Sürece yönelik provokasyonlar olabilir

Abone Ol

Gazetemizin Ankara Bürosu nun kahvaltı davetine katılan

Hizmet-İş ve Hak-İş Konfederasyonu Genel Bakanı Mahmut Aslan ile iki saate

yakın sohbet etme imkânı bulduk. Ankara Temsilcimiz Mustafa Yılmaz ın

süreklilik kazandırdığı sabah kahvaltıları katılan konuklarla samimi sohbete

vesile oluyor. Bu arada dostlukların gelişmesine ve pekiştirilmesine katkı

sağlıyor. Bu bakımdan Ankara da bulunduğum için İstihbarat Şefimiz Saadettin

İnan ın davetini memnuniyetle karşıladım. Böylece hem iş ve siyaset hayatı ile

ilgili bilgilerimi tazelemek hem de uzun zamandan beri göremediğim aziz dostum

Mahmut Aslan ile danışmanı Yahya Düzenli ile hasret giderme fırsatı buldum.

Kısacası gazetemizin Ankara Bürosu ndaki sabah kahvaltısı benim açımdan oldukça

verimli geçti. Bu vesile ile hazırlayan kardeşlerime ve başta Hak-İş Genel

Başkanı Mahmut Aslan kardeşim olmak üzere katılımcılara teşekkürlerimi

sunuyorum.

Sohbetin ağırlıklı konusu elbette iş dünyası ve sendikal

hayattı. Ancak, Aslan ın akil adamlığı konuyu ister istemez o alana ve

özellikle de barış sürecine getirdi. Öncelikli olarak akil adamların

çalışmalarının yararlı olduğunu belirten Aslan, halkla ve sivil toplum

kuruluşları ile yaptıkları görüşmeleri, dile getirilen hususları ana hatları

ile anlattı. Bunu söylerken barış sürecinin kısa bir sürede sonuç vereceği

yönünde pembe tablo çizmediğini ancak, halkın isteklerini tespit ve bunların

iktidara yansıtılması açısından yararlı olduğunu söyledi ki elbette doğruydu.

Özellikle Güneydoğu Bölgesi nde halk arasında sürece farklı yaklaşımların

olduğunu, çoğunluğun terörün bitmesinden yana olmasına karşılık olaya devlet

ile bir hesaplaşma olarak bakanların da bulunduğunu, ancak temel insan

haklarının teminat altına alındığı bir Türkiye de birlikte yaşamaktan yana

olanların çoğunluğu oluşturduğunu belirti. Bunun yanında az da olsa bağımsız

bir Kürdistan hayalinde olanların da bulunduğunun da görüldüğünü söyledi.

Aslan a göre, bunun şimdilik bir hayal olarak kalacağı düşünülse de bu duygunun

çeşitli çevrelerce özellikle dış kaynaklarca sürekli canlı tutulmaya

çalışılacağı gerçeğini de unutmamak gerekiyor. Kürt sorunun ortaya çıkması

bölge insanının bir tepkisi olarak mı yoksa bir takım iç ve dış güçlerin

kaşımasının sonucumu ortaya çıktığı şeklindeki soruma, Aslan, bir takım

güçlerin bölgedeki Kürtlere Büyük Kürdistan hayalini aşıladığını, bunun içinde

Kürt sorununun sadece Türkiye ye has olmayıp İran, Irak ve Suriye yi de

kapsadığına dikkat çekti.

Meseleye bu açıdan bakıldığında Kürt sorununun sadece

Türkiye nin atacağı adımlarla çözüleceğini söylemek pek mümkün olmaz. Ancak,

özellikle insan hakları noktasında atılacak adımlar bölge insanının büyük bir

bölümünün birlikte yaşama düşüncesini pekiştirebilir. Ancak, bölge insanının

bağımsız karar verme noktasında olmadığını, bir yandan BDP diğer yandan PKK

militanlarının oluşturduğu baskı sebebiyle insanların serbest iradeleri ile

hareket etme imkânı bulamadıklarını görmek gerekiyor.

Özellikle BDP nin bölge insanındaki birlikte yaşama

duygusunun pekişmesi sonucu oy kaybedeceği yönündeki endişesi bu partiyi

hırçınlaştırıyor.

Kısacası görünen o ki, çözüm sürecinin akşamdan sabaha

sonuç vermesi mümkün değil. Hatta süreci sabote etmeye yönelik bir takım

provokasyonlar bile söz konusu olabilir. Bu arada, içeride halkın büyük bir

kesimi ile el sıkışılsa bile özellikle dış kaynaklı Kürtlere yönelik Büyük

Kürdistan hayali pompalanmaya devam edecektir. Bu sebeple sıkça dile getirdiğim

bir hususu bu vesile bir kez daha hatırlatmak isterim. Terör örgütünün nihai

hedefi bağımsız Kürt devletidir. Arada bir çözüm sürecine katkı veriyormuş gibi

görünseler de bu ideal sürüp gidecektir. Bu gerçeği görmezden gelmek yanıltıcı

olacaktır.

Aziz kardeşim Mahmut Aslan ile elbette sadece terör ve

çözüm sürecini konuşmadık ama hepsini burada aktarmam mümkün değil. Yeri

geldikçe paylaşmak ümidiyle