Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
ABD tarafından planlanan, İsrail ile birlikte yürütülen BOP, planlandığı gibi hayata geçirilmeye çalışılıyor. Derin analizler yapmaya gerek yok. Arap Baharı adı altında meydana gelen olaylar neticesinde Libya’da ve bölge ülkelerinde yaşananlar ortadadır. Bölge ülkelerini önce ufak parçalara bölmek, sonra da tamamen ortadan kaldırarak İsrail’e vilayet yapmak, BOP’un önemli hedeflerindendir. Önce Irak, Şii, Sünni ve Kürt bölgelerine bölündü. Sonra Libya parçalandı. Şimdi de Suriye parçalanmaya çalışılıyor. Sırada İran ve Türkiye var. ABD ve İsrail’in gerçek amacı, Büyük İsrail’i kurmak ve Siyonist İsrail’i bir dünya gücü haline getirmektir. Bu Siyonist tehdit karşısında İslam dünyası, kâğıttan yapılmış bir kule gibidir. İsrail’in güvenliği için Malezya’dan Fas’a bütün İslam coğrafyasında sınırlar yeniden çiziliyor ve çeşitli etnik gruplar arasında iç çatışmalar körükleniyor. ABD ve İsrail, Büyük İsrail’in kurulması için vaktin tamam, şartların uygun olduğuna inandıklarından Gazze’de oluşan İslam gücü HAMAS’ı ortadan kaldırmak, Gazze’yi ilhak etmek için büyük bir soykırım başlattılar. Gazze’yi yakıp yıkıyorlar ama direnişi bir türlü kıramıyorlar. Lübnan’da Hizbullah karşısında tutunamadıklarından şimdilik barışa rıza göstermek zorunda kaldılar. Tam bu sırada Suriye’nin kuzeyinde bütün bu olumsuzlukları unutturacak olaylar devreye sokuldu. 2018’de Türkiye’nin de terör örgütü olarak tanımladığı Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) ve beraberindeki gruplar, 27 Kasım’da Halep’in batı kırsalında Suriye ordusuna saldırı başlattı. Halep’i ve Hama’yı ele geçirdi. Suriye Milli Ordusu’ysa (SMO) omurgasını YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri; SDG denetimindeki Tel Fırat’a operasyon düzenliyor. SMO güçlerinin büyük ilerleme kaydettiği belirtiliyor.
MUHALİF GRUPLAR
Öncelikle Esad karşıtı güçlerin kimler olduğuna bakmak gerekir. Bu güçlerin çoğunluğu Heyet Tahrir el-Şam’a (HTŞ) bağlı gruplardan oluşuyor. HTŞ, 2016’da El Kaide’den ayrıldı. Ancak, 2018’den beri ABD Dışişleri Bakanlığı ve Türkiye tarafından yabancı bir terör örgütü olarak sınıflandırılmasına rağmen ABD ve İsrail tarafından desteklenip finanse ediliyor. HTŞ’nin lideri daha önce El Kaide’nin Suriye kolu Nusra Cephesi’ni yöneten Ebu Muhammed el-Culani’dir.
HTŞ’nin liderlik ettiği muhalif güçler içinde şu oluşumlar yer alıyor. 1. Feylak eş-Şam; Şam Kolordusu, 2. Ceyş el-İzza; İzzet Ordusu, 3. Sukur eş-Şam; Şam Şahinleri, 4. Ahrar eş-Şam; Şam Özgür Adamları, 5. Türkistan Tugayı, 6. Ensar et-Tevhid; Tevhid Destekçileri. Bütün bu gruplar, ABD ve İsrail adına iş tutan savaşçılardan oluşmaktadır. Bu grupların ABD ve İsrail’in desteği ve yönlendirmesi olmadan bu başarıyı elde etmeleri mümkün gözükmüyor.
SMO
HTŞ operasyonuna ek olarak aynı anda başka bir saldırı daha gerçekleşiyor. Bu ikinci operasyon ‘Türkiye tarafından finanse edilen’ Suriye muhalif çatı örgütü olan Suriye Ulusal Ordusu; SMO tarafından yürütülüyor. SMO’nun operasyonu ağırlıklı olarak Halep’in kuzeyindeki Kürt güçlerini hedef alıyor. Halep’in kuzeyindeki Kürtlere karşı savaşan SMO’nun üç taburu HTŞ liderliğindeki Esad karşıtı saldırıya katılıyor: a. Süleyman Şah Tümeni, b. Hamza Tümeni, c. El-Cebhe eş-Şamiye; Levant Cephesi. SMO bünyesinde yabancı savaşçının olmadığı biliniyor; bazıları Suriyeli Türkmenlerden oluşuyor.
OLASI SENARYOLAR
Suriye Devlet Başkanı Başar Esad için, “Düşüp düşmeyeceğini öngörmek imkânsızdır” yorumu yapılıyor. Bu beklentiye göre Esad düşerse uzmanlar şu senaryolardan söz ediyorlar.
Eğer HTŞ ve müttefikleri Suriye’yi ele geçirirse, ABD ve İsrail’in işini kolaylaştıracak radikal bir yönetim sergiler görüşü yaygındır. HTŞ’ye “hafif Taliban” diyenler de var. HTŞ ve önceki oluşumu Nusra Cephesi’nin, etnik ve dini azınlıklara yönelik kötü bir geçmişe sahip. Bundandır ki Suriye’de bulunan Kürtlerin durumu belirsiz. Kuzeydoğudaki PKK, PYD, SDG kontrolündeki bölgeler, aynı zamanda ABD kara birliklerinin bulunduğu alanlar, ABD koruması sayesinde ayakta kalabilir. Ancak ABD birlikleri sadece Fırat Nehri’nin doğusunda bulunuyor. Fırat’ın batısında Tel Rıfat ve Menbiç gibi yerler HTŞ veya SMO tarafından ele geçirilebilir. Hatta Kobani ve Rakka bile savunmasız çünkü ABD kara birlikleri bu noktalardan oldukça uzakta bulunuyor. ABD ve İsrail Gazze’de ve Lübnan’da kaybettiği itibarının üstünü akıllıca bu olaylar sayesinde örtmeyi sağladı denilebilir. Şu günlerde Gazze’de yaşanan dramı kimse konuşmuyor.
İSRAİL
ABD ve İsrail’in önemli savaş yöntemlerinden birisi de, parçala yut, taktiğidir. Suriye şayet HTŞ’nin eline geçerse İran’ın kara yoluyla İran’dan Irak ve Suriye üzerinden Gazze’ye Hizbullah’a silah taşıması imkânsız hale gelir. Beyrut Havalimanı ve Lübnan limanları fiilen İsrail’in deniz ve hava güçlerinin kontrolünde olduğu için HAMAS ve Hizbullah yardımsız kalabilir. Bu ise, İsrail için büyük bir kazançtır. Kısa vadede HTŞ tarafından yönetilen bir Suriye bitmeyen iç askeri ve dini çatışmalar nedeniyle zayıf ve istikrarsız kalır. Ve bu, İsrail için ciddi bir tehdit oluşturmaz. Ancak uzun vadede HTŞ gibi vekâlet savaşı yürüten gruplar, birbirine düşerler, bu da ayrıca İsrail ve ABD’nin hoşuna gider. Suriye’nin düşmesi demek Türkiye’nin düşmesi demektir.
GERÇEK ÇÖZÜM
Bölgede ABD ve İsrail’in kurmaya çalıştığı Büyük İsrail’in engellenmesi ve barışın sağlanması için gerçek çözüm; Türkiye’nin yeniden Milli Görüş’e dönmesi, Saadet Partisi’nin inançlı kadrolarının iktidarda olmasıdır. İslam Birliği kurulmadan bölgede istikrarın sağlanması imkânsızdır. Türkiye’de Saadet Partisi iktidarda olursa bu vatan, İsrail’e vilayet olmaz. Gazze, Lübnan, Filistin ve bütün İslam coğrafyası rahat bir nefes alır. Kim Türkiye’nin tarihteki şerefli yeri almasını istiyorsa Milli Görüş’te, Saadet Partisi’nde yerini almalıdır. Selam hidayete tabi olanlara…