Suriye sorununun neresindeyiz?

Abone Ol

Bismillâhirrahmanirrahîm!

DÜNYA sıkıntılı bir süreçten geçiyor. İslâm dünyasının pek çok yerinde sorunlar var. Filistin, dinmeyen yaramız! İki aydır “ateşkes” süreci yaşanmasına rağmen, İsrail bir türlü ateşkese uymuyor. Sivillere saldırdı. 18 Mart’ın sahur vaktinde Gazze’de katliam yaptı. Sonrasındakilerle birlikte 710 şehidimiz var. 500’den fazla da yaralı! ABD, Kızıldeniz’de Siyonist ve emperyalistlerin gemilerine geçit vermediği için Yemen’e saldırdı. Onlarca kardeşimiz şehit düştü.

Dünyada yoğun bir gündem yaşandığı için Suriye sorununa dikkatlerimiz azaldı. Hâlbuki bugün Suriye, Esad döneminden daha tehlikeli bir süreçten geçiyor. Baas rejimi Suriye’sinde muhaliflerin dikkate alınmaması, zindanlardaki işkenceler, sığınmacılar gibi pek çok sorun vardı. Fakat Esad şiddetli bir Amerika karşıtıydı. O dönemde Amerika, Suriye’de yalnız “terör” üzerinden etkili oluyordu. Şimdi siyasi olarak da koordinasyonu tamamen eline aldı.

Bugünkü Suriye’de üst düzey iki yetkili, Esad döneminde de ABD’nin kontrolündeydi. HTŞ ve SDG, Amerika’nın verdiği silâh ve destekle varlıklarını sürdürdüler. HTŞ içinden gelen Suriye Devlet Başkanı ile SDG içinden gelen Mazlum Abdi arasında, ülkede yeni dönemin kapısını aralayan anlaşma imzalandı. Abdi, örgütünü feshetmek şartıyla devlet içinde yer aldı.

ABD gelişmeleri, Merkez Kuvvetler Komutanı (CENTCOM) General Michael E. Kurilla eliyle yakından takip ediyordu. Abdi, ABD ordusuna ait bir uçakla Şam’a indi. Suriye’de devlet töreniyle karşılandı. Bunlar, ipin ucunun ABD’nin elinde olduğunun delilleri!

KATILIMCI ÇÖZÜM

SURİYE’DE terör içinden gelenlerin devlet içinde belirleyici duruma getirilmeleri çözümü zorlaştırdı. Ülkeye dış müdahale sürdükçe sorunlar daha da arttı. İslâm dünyası, Siyonist ve sömürgeci odaklardan uzak olduğu oranda rahat nefes alabilir! Emperyal zincirleri kırmak ciddi kararlılık ister. Bu da “bir olmaya” ve “birbirimizle kenetlenme”ye bağlıdır.

Suriye’de “geçici hükümet” anlaşmalar yapıyor, millî güvenlik konseyi kuruyor, yüksek ulusal çıkarlar gibi sözler ediyor. Ama kontrol ABD’nin elinde olmaya devam ettikçe bunlar ülkeyi karışıklıktan bir türlü kurtaramıyor. Suriye’de barış ve istikrarın yolu içteki dengelerin iyi kurulmasından geçer. Her türlü inanç, yapı ve etnik unsurları kapsayan bir anayasa yapılmalıdır. Suriye sorununun çözümünde Suriyeliler bulunmalıdır. “Ortak paydalar” öne çıkarılmalıdır.

Suriye’nin kendi iç dinamikleri çok iyi kullanılmalıdır. Ülkesinin değerlerine sıkı sıkıya bağlı olan aklıselim insanlar devreye girmelidir. Biz, Suriye’yi Said Havva’ların, Cevdet Said’lerin, Ramazan el-Bûtî’lerin, Abdülkadir Üdeh’lerin ülkesi olarak görüyoruz. Suriye’nin kimliğine sahip çıkanlar hem Suriye’yi sömürgeci etkenlerden koruyacak hem de Suriye’nin Suriyelilere ait olmasını sağlayacaktır.

Amerika, İsrail, Batı ülkeleri; hatta Rusya Suriye’den pay kapma yarışına girmişken; 911 km sınır komşusu olan Türkiye bu çözümün neresindedir? Sadece hamaset yapmak, “Olayları yakından takip ediyoruz” türünden yuvarlak sözler etmek çözüm mü? Bizim, TBMM’deki bütün siyasi parti gruplarının katılımıyla oluşacak “stratejik Suriye politikamız” olması gerekmez mi?

GÜVENLİĞİMİZ İÇİN

SAADET Partisi, Suriye meselesindeki sorumluluğunu en iyi kavramış bir partidir. Genel Başkan Mahmut Arıkan, “Suriye meselesi, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük güvenlik sorununa dönüşmüştür” diyerek, Suriye üzerindeki Siyonist tehlikeye şöyle vurgu yaptı:

“Suriye’de olup bitenler, bölgenin daha istikrarsız duruma gelmesine, İsrail’in hedeflerine ulaşmasına hizmet etmektedir. Bölgemiz küresel güçlerin aparatları olan terör örgütlerinin varlığıyla kaybetti. Çözüm birlik olmak; bölge ülkeleriyle iş birliği alanlarını zorlamaktır. Diplomatik kanallar alabildiğince açık tutulmalıdır.” (29.11.2024)

Suriye sorunu ele alınırken İsrail’in birinci aktör olduğu unutulmamalıdır. ABD’nin sınırsız desteği de “mutlaka” dikkate alınmalıdır. İsrail, 1967’den beri, Suriye toprağı olan Golan Tepeleri’ni işgal altında tutmaktadır. 8 Aralık 2024’te Suriye’deki Baas rejiminin çökmesiyle birlikte; İsrail, işgalini daha da genişletmek için hemen Golan Tepeleri’nden geçerek Şam’ın 25 km yakınına kadar geldi. İsrail, Filistin’de ne kadar işgalci ise Suriye’de de o kadar işgalcidir.

İsrail, şimdi de Suriye’nin tarihi Kuneytra şehrinde askerî işgal noktaları oluşturarak Suriye’deki işgalini daha da güçlendirmeye çalışmaktadır. Kuneytra bölgesinde yaşayan Suriyeliler, İsrail ordusunun kurduğu askerî noktaların yakınındaki arazilerinde ziraat yapmalarının engellenmesinin endişesini yaşamaktadır.

Kısaca Suriye, en ciddi döneminden geçmektedir. Sınır ötesi operasyonlara büyük önem veren Türkiye’nin; şimdi de 911 km’lik sınır güvenliğini dikkate alarak; soruna ciddi, gerçekçi çözümler üretmekten başka çaresi kalmamıştır.