Suriye ile ilgili haberler öylesine çelişkiler yumağı
oluşturuyor ki, işin içinden çıkmak, olayların özünü anlamak mümkün olmuyor.
Sanki, Suriye konusundaki bazı haberler bir takım merkezlerde özel olarak
üretiliyor ve medyaya yansıtılıyor.
Nedir kafa karışıklığına yol açan haberler
Olayların başlangıcından itibaren Türkiye Suriye’deki
gelişmelerin çok tehlikeli ve kanlı bir boyuta ulaştığına dünyanın dikkatini
çekmeye, özellikle de NATO’yu harekete geçmeye çağırdı. Bu çağrı öylesine sık
ve sürekli oldu ki, sanırsınız NATO hemen harekete geçecek Tüm çağrı ve
gelişmelere rağmen NATO kılını kıpırdatmadı. Neticede Suriye’deki çatışmalarda
hayatını kaybedenlerin sayısı 40 bini, komşu ülkelere iltica edenlerin sayısı
500 binlere ulaşınca ABD ve yandaşları Suriye yönetiminin elinde kimyasal ve
biyolojik silahların olduğunu tekrarlamaya başladılar. Sadece Esed’in elinde
kimyasal ve biyolojik silahların olduğuna dikkat çekilse belki bir uyarı görevi
yapıldığını düşünmek mümkündü. Bu tür açıklamalarda her seferinde Esed’in
elindeki silahların Türkiye için tehdit oluşturduğu, her an Türkiye’ye yönelik
kullanabileceğine vurgu yapıldı. Peki, Esed’in elindeki söz konusu silahlar
niçin İsrail için tehdit oluşturmuyor da sadece Türkiye için oluşturuyor
Suriye’deki iç çatışmayı Türkiye mi tetikledi Suriye’nin karışmasının tek
sorumlusu Türkiye miydi Böyle olduğunu söylemek doğru olmaz. Özellikle de Suriye’deki gelişmeler Arap Baharı adı
verilen olayların bir devamı olarak nitelendiriliyorsa Türkiye’yi sorumlu
göstermek kesinlikle doğru değildir, hatta bu tür değerlendirmeler Türkiye’yi
zorla olayların içine çekme gayretidir. Ne var ki Türkiye Suriye’deki
gelişmelere ilk günlerden itibaren gereğinden fazla ilgi duymuş, kesin taraf
görüntüsü vermiştir. Bunda haklı olup olmadığı ayrı bir konudur. Ancak,
Türkiye’nin bu tavrı sanki bölgedeki gelişmelerin tek başına yönlendiricisi
olma arzusunun bir sonucu olduğu görüntüsü vermiştir. Bölgemize yönelik Büyük
Ortadoğu Projesi’ni hazırlayıp piyasaya
süren ABD bile Türkiye kadar olaylara burnunu sokuyor görünmemiştir. Yani
olayın tezgahlayıcıları ilgileri yokmuş görüntüsü verirken, Türkiye sınır
komşusu olması hasebiyle olsa gerek açık tavır koymuş, belki de bilmediğimiz birileri tarafından arkasından
iteklenmiştir.
Sonuçta NATO Türkiye’nin uzun süreden beri yaptığı çağrılara
cevap olarak füze sistemleri göndermeye karar vermiştir. Bu karar verilene
kadar el altından fısıldanan bir takım haberlerle Türkiye bu füze sistemlerini
istemeye kendisini mecbur hisseder duruma getirilmiştir.
Netice itibariyle tüm bu açıklamaların arasındaki doğrular
yalanların arasında kaybolup gitmiştir.
Bugün gelinen noktada Patriotların Suriye’ye karşı değil
İran’a yönelik bir ABD-İsrail ortak saldırısı sırasında kullanılacağı, yani
İsrail’i korumaya yönelik olduğu iddialarına kesin yanlış demek mümkün mü
İşte size son günlerde medyaya yansıyan birkaç haberden kısa
özet:
“Patriot komutanı konuştu:
Suriye’nin attığı Scud füzeleri Türkiye yakınına düştü.
Türkiye’nin sınırlarını sorunlu devletlerden korumak zorundayız.”
Bu arada NATO Genel Sekreter Yardımcısı da yaptığı
açıklamada, Suriye’nin balistik füzelere sahip olduğunu ve bunların Türkiye’ye
yönlendirilme ihtimali olduğunu belirtiyor.
Bir başka haberde, “İran: Patriot dünya savaşı çıkaracak”
başlığı atında veriliyordu.
Son bir haber daha:
Özgür Suriye Ordusu’nun Suriye-İsrail sınırındaki
operasyonlarını yürüten komutanlarından Yasir el-Abbud, Esad yönetiminin
İsrail’in güvenliği için muhalifleri sınıra yaklaştırmadığını iddia etti.
Kısacası Suriye konusunda özellikle bir haber kirliliği
oluşturuluyor. Olayları değerlendirirken dikkatli olmak gerekiyor.