Suriye Gezi Parkı?nda kayboldu!

Abone Ol

Günlerden beri Gezi Parkı ile yatıp onunla kalkıyoruz.

Ağaç kesimi protesto diye başlayan gösteriler yurdun pek çok köşesine yayıldı,

binlerce insan yaralandı, yüzlerce araç ve konut tahrip edildi, olaylarda

hayatını kaybedenler oldu. Çok geçmeden görüldü ki, maksat yeşil sevdası ve bu

sevda uğruna kavga vermek değil. Çok yönlü bir ittifakın sokağa yansımasına

şahit olduk. Elbette herkes fikrini açıklayabilir, bunun için meydanlardan da

istifade edilebilir. Buna kimsenin bir itirazı olamaz. Ancak, olay bir gövde

gösterisine dönüşmüş ve bu yapılırken yasalar hiçe sayılmış, halk iradesine

karşı meydan okunmuş ise olay demokratik bir hakkın kullanımı boyutunu aşmış

demektir.

Bu köşede olayların başlangıcında bazı kararların

alınmasından önce yapılmak istenenin topluma çok iyi anlatılmasına, bunun için

halk oylamasına gidilmesi gerektiğini vurgulamıştım. Halkın sadece seçimden

seçime değil, önemli konularda da devreye sokulması gerektiğine dikkat çekerek,

Ben yaptım oldu anlayışının demokrasilerde fazla bir geçerliliği

olamayacağına dikkat çekmiştim.

Bu defa, Gezi Parkı olaylarının gündemin başında yer alan

konuları gündemin dışına ittiğine dikkat çekmek istiyorum Söz gelimi

Suriye deki gelişmelere Türkiye başından itibaren taraf oldu. Böyle olunca da

Suriye meselesi ülkemizin sorunu haline geldi. Özellikle Suriye den ülkemize

gelen mültecilerin sayısının artması, sınırımızın açık kapı halini alması ister

istemez Suriye deki olayları Türkiye ye de yansıttı. Tüm bunların yanında

Başbakan Erdoğan Suriye konusunda net bir şekilde muhaliflerin yanında yer aldı

ve onları desteklediğini sürekli deklere etti. Her fırsatta olayların sonuna

gelindiğini, Esad ın kısa süre sonra düşeceğini tekrarladı durdu. Ne var ki,

Suriye de Gezi Parkı olayları sebebiyle gözden kaçan gelişmeler oluyor.

Suriye de Esad, muhaliflerin eline geçen şehir ve kasabaları ele geçiriyor,

muhalifler sürekli çekiliyor. Kısacası Esad sürekli güçleniyor. Bunlar olurken

çok sayıda sivil hayatını kaybediyor. Çünkü Suriye ordu birlikleri

saldıracakları yerleşim birimlerini önce havadan vuruyor, ondan sonrada kara

birlikleriyle ele geçiriyor. Bütün bunlar olurken Türkiye nin stratejik

müttefiki ve çok güvendiği ABD seyirci konumunu koruyor. Rusya ise Suriye ye

her türlü desteği sürdürüyor. Belli ki, Suriye konusunda ABD ve Rusya arasında

tam olarak bilinmeyen bir anlaşma var. Bu anlaşmada Suriye nin tahrip olması,

yüz binlerin hayatının kaybetmesi pek önem taşımıyor.

Bu arada Irak taki merkezi yönetim ile Barzani arasındaki

ihtilaf giderilmiş, bir mutabakat sağlanmış görünüyor. Belli ki ABD Irak ta

oluşturduğu tablonun bozulmasını istemiyor. Taraflara telkinlerde bulunarak el

sıkışmalarını sağlamış görüntüsü veriyor. Bu arada İran a yönelik tehditlerde

oldukça azalmış durumda. Tüm bunlar gösteriyor ki, bölgede Mısır ın ardından

bir başka ülke ya da ülkelerde daha İhvan yanlısı yönetimler istenmiyor. Suriye

konusunda ABD nin sessizliğini Esad ı tutmasından çok Esad sonrası ile ilgili

kaygılarla izah etmek gerekiyor. Çünkü İsrail bu hususu Biz Esad ın

kalmasından yanayız. Çünkü Esad ı biliyoruz ama yerine nasıl bir yönetimin

geleceğini bilmiyoruz ifadesiyle net bir şekilde diye getirmişti. Böyle olunca

da ABD nin İsrail in istemediği bir çözümden yana tavır koyması beklenemezdi.

Kısacası görünen o ki; ABD ve İsrail bölgemizde İhvan yanlısı yönetimlerin iş

başına gelmesindense mevcut yapıların devam etmesinden yana. Çünkü bu yapının

devamı sürekli çatışma ve ölüm demek. İsrail için bundan uygun bir ortam

olabilir mi

ABD nin tutumunu anlamak kolay ama Rusya niçin İsrail in

işine yarayacak bir tavır sergiliyor ABD ile Rusya arasında az önce de dikkat

çektiğim gibi bir mutabakat vardır ya da Rusya ya sağlanan imkân Rusya yı böyle

davranmaya itmiş olabilir. Olayı sadece Suriye ile Rusya arasında var olan

anlaşmalarla izah etmek inandırıcı değildir.