Sürgündeki sanatçı-ııı

Abone Ol

İnsanın fıtri ya da doğal yetisinin kendiliğinden bir dışa vurumu veya yansıması şeklinde tanımlanabilecek merak yetisi ya da duygusu, sanat ve düşünce alanında kökten ve verimli değişimleri, dönüşümleri ve sonuçlara da yol açmıştır. Değişim, dönüşüm ve sonuçların olumlu ya da olumsuz nitelikler getirdiği biçiminde değerlendirilmesi itibari veya izafi, göreceli özellikleriyle ortaya konulabilir.

II. Dünya Savaşı sonrasında dünyada, özellikle Kıta Avrupası çerçevesinde insan, toplum ve devlet olguları üzerinde birtakım kuşkular, tereddütler, umutsuzluklar, yılgınlıklar, kötümserlikler belirginleşmeye başlamakla birlikte, bunların aşılması için soruşturmalar, araştırmalar, tartışmalar ve deneyimler de söz konusu olacaktır. Sözgelimi, Fransa özelinde, düşünce ya da felsefi düşünce alanında, J. P. Sartre’ın adeta sözcülüğünü üstlendiği Varoluşçuluk, belli ölçekte sanat ve edebiyat alanında da belirgin bir yankı bulacaktır.

Birtakım unsurların, olguların, durumların ve değişkenlerin varlığını ve etkilerini sürdürmelerine rağmen, düşünce, sanat ve edebiyat alanında bizde de ‘60’lı yıllarda bazı kıpırdanmalar, hareketler, atılımlar ve değişimler görünür hale geleceklerdir. Ancak, tarihi süreçlerin de gösterdiği üzere, insan ve toplum bağlamında bu türden değişim istemlerinin yoğunlaşmaya başlayarak basınç düzeyine ulaştığı aşamalarda, bunun siyaset alanında etkinliğe dönüştüğünü göz önünde tutmak gerekmektedir.

27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi ya da İhtilali, bazı çevre ve yazarlara göre Devrimi ve ’61 Anayasası, siyaset alanında açık ve kesin bir “Sağ” ve “Sol” ikili ayrımı yaparak bunu yerleştirmeyi amaçlamıştı. Ne var ki, amaçlanan söz konusu ayrım, “Sağ” kutupta ilk bakışta sorunsuz gibi görünmekle birlikte, “Sol” kutupta tartışmaları, itirazları, itham ve suçlamaları aleni hale getirmede bir vesileye dönüşmüştü. Nitekim, İstanbul Hukuk Fakültesi’ndeki akademisyenliğinden ayrılarak Türkiye İşçi Partisi (TİP)’ni kuran Mehmet Ali Aybar’ın öncülüğünde TBMM’de grup oluşturulacaktır. Dramatik sayılacak gelişmeler meselenin diğer yönüdür. “Sol” kavramının ya da deyiminin Cumhuriyet Halk Partisi adına üstlenilmesini İsmet İnönü bu süreçte açıklayacak ve parti programına dahil edilecektir.

Her ne kadar “Sağ” kutupta sorun yok görüntüsü sağlanmış izlenimi devam ettirilmiş olsa da, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB)’nde başlayan, ’69 Milletvekili Seçimlerinde açıkça ortaya çıkan Prof Dr. Necmettin Erbakan’ın, kaçınılmaz olarak Konya Bağımsız Milletvekili seçilmesi olayı derin bir uyuşmazlığın bulunduğunu su yüzüne çıkaracaktır. Milli Nizam Partisi (MNP) ve “Milli Görüş” düşüncesinin ortaya konulması böylece somutlaşacaktır.

Asıl değişim, düşünce, onu önceleyen olarak sanat ve edebiyat alanında başlamış ve olanca imkansızlıklara rağmen var oluşunu ortaya konulan ürünler ile somutlaştırma sürecine girmişti. Bizde düşünce, sanat ve edebiyat alanında değişimler, en azından Tanzimat’tan beri dergiler temelinde belirmiş, ifadesini bulmuş, ruhlarda ve gönüllerde devineni harekete geçirerek yatağını ve mecrasını oluşturmuştur, denebilir.

İşte, Sezai Karakoç’un, şiirlerini ve deneme yazılarını farklı birçok dergide yayınladıktan sonra ‘60’ta çıkardığı “Şiir Sanatı”yla işaretini verdiği köklü değişimi simgelemek üzere “Diriliş” dergisi ve onun içkin olduğu düşünce, sanat ve edebiyat etkinliği yola koyulacaktır. Bu yolun yöneldiği amaç “medeniyet” olgusuna atıfta bulunacaktır, ama amaca ulaştıracak hedeflerin, araçların, imkanların, güçlerin, ortam ve unsurların, karşıtını/karşıtlarını da araştırmayı, soruşturmayı, eleştirme ve irdelemeyi şart görüp gerektirecektir.