Başlığa bakarak çıkarcı bir tavır sergilediğim akla
gelebilir. Ancak, son yıllarda iktidar tarafından sıkça kullanılan reel
politika anlayışının ülkelerin çıkarlarını başka ülkeler adına bir kenara
itmeleri anlamına gelmediği de ortadır. Özellikle de sömürgeci Hıristiyan
dünyanın İslam dünyasına bakışının temelini çıkar ve sömürü oluşturduğu
gerçeğini göremeyen yöneticiler onlarla oluşturdukları ikili ilişkiler ve
anlaşmalarla kendi çıkarlarını koruduklarını düşünürken sömürgecilere hizmet
ettiklerini anladıklarında çoğu zaman iş işten geçmiş olabiliyor.
Dış politikanın sadece günübirlik çıkarlar üzerine bina
edilemeyeceğini, tarihi bağlar, dini ve kültürel birliktelikler sebebiyle
devletler bazen çıkarlarını bir kenara bırakabilirler, bırakmalıdırlar da.
Ancak, uluslararası ilişkilerde ülkelerin çoğu zaman çıkarlarını ön planda
tutuğunu da görmezden gelmek doğru olmaz. Meseleye bu açıdan bakıldığında Büyük
Ortadoğu Projesi (BOP) olarak isimlendirilen sömürgeci güçlerin İsrail ile
ortak oluşturdukları planda gönüllü olarak eşbaşkanlık görevini üstlenmiş
olanların Barzani nin artık Kürtlerin geleceğine karar verme zamanı geldiği,
bunun bir referandum ile bağımsızlık ilanı olabileceği açıklamaları ile
birlikte düşünüldüğünde bölgemizde ABD güdümlü politikalarda aktif görev
almakla kime, kimlere hizmet ettiklerini görmeleri gerekir.
Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi Lideri Barzani ABD Dışişleri
Bakanı Kerry ye Yeni bir gerçeklik ve yeni bir Irak var derken bağımsızlık sinyalini
verdiği gibi CNN Televizyonuna konuşurken, Kürt halkının geleceğini tayin etme
vakti geldi diyerek aslında var olan gerçekliği ilan etmiş oluyor. Çünkü Irak
Kürtleri ABD nin bu ülkeyi işgali ile geleceklerini belirlemişlerdi. Daha
doğrusu işgalcilerle yaptıkları işbirliğinin karşılığı olarak bölgesel bir
yönetim ilan edilmiş, tam bağımsızlığa bir adımlık mesafe kalmıştı. Son olaylar
Barzani nin niyetini açık etmesine imkân vermiş oldu. Aslında Barzani geçmişte
de çeşitli ortamlarda bu düşüncesini açıklamıştı. Bölgemizde Bağımsız bir Kürt
devleti kurulması projesi ve fikrinin yeni olmadığı, İngilizlerin dağılan
Osmanlı İmparatorluğu topraklarına yönelik oluşturdukları haritada bir
Kürdistan devletine de yer verdikleri biliniyor. 1900 lü yılların başlarına
gidildiğinde bu gerçek tüm çıplaklığı ile görülür. Bu arada Barzani nin Saddam
yönetimine yönelik mücadelesi de aslında İngilizlerin haritasını bile çizdiği
planın hayata geçirilmesi yönündeki hamlelerinden ibaretti Saddam buna imkan
vermedi. ABD desteği ve itelemesine güvenerek Kuveyt i işgal etme yanlışı da
buna eklenince kellesini vermekten kurtulamadı. Ancak, Irak ın ABD ve
yandaşları tarafından işgali ile İngilizlerin yüz yıllık planının Kürtlerle
ilgili bölümü hayata geçirilmiş oldu. Aslında plan Kuzey Irak ta bağımsız bir
Kürt devleti kurulması ile de tamamlanmış olmuyor. Hedefte büyük Kürdistan ın
kurulması ve bunun için Irak, Suriye, hatta Türkiye nin ufalanması var.
Bu ülkenin insanı ve bu vatanın sevdalıları olarak bizi
elbette öncelikli olarak Türkiye ilgilendiriyor. Bu bakımdan bu ülkeyi
yönetenlerin artık başta ABD olmak üzere bölgemiz üzerinde hesaplar olanların
birinci derecede partnerinin Peşmerge olduğunu görmek, buna göre strateji
belirlemek gerekiyor. Özellikle ABD nin bölgesel partneri olduğumuzu sanmak hep
aleyhimize gelişiyor. Yıllar boyu Irak ın parçalanmasına karşı olduğumuz, Kuzey
Irak ta meydana gelecek bir oluşumun Türkiye nin kırmızı çizgisini oluşturduğu
yönündeki açıklamalarımız havada kaldı. Kuzey Irak ta istemediğimiz oluşum
gerçekleşti, şimdi Irak parçalanıyor. Bize de seyretmek düşüyor. Tüm bunları
birilerinin artık reel politika ile izah etmeleri mümkün değildir. Ve bağırıp
çağırarak ülkeleri korkutmanın da mümkün olmadığını görüp, bağırıp çağırmadan
ülke çıkarları doğrultusunda politikalar belirlenerek, bu politikaların
uygulanması sırasında bedel ödemek gündeme gelirse de bunu göze alabilmek
gerekiyor.