Türkiye (dinî veya sosyolojik) Sünnî çoğunluklu, Sünnî
kültürlü bir ülkedir. Bu ülkede Sünnîler iyi olursa, iyilik hakim olur,
bozulurlarsa her şey bozulur, sonunda yıkım ve çöküş olur.
Birtakım derin güçler sinsi bir şekilde Türkiye
Sünnîlerine büyük tuzaklar kurmuşlardır. Okuyanlara kolaylık olmak üzere bu tuzakları madde madde yazıyorum:
Birinci madde: Sünnî İslam ın için boşaltılmakta, din bir
ism ve resm haline getirilmektedir.
İkinci madde: Müslümanlar sekülerleştirilmekte,
laikleştirilmekte, dünyevileştirilmektedir. Din dünyadan koparılınca zaten
kendi kendine geriler çöker yıkılır.
Üçüncü madde: Planlı programlı şekilde Ehl-i Sünnet
yıkılmak, kazınmak, onun yerine seküler,
light, ılımlı, Şeriatsız, cihadsız, tesettürsüz, fıkıhsız, suya sabuna dokunmaz
evcil bir İslam türetilmek istenmektedir.
Dördüncü madde: Kapatılmış olan Medaris-i İslamiyye
(Sünnî İslam Medreseleri) açılmamakta,
icazetli din uleması ve fukaha yetiştirilmemektedir.
Beşinci madde: Müslümanlar birtakım ne idüğü belirsiz
bulaşık şaibeli, sarıklı Farmasonları peşinden gitmeyle çağrılmaktadır.
Altıncısı: Tarihe karışmış, ölmüş Mutezile fırkası
hortlatılmaktadır.
Yedincisi: Sünnî
Müslüman halk yığınları, bilhassa gençlik yoğun müstehcen hayasız yayınlarla
kasıtlı olarak bozulmak istenmektedir.
Sekizincisi: Nifak çeteleri Ehl-i Sünneti, Feminist
kadınlarla yıkmak istemektedir.
Dokuzuncusu: Fazlurrahmancılık fırkası sızmakta,
kadrolaşmaktadır.
Onuncusu: İslamî hareketin içine bazı Kriptolar sinsice
nüfuz etmiştir.
On birincisi: Sünnî Ümmet birliği yıkılmış, onun yerine
birbirinden kopuk bin parçadan oluşan bir İslamcılıklar Protestanlığı mozaiği
getirilmiştir.
On ikincisi: Derin dış güçler, aşırı aktivizm
cereyanlarını ve terörizmi el altından teşvik etmekte, Şeriata aykırı olan
vurup kırma aşıları yapılmaktadır.
On üçüncüsü: Sünnî bir kuruluş olan, öyle olması gereken
Diyanet mezhepler üstü hale getirilmek istenmektedir.
On dördüncüsü: Okullardaki mecburî sözde din dersleri bir
aldatmacadan ibarettir. Bu derslerin kitaplarının başında Paşa resmi, Paşa
beyannamesi bulunmakta, besmele bulunmamaktadır. Bunların içinde Ümmet, Şeriat,
Hilafet kelime ve kavramları yer almamaktadır.
On beşincisi: Yeterli, sağlam, güçlü din kültürüne sahip
olmayan halka, öncelikle farzları yerine getirmek konusunda telkin
yapılmamakta, lüks turistik seyahat haline getirilmiş umreler alabildiğine
teşvik edilmektedir.
On altıncısı: Bilhassa mübarek Ramazan aylarında dinî
konular magazinleştirilmekte, teravih
namazı vakitlerinde vur patlasın çal oynasın Ramazan şenlikleri, etkinlikleri,
eğlenceleri yapılmakta, halk ve gençlik camilerden uzaklaştırılmaktadır.
On yedincisi: İmamlık hizmeti her geçen gün biraz daha,
parayla namaz kıldırma memurluğu haline düşürülmekte, camiler yaldızlanırken,
mânevî bakımdan çökertilmekte, harap edilmektedir.
On sekizincisi: Kur an a, Sünnete, Şeriata, fıkha, İslam
medeniyetine uygun şer î tesettürün yerine; Batı usulü şeytanî, alaca bulaca,
erkeklerin dikkatini çeken bir tesettür modası çıkartılmakta, kadınlar ve
kızlar ifsad edilmektedir.
On dokuzuncusu: On milyonlarca Sünnî halkın dikkatleri
politika dedikodularına, seviyesiz polemiklere, magazin haberlerine çekilmekte,
islamî ciddî bir gündemden uzak tutulmaktadır.
Yirmincisi: Sünnî Müslümanlığın ana değerlerinden,
nizam-ı âlemi sağlayacak, yığınları ve sürüleri Ümmet yapacak; İmamet, Hilafet
konusu gündeme getirilmemekte, halka Zamanın İmamına biat ve itaat etme şuur
ve uyanıklığı kazandırılmamaktadır.
Yirmi birincisi: Sünnî yığınlar korkunç bir hayuhuy
içinde sersemletilmek, şaşırtılmak, sağını solunu bilmemek fetretine
yuvarlanmaktadır.
(İkinci yazı)
İdam Edilen katırlar
Güneydoğu da bir yerde köylülerin katırları devlet
tarafından kurşuna dizilmiş, cesetleri karların üzerine atılmış. Haberini
okuyup fotoğraflarını görünce çok üzüldüm.
Köylüler bunlarla kaçakçılık yapıyormuş Katırların ne
kabahati var
Devlet suçluları arar bulur, yakalar, kanunlara göre âdil
bir şekilde muhakeme eder, ceza verir. Katırların ne kabahati var
Kim ne derse desin bendeniz buna adaletsizlik,
vicdansızlık, merhametsizlik derim.
Bu zihniyet, CHP zamanında otuz iki vatandaşı muhakemesiz
kurşuna dizen General Mustafa Muğlalı zihniyetidir.
Medenî bir toplumda katiller idam edilebilir ama suçu
olmayan zavallı hayvanlar idam edilemez.
Bendeniz çocukluğumda kırsal kesimde yaşadım. O zamanlar
köylerde motorlu vasıta yoktu. İşlerin
çoğu hayvanlara gördürülürdü. Koyunların keçilerin ineklerin mandaların
öküzlerin atların katırların merkeplerin insana ne kadar dost, ne kadar cefa
çeken ne kadar vefalı olduklarını bilirim.
Şehir çocukları atların gözlerinin ne kadar güzel
olduğunu bilmez.
İslam merhamet şefkat vicdan dinidir. Bunların olmaması
büyük bir eksikliktir.
Bazı tarikatlarda dervişlerin olta ile balık tutması yasaktır.
Bunda iki sakınca vardır: Biri balığı aldatmak, ikincisi ona çok acı çektirmek.
Hiçbir suçları olmadığı halde katırların merhametsizce
gaddarca kurşunlanmaları memlekete devlete millete zarar ve uğursuzluk getirir.
İslam bilgeliğinin kurallarından biri şudur: Merhamet
etmeyene merhamet edilmez.
Zaten memleketin devletin halkın hal-i perişanına üzülüp
duruyordum, üzerine zavallı hayvanların kurşunlanması ilave edildi.
Hayvan haklarını savunanlar bu vahşet karşısında harekete
geçmeli, ayağa kalkmalı ve feryat etmelidir. Bendeniz güçsüz bir yazar olarak
bu kadar tepki verebiliyorum.
Göreceksiniz o katırların âhı yerde kalmayacak
29.03.2015