Sünnî Müslümanların İşi Çok Zor

Abone Ol

Mısır’da diktatörlük rejimi yıkıldı, hürriyet geldi, serbest

seçim yapıldı, Mursî devlet başkanı oldu. Lakin Siyonistler ve AB durumdan hiç

memnun değil. Çünkü Mursî sosyolojik Müslüman değil, inançlı ve dindar bir

Müslüman.

Mursî’yi gözden düşürmek, ilk fırsatta devirmek için

ellerinden geleni yapıyorlar.

Tabiî her yerde olduğu gibi işin içinde mezhep ayrılıkları

da rol oynuyor. İran ile Mısır’ın arası iyi değil…

BBC’nin haberlerinde “Mısır’da tartışmalı seçimler… “

başlıkları yer alıyor. Niçin “Mısır’da Seçimler…” demiyorlar da ille araya şu

“tartışmalı” sıfatını sokuşturuyorlar

Modern Mısır tarihinde şimdiye kadar şu son seçim kadar hür

ve demokratik bir seçim yapılmış mıdır

BOP planlarına göre bütün İslam ülkeleri bölünmeli, ortaya

bir yığın küçük devlet çıkartılmalıdır.

İslam dininin ve dünyasının gücünü kırabilmek için böl ve

parçala siyasetini takip ediyorlar.

Mısır’da, yüzde on azınlık Kıptîleri kullanıyorlar.

Orada bizde olduğu gibi güçlü bir Kripto Yahudi egemen

azınlığı var mıdır Olabilir. Bizde meş’um roller oynamış Hahambaşı Hayim

Nahum, Lozan’dan sonra Mısır’a gitmiş, 1950’li yıllarda ve diktatör

Abdünnasır’ın danışmanı ve akıl hocası olmuştu.

İslam düşmanları Mısır Müslümanlarının birbirlerinden kopuk

rakip hizip ve fırkalara ayırmıştır.

Türkiye’de olduğu gibi.

Yakın tarihte, İslam dünyasını fitne ve fesat yangınlarıyla

kavurup yakan bid’at cereyanları iki ülkede başlamıştır. Mısır ve Türkiye…

Şu meşhur, mahut, malum Farmason Afganî Kahirede kaldığı

yıllarda Müslüman mahallesinde oturmamış, Yahudi mahallesinde oturmuştur.

Türkiye Müslümanları Mısır Müslümanlarından daha

parçalanmış, bölünmüş vaziyettedir.

Reformcular ve bid’atçiler, İslamın ikinci ana kaynağı olan

Sünneti yıkmak, yıkamazlarsa zayıflatmak için harıl harıl gece gündüz

çalışıyor.

Türkiyede ne kadar çok İslamcılık var

İmanın altı temel şartından biri olan kader niçin inkar

ediliyor

Niçin, elifi görseler mertek sanacak kadar cahil olanlara

ictihad yapınız deniliyor

Niçin fıkıh ve hak mezhepler devre dışı bırakılmak

isteniyor

Siyonistlerin ve Haçlıların en büyük korkusu Müslümanların,

tek bir İmam-ı Kebir’e biat ederek birleşmeleridir.

Müslümanlar tek bir Ümmet oldukları zaman onları hiçbir güç

yenemez.

Kur’an, Sünnet, Şeriat, akıl, hikmet (=bilgelik) mü’minlere

ne diyor ... Birleşin birleşin birleşin diyor… Biz ne yapıyoruz. Parçalanıp

duruyoruz…

Rahmanın emrini dinlemiyoruz, Şeytanın dediğini yapıyoruz.

Parçalanmışlar, parçacılar, parçalar ne diyor .. Mezhep

bölücülüğünü bırakın Kur’anda birleşin!.. Ne parlak, ne yaldızlı bir söz…

Peki, Peygamber Efendimizin (Salat ve selam olsun ona) 1400

yıl önce mucizevî şekilde haber verdiği “Ümmetim yetmiş üç fırkaya

ayrılacaktır. Biri dışında hepsi ateştedir. Kurtulacak olan fırka benim ve

Ashabımın yolundan gidendir” hadîsi ne olacak

İslamda faydalı, rahmanî çeşitlilik vardır ama bugünkü

parçalanmışlık ve çeşitlilik gibi değil… Tek bir İslam devleti olur… Onun

başında bir Halife bulunur… Müslümanlar o Halifeye biat ve itaat ederler… Yüzde

seksen çoğunlukta olan Ehl-i Sünnet Müslümanları sarsılmaz bir Ümmet birliği

içinde yer alır… İşte bu çeşitlilik içinde dört hak fıkıh mezhebi olur… Şeriata

bağlı tarikatlar olur… Birbirlerine düşmanlık etmeyen meşrebler olur…

Bugünkü bozuk bid’at cereyanları, refomculuklar,

modernistler, Sünnet ve fıkıh düşmanlığı, Fazlurrahmancılıklar,

Şeriatîcilikler, üç hak ibrahimî din fırkası böyle değildir. Baksanıza birinin

ak dediğine öteki kara diyor.

Fazlurrahmancılık doğruysa, haksa niçin o fırkaya mensup

olanlar göğüslerini gererek biz Fazlurrahmancıyız demiyorlar da taqiyye ve

kitman yapıyorlar

Doğrusu Mısır’da Mursî’nin, Türkiyede Ehl-i Sünnet

Müslümanlarının işleri çok zordur. Allah akıl, fikir, firaset, dirayet, kiyaset

ihsan ve ilham buyursun.

* (İkinci yazı)

Üç Senedir Bir Gram             Çöp

Üretmeyen Aile

Bir Fransız gazetesinde okudum. Amerikalı bir aile üç

seneden beri zerre kadar çöp üretmemiş. Yemişler içmişler alış veriş yapmışlar

ama çöpleri olmamış… Bu işi nasıl becermişler Marketlerden, çarşılardan,

pazarlardan sebzeyi meyveyi bakliyatı pirinci açık ve ambalajsız almışlar.

Evlerinde saklama kapları, kavanozlar, bez torbalar varmış… Kavanoz boşalınca,

evde hazırladıkları reçeli ona koymuşlar… Ufak tefek kâğıt, poşet, naylon

şişeleri yakmışlar.

Evet, tekrar ediyorum üç sene zarfında bir gram bile çöpleri

olmamış… Bu aile bu tecrübelerini kitaplaştırmış.

İnsanlığın bir kısmı korkunç bir israf içinde yüzüyor.

Şehirlerde her gün dağlar gibi çöp toplanıyor, bunların taşınması ayrı bir bela

atılması ayrı bela…

Bendeniz Amerikalı aile kadar olmasam bile çok az çöp üreten

ve atan bir vatandaşım. Yanabilecek çöpleri sobada yakarım.

Bir toplum ne kadar çok çöp üretiyorsa o kadar müsriftir,

yani israf yapmaktadır ve dolayısıyla günahkardır.

Kur’an-ı Kerimde Allahın müsrifleri sevmediği, onların

şeytanın kardeşleri olduğu beyan edilmektedir.

İsrafın en küstahçası ve hayasızcası kuru ve bayat ekmekleri

çöpe atmaktır. Böyle yapanlar şeytanın has kardeşleridir.

Lüks otele gidiyor, açık büfeden elindeki kocaman tabağa

yiyebileceğinden çok fazla yemek dolduruyor… Masaya oturuyor, ne kadar tıkınsa

da bunları bitiremiyor, kalanlar çöpe gidiyor… Bunu yapan da şeytanın

kardeşidir.

Bilhassa hacc ve umre esnasında böyle israflar yapanlara çok

teessüf etmek gerekir. Yahu sen oraya Allaha ibadet etmek için gidiyorsun.

Nasıl böyle bir israf yapabilirsin İsraf etmek Allaha ve Peygambere (Salat ve

selam olsun ona) isyan değil midir

Bizim zamane Müslümanı abdest alırken bir yığın su ziyan

ediyor. İsraf!

Hiç lüzumu olmadığı halde evdeki elektrik ampulleri açık…

İsraf!

Uçakla bir yere gidecek, lüks mevkii bileti alıyor, üç misli

fazla para ödüyor…

İsraf… Gurur… Kibir…

Elli bin liralık bir otomobil ihtiyacını görebilir, o

gidiyor yüz elli bin liralık alıyor… İsraf!

Doyduktan sonra yemek, israf… İsraf haram…

Bu yazdıklarıma itiraz edecek kardeşlerime, ne haliniz varsa

görün derim… Fikirlerime ve görüşlerime katılan kardeşlerime bir teklifim var.

Amerikalı aile kadar yapamasak bile çöplerimizi azaltalım… Yıkanırken abdest

alırken suyu israf etmeyelim… Gerekmediği halde bütün ampulleri yakmayalım…

Marka fetişizmine kapılıp yüz liralık şeyi beş yüz liraya almak enayilik ve

salaklığına düşmeyelim. Ve bilhassa sığır gibi yemeyelim, Müslüman gibi

yiyelim.

23.12.2012