çırpınıp duruyoruz. Bu
savaş sadece bölgenin kaynaklarıyla ilgili değil diye. Asıl savaş kültür tarihi
üzerinde veriliyor. Batılılar Müslümanlara ait bölgelere savaş açtıklarında
önce kültür ve uygarlık belleklerini yok ediyorlar. Bugün Endülüs topraklarında
geriye ne kaldı Sadece birkaç yapı. Onlar da kiliseye dönüştürülmüş durumda. O
halleriyle bile bize bir ses veriyorlar.
Irak ta 1500 yıllık bir müze ve kültürel tarih talan
edildi. Bunlar İsrail ile Abede ye kaçırıldı, götürüldü. Irak ta geriye ne
kaldı Kuzey Irak batı tipi bir modern ülke hâline geliyor. Güney de öyle. Bu
yapılar, parklar, gazinolar, eğlence merkezleri, alış veriş merkezleri... Bu
yapılar içinde doğan büyüyen çocuklar gençler nasıl bir ruha sahip olacaklar
Suriye de Emeviye Camii ateşe verildi. Ramazan el-Buti
cami içinde, öğrencilere ders verirken başına kurşun sıkıldı. Bize ulaşan yeni
görüntülerle öğreniyoruz ki Ömer Camii nin minaresi de saldırılar sonucu
yıkılmış. Bu caminin yerine yenisi yapılsa, daha modern bir bina olsa, aynı
ruhu taşır mı
Batılılar yüz yıl öncesine ait eserlerini gözbebekleri
gibi koruyorlar. Biz ise Batı nın modernliğine, sıradanlığına talibiz. Kavgamız
ve savaşımız birbirimizle. Biz bir yandan birbirimizi tüketirken bir taraftan
da asıl ruhumuzu imha ediyoruz. Asıl tehlikelisi bu.
Müslüman ın uyanışı bir bütün olmalı. Hem kültür tarihini
koruyacak, hem ruhunu besleyecek kaynaklardan yararlanacak. Beslenme
kaynaklarını tüketen kurutan milletler millet olmaktan çıkarlar. Bir başka şeye
bürünürler. Müslümanları saran en büyük tehlikelerden biri. Bu, hiç kimsenin
umurunda değil. Moderniteye ayak uydurmak dahasını edinmek başatları.
İdeolojileri ya da ülküleri mal istifi, daha konfor bir hayat içinde olmak.
Oysa bunlar onun tüketimini hızlandırmaktan başka bir işe yaramıyor.
Kendilerini âlim, fikir babası, gazeteci, yazar ve öncü
gören ve bir boraya tutulanlara yanarım. Hayatın sadece bir yerine
odaklanıyorlar. Bir bütün olarak bakmıyorlar.
Kültür hayatımız bir bütün.
Sevgili Efendimizin gezdiği topraklara vardığımızda bizi
bir heyecan sarar. Efendimizin izlerini ararız. Bu bir özlem. Bu özlem bize
geleceğe ufuk açar. Geçmişten geleceğe uzanan uzun yolculukta bize ışık tutacak
olan bunlar.
Kültür tarihimize bakarken onların görkemini görürüz.
İstanbul u gözlerimizin önüne getirelim. Bir Süleymaniye, Sultanahmet siz,
Topkapı sız, Üsküdar sız, Eyüp süz, Fatih siz düşünebilir miyiz Haçlılar veya
o ruhu taşıyanların ilk hedefi bu eserlerdir. Bunlar ortadan kalkınca Haçlılar
o toprakları daha rahat bir işgali gerçekleştirebilirler.
Asıl işgal ruhlarda, zihinlerde.
Washington, New York, Manhattan türü modern bir kentte,
bir ortamda Müslüman ruhlu insan yetişir mi Bu yapıların ruhlarından beslenenler
ne kadar sizin insanınız olur Batı tipi bir demokrasi adına verilen kavgada,
savaşta yitirilen nelerdir Bunların üzerinde hiç kafa yoruluyor mu, zihinler
meşgul oluyor mu