Müslümanların arasındaki ihtilaflar tefrikalar fitneler
fesatlar çekişmeler çatışmalar ortadan kaldırabilir mi Tamamen kaldırılamaz
ama azaltılabilir.
Sünnilerle Şiilerin yüzde yüz anlaşabilmeleri ve
ayrılıkları birliğe çevirmeleri imkansız denecek derecede zordur. Lakin kavga
etmemek, savaşmamak konusunda anlaşabilirler.
Vehhabiler kendilerini gibi düşünmeyenleri küfür ve şirk
ile suçluyor. Onlarla anlaşmak hemen hemen imkansızdır.
İslam dünyasının büyük çoğunluğu Ehl-i Sünnet
mezhebindendir.
Türkiye Müslümanların büyük çoğunluğu da Ehl-i
Sünnettendir.
İlk önce Ehl-i Sünnet Müslümanları kendi aralarında
birleşmelidir.
İslamda birlik farzdır, tefrika, parçalanma, bölünme ve
birbirine düşme haramdır.
Ehl-i Sünnet Müslümanlığı içinde meşreb çeşitlilik
olabilir ama bütün Sünnî Müslümanlar bir tek Ümmet olmakta birleşmelidir.
Bunun için bütün Sünnî Müslümanlar ehliyetli, liyakatli,
kiyasetli, muktedir, dirayetli bir İmam-ı Kebire biat ve itaat etmelidir.
Sünnî Müslümanların bir Ümmet teşkilatı olması şarttır.
Suriyedeki duruma bakınız. Sünnîler, Şiîler, Selefîler,
şu veya bu fırkadan Müslümanlar zulmü durdurmak, halkı korumak, kan dökülmesini
önlemek için birleşebiliyor mu
Pakistana bakınız. Orada Sünnîlerle Şiîler arasında sanki
bir savaş var.
Sünniler başlarına bir İmam seçip ona biat ve itaat
etseler diğer fırkalar kabul etmez.
Derlenmeye toparlanmaya birleşmeye önce çoğunlukta olan
Sünniler başlasın.
Türkiyede çoğunluğu oluşturan Sünnileri bin parçaya
bölmek için Derin Şer Güçleri planlı ve programlı olarak faaliyet gösteriyor.
Ülkemize dışarıdan büyük miktarda petro-dolar girdiği ve
dağıtıldığı söyleniyor.
Ehl-i Sünnet düşmanları Sünnî kesimde korkunç bir kaos ve
anarşi çıkarmışlardır.
Bütün Sünnî Müslümanlar aşağıda sayacağım konularda
birleşmelidir:
1. Sahih=doğru itikatta 2. Ehl-i Sünnet fıkhında 3. Bir
Ümmet çatısı altında 4. Ehliyetli ve muktedir bir İmama biat ve itaatta 5.
Beş vakit namazı eda etmekte 6. Zekatı Kur ana, Sünnete, Şeriata, fıkha uygun
bir şekilde vermekte 6. Kur anı kendi re y ve hevasıyla yorumlamamakta 7.
İslam ahlakının hükümlerine uymakta 8. İslam medreseleri açarak icazetli ve
vasıflı ulema ve fukaha yetiştirmekte 9. Tevhidî tedrisat yapacak gerçek İslam
Mektepleri açmakta 10. Şeriata, İslamın zahir hükümlerine bağlı tasavvufî
faaliyetlerde
Ehl-i Sünnet Müslümanların birleşmesi kolay olmayacaktır.
Siyonizm, kapitalizm, liberalizm, ABD, AB, çeşitli emperyalizmler ve
sömürgecilikler böyle bir birleşmeyi önlemek için ellerinden geleni, gerekirse
savaş bile yapacaklardır.
Küfür ve nifak dünyası cihadsız, İmamsız, Ümmetsiz,
Şeriatsız, tesettürsüz light ve ılımlı yeni bir İslam türetmeye çalışıyor.
Maalesef birtakım cahil ve gafil Müslümanlar bu tuzağa düşmüşlerdir.
İslam kalesi içinden feth edilmektedir.
İslamî hizmetlerin, faaliyetlerin ve hareketin içine
Kripto Yahudiler ve Kripto Haçlılar sızmıştır.
Ülkemizde dehşet verici bir Sünnet düşmanlığı
yapılmaktadır.
Güçlü ve sağlam bir din eğitimi almamış milyonlarca
Müslüman, ehliyetsiz kimseler tarafından yapılmış ve içlerinde son derece vahim
hatâlar ve tahrifat bulunan Kur an mealleri, tercümeleri, tefsirleri ile
aldatılmaktadır.
Ehl-i Sünnet Müslümanları İslamın ana caddesinden
çıkartılıp çıkmaz yollara, patikalara sokulmak isteniyor.
Müslümanların cumhur-i ulema yolunu bırakıp birtakım
aşırıların, merdutların şazz görüşlerini benimsemeleri istenmektedir.
Fesatçılar Kur andaki, Sünnetteki, Şeriat ve fıkıhtaki,
Feminizm sapık ideolojisine uymayan hükümleri ayıklamak istiyor. Böyle bir şey
1400 yıllık İslam tarihinde görülmemiş yıkıcı bir bid attir.
Tek bir Ümmet haline gelmek, ehliyetli ve muktedir bir
İmama biat ve itaat etmek, dinde yapılmak istenen bütün reformları,
yenilikleri, değişimleri reddetmek bütün Müslümanlara vacibtir.
Ehl-i Sünnet Müslümanları bu sayılanları yapamazsa
gelecekleri çok karanlıktır.
Ümmet çatısı altında bir İmam-ı Kebire biat ve itaat
ederek, namazı dosdoğru kılarak, din ilimleri konusunda râsih ve muhlis ulema
ve fukaha yetiştirerek, Şeyh Şâmil gibi mücahidler, Salahaddin gibi reisler
yetiştirerek kurtulabiliriz ancak.
Bugünkü tefrika, bugünkü cehalet, bugünkü gaflet, bugünkü
fitne ve fesatla zilletten, esaretten, zebunluktan kurtulamayız.
(İkinci yazı)
Düstur Cildinde Meşihat Bütçesi
Biraz ıvır zıvır almak için ara sokaklardan birindeki
eskiciye gittim. 885 sayfalık tertib-i sani DÜSTUR UN birinci cildini aldım.
Tarih 10 Temmuz 1324 - 29 Teşrinievvel 1325 (23 Temmuz 1908- 11 Kasım 1909).
Bu Düstur un 539 uncu sayfasında İlmiye Dairesi nin
ödenekleri yazılmış. Okuyucularıma bir fikir vermek için bazı başlıkları oradan
alarak dercediyorum:
Makam-ı Meşihat-ı İslamiye (Şeyhülislamlık)
Şeyhülislamlık Müsteşarlığı Fetva Emaneti (Fetva Dairesi) Fetvahane Heyeti
Ders Vekaleti (İslam medreseleriyle ilgilenen daire) Meclis-i Tedkikat-ı
Şer iye Dairesi Reisi Mekteb-i Kuzat (Kadılık okulu) Mushafların ve dini
yayınların incelenmesi ve kontrolü dairesi Meclis-i Meşayih (Tarikatleri
kontrol eden Şeyhler Meclisi) Meclis-i İdare-i Eytam (Yetimlerle ilgili
daire) Ecnebi ülkelerdeki müftüler ve müezzinbaşı Kazasker İstanbul Kadılığı
Kassam-ı Umumi (Miras meseleleriyle vazifeli daire) Eyüp Kadılığı Galata
Kadılığı Üsküdar Kadılığı Mahmud Paşa Niyabeti Davud Paşa Niyabeti Kasım
Paşa Niyabeti Beykoz Niyabeti Makriköyü (Bakırköy) Niyabeti Yeniköy
Niyabeti Kıbrıs Kadılığı
Osmanlı Devleti nde Meşihat=Şeyhülislamlık Dairesi çok
önemli hizmetler görürdü. Nizamiye mahkemelerinin yanında kadılıklar da
davalara bakardı. Ülkenin her yerinde medreseler vardı. Bunlar Maarif=Milli
Eğitim Bakanlığı na değil Şeyhülislamlığa bağlıydı. Bütün tarikat ve tasavvuf
tekkeleri Şeyhülislamlık dairesi tarafından kontrol edilirdi. Şeyhülislamların,
gerektiğinde padişahları tahtlarından indirmeye salahiyetleri vardı. Protokolda
şeyhülislam sadrazamla aynı seviyedeydi.
Osmanlı medreseleri zayıflamıştı ama en kötü zamanlarda
bile onlardan Şeyhülislam Mustafa Sabri, Ders Vekili Zahid El-Kevseri,
Müfessir-i şehîr Elmalılı Hamdi Efendi, Hatemü l-Fukaha Dersiamdan Ömer Nasuhi
Bilmen, Silistreli Şeyh Süleyman Hilmi Tunahan gibi büyük âlimler, fakihler ve
mürşidler yetişmiştir. 1922 de Saltanat la birlikte Şeyhülislamlık da yıkıldı.
Müslümanlar ipi kopmuş bir tespihin taneleri, şirazesi dağılmış bir kitabın
sahifeleri gibi etrafa saçıldılar, muhalif rüzigârlarla sağa sola uçuştular.
Eskiden Osmanlı şehirlerinde icazetli müftüler bulunurdu
ve dini konular onlara sorulurdu.
Günümüzde önüne gelen fetva veriyor Elifi mertek sanan
fetva veriyor Fıkıh bilmeyen fetva veriyor Tezebzüb, anarşi, kaos
Son Osmanlı Padişahı Vahidüddin Han Hazretleri fıkıh
konusunda derin bilgiye sahipti.
Osmanlı Devleti Ehl-i Sünnet itikadı ve fıkhını esas
almıştı. Resmi mezhebi Hanefilik idi. Diğer üç mezhep de serbestti. Ama dört
hak mezhebin dışında başka hak mezhep olduğu kabul edilmezdi.
Cumhuriyetin ilk yıllarında kabinede Şer iye Vekâleti
vardı, bakanlar arasında sarıklı, cübbeli, sakallı bir din âlimi otururdu.
Şer iye Vekâleti kaldırıldı, Diyanet Riyaseti kuruldu. Din işleri, Kemalist
rejimin baskısı ve sıkı kontrolü altındaki, genel müdürlük seviyesinde bir
daire tarafından idare edilmeye başlandı. Sonra ne oldu Manzaraya bakınız
10.05.2013