Sünnî Müslümanlar Birleşiniz!

Abone Ol

Müslümanların arasındaki ihtilaflar tefrikalar fitneler

fesatlar çekişmeler çatışmalar ortadan kaldırabilir mi Tamamen kaldırılamaz

ama azaltılabilir.

Sünnilerle Şiilerin yüzde yüz anlaşabilmeleri ve

ayrılıkları birliğe çevirmeleri imkansız denecek derecede zordur. Lakin kavga

etmemek, savaşmamak konusunda anlaşabilirler.

Vehhabiler kendilerini gibi düşünmeyenleri küfür ve şirk

ile suçluyor. Onlarla anlaşmak hemen hemen imkansızdır.

İslam dünyasının büyük çoğunluğu Ehl-i Sünnet

mezhebindendir.

Türkiye Müslümanların büyük çoğunluğu da Ehl-i

Sünnettendir.

İlk önce Ehl-i Sünnet Müslümanları kendi aralarında

birleşmelidir.

İslamda birlik farzdır, tefrika, parçalanma, bölünme ve

birbirine düşme haramdır.

Ehl-i Sünnet Müslümanlığı içinde meşreb çeşitlilik

olabilir ama bütün Sünnî Müslümanlar bir tek Ümmet olmakta birleşmelidir.

Bunun için bütün Sünnî Müslümanlar ehliyetli, liyakatli,

kiyasetli, muktedir, dirayetli bir İmam-ı Kebire biat ve itaat etmelidir.

Sünnî Müslümanların bir Ümmet teşkilatı olması şarttır.

Suriyedeki duruma bakınız. Sünnîler, Şiîler, Selefîler,

şu veya bu fırkadan Müslümanlar zulmü durdurmak, halkı korumak, kan dökülmesini

önlemek için birleşebiliyor mu

Pakistana bakınız. Orada Sünnîlerle Şiîler arasında sanki

bir savaş var.

Sünniler başlarına bir İmam seçip ona biat ve itaat

etseler diğer fırkalar kabul etmez.

Derlenmeye toparlanmaya birleşmeye önce çoğunlukta olan

Sünniler başlasın.

Türkiyede çoğunluğu oluşturan Sünnileri bin parçaya

bölmek için Derin Şer Güçleri planlı ve programlı olarak faaliyet gösteriyor.

Ülkemize dışarıdan büyük miktarda petro-dolar girdiği ve

dağıtıldığı söyleniyor.

Ehl-i Sünnet düşmanları Sünnî kesimde korkunç bir kaos ve

anarşi çıkarmışlardır.

Bütün Sünnî Müslümanlar aşağıda sayacağım konularda

birleşmelidir:

1. Sahih=doğru itikatta 2. Ehl-i Sünnet fıkhında 3. Bir

Ümmet çatısı altında 4. Ehliyetli ve muktedir bir İmama biat ve itaatta 5.

Beş vakit namazı eda etmekte 6. Zekatı Kur ana, Sünnete, Şeriata, fıkha uygun

bir şekilde vermekte 6. Kur anı kendi re y ve hevasıyla yorumlamamakta 7.

İslam ahlakının hükümlerine uymakta 8. İslam medreseleri açarak icazetli ve

vasıflı ulema ve fukaha yetiştirmekte 9. Tevhidî tedrisat yapacak gerçek İslam

Mektepleri açmakta 10. Şeriata, İslamın zahir hükümlerine bağlı tasavvufî

faaliyetlerde

Ehl-i Sünnet Müslümanların birleşmesi kolay olmayacaktır.

Siyonizm, kapitalizm, liberalizm, ABD, AB, çeşitli emperyalizmler ve

sömürgecilikler böyle bir birleşmeyi önlemek için ellerinden geleni, gerekirse

savaş bile yapacaklardır.

Küfür ve nifak dünyası cihadsız, İmamsız, Ümmetsiz,

Şeriatsız, tesettürsüz light ve ılımlı yeni bir İslam türetmeye çalışıyor.

Maalesef birtakım cahil ve gafil Müslümanlar bu tuzağa düşmüşlerdir.

İslam kalesi içinden feth edilmektedir.

İslamî hizmetlerin, faaliyetlerin ve hareketin içine

Kripto Yahudiler ve Kripto Haçlılar sızmıştır.

Ülkemizde dehşet verici bir Sünnet düşmanlığı

yapılmaktadır.

Güçlü ve sağlam bir din eğitimi almamış milyonlarca

Müslüman, ehliyetsiz kimseler tarafından yapılmış ve içlerinde son derece vahim

hatâlar ve tahrifat bulunan Kur an mealleri, tercümeleri, tefsirleri ile

aldatılmaktadır.

Ehl-i Sünnet Müslümanları İslamın ana caddesinden

çıkartılıp çıkmaz yollara, patikalara sokulmak isteniyor.

Müslümanların cumhur-i ulema yolunu bırakıp birtakım

aşırıların, merdutların şazz görüşlerini benimsemeleri istenmektedir.

Fesatçılar Kur andaki, Sünnetteki, Şeriat ve fıkıhtaki,

Feminizm sapık ideolojisine uymayan hükümleri ayıklamak istiyor. Böyle bir şey

1400 yıllık İslam tarihinde görülmemiş yıkıcı bir bid attir.

Tek bir Ümmet haline gelmek, ehliyetli ve muktedir bir

İmama biat ve itaat etmek, dinde yapılmak istenen bütün reformları,

yenilikleri, değişimleri reddetmek bütün Müslümanlara vacibtir.

Ehl-i Sünnet Müslümanları bu sayılanları yapamazsa

gelecekleri çok karanlıktır.

Ümmet çatısı altında bir İmam-ı Kebire biat ve itaat

ederek, namazı dosdoğru kılarak, din ilimleri konusunda râsih ve muhlis ulema

ve fukaha yetiştirerek, Şeyh Şâmil gibi mücahidler, Salahaddin gibi reisler

yetiştirerek kurtulabiliriz ancak.

Bugünkü tefrika, bugünkü cehalet, bugünkü gaflet, bugünkü

fitne ve fesatla zilletten, esaretten, zebunluktan kurtulamayız.

(İkinci yazı)

Düstur Cildinde Meşihat Bütçesi

Biraz ıvır zıvır almak için ara sokaklardan birindeki

eskiciye gittim. 885 sayfalık tertib-i sani DÜSTUR UN birinci cildini aldım.

Tarih 10 Temmuz 1324 - 29 Teşrinievvel 1325 (23 Temmuz 1908- 11 Kasım 1909).

Bu Düstur un 539 uncu sayfasında İlmiye Dairesi nin

ödenekleri yazılmış. Okuyucularıma bir fikir vermek için bazı başlıkları oradan

alarak dercediyorum:

Makam-ı Meşihat-ı İslamiye (Şeyhülislamlık)

Şeyhülislamlık Müsteşarlığı Fetva Emaneti (Fetva Dairesi) Fetvahane Heyeti

Ders Vekaleti (İslam medreseleriyle ilgilenen daire) Meclis-i Tedkikat-ı

Şer iye Dairesi Reisi Mekteb-i Kuzat (Kadılık okulu) Mushafların ve dini

yayınların incelenmesi ve kontrolü dairesi Meclis-i Meşayih (Tarikatleri

kontrol eden Şeyhler Meclisi) Meclis-i İdare-i Eytam (Yetimlerle ilgili

daire) Ecnebi ülkelerdeki müftüler ve müezzinbaşı Kazasker İstanbul Kadılığı

Kassam-ı Umumi (Miras meseleleriyle vazifeli daire) Eyüp Kadılığı Galata

Kadılığı Üsküdar Kadılığı Mahmud Paşa Niyabeti Davud Paşa Niyabeti Kasım

Paşa Niyabeti Beykoz Niyabeti Makriköyü (Bakırköy) Niyabeti Yeniköy

Niyabeti Kıbrıs Kadılığı

Osmanlı Devleti nde Meşihat=Şeyhülislamlık Dairesi çok

önemli hizmetler görürdü. Nizamiye mahkemelerinin yanında kadılıklar da

davalara bakardı. Ülkenin her yerinde medreseler vardı. Bunlar Maarif=Milli

Eğitim Bakanlığı na değil Şeyhülislamlığa bağlıydı. Bütün tarikat ve tasavvuf

tekkeleri Şeyhülislamlık dairesi tarafından kontrol edilirdi. Şeyhülislamların,

gerektiğinde padişahları tahtlarından indirmeye salahiyetleri vardı. Protokolda

şeyhülislam sadrazamla aynı seviyedeydi.

Osmanlı medreseleri zayıflamıştı ama en kötü zamanlarda

bile onlardan Şeyhülislam Mustafa Sabri, Ders Vekili Zahid El-Kevseri,

Müfessir-i şehîr Elmalılı Hamdi Efendi, Hatemü l-Fukaha Dersiamdan Ömer Nasuhi

Bilmen, Silistreli Şeyh Süleyman Hilmi Tunahan gibi büyük âlimler, fakihler ve

mürşidler yetişmiştir. 1922 de Saltanat la birlikte Şeyhülislamlık da yıkıldı.

Müslümanlar ipi kopmuş bir tespihin taneleri, şirazesi dağılmış bir kitabın

sahifeleri gibi etrafa saçıldılar, muhalif rüzigârlarla sağa sola uçuştular.

Eskiden Osmanlı şehirlerinde icazetli müftüler bulunurdu

ve dini konular onlara sorulurdu.

Günümüzde önüne gelen fetva veriyor Elifi mertek sanan

fetva veriyor Fıkıh bilmeyen fetva veriyor Tezebzüb, anarşi, kaos

Son Osmanlı Padişahı Vahidüddin Han Hazretleri fıkıh

konusunda derin bilgiye sahipti.

Osmanlı Devleti Ehl-i Sünnet itikadı ve fıkhını esas

almıştı. Resmi mezhebi Hanefilik idi. Diğer üç mezhep de serbestti. Ama dört

hak mezhebin dışında başka hak mezhep olduğu kabul edilmezdi.

Cumhuriyetin ilk yıllarında kabinede Şer iye Vekâleti

vardı, bakanlar arasında sarıklı, cübbeli, sakallı bir din âlimi otururdu.

Şer iye Vekâleti kaldırıldı, Diyanet Riyaseti kuruldu. Din işleri, Kemalist

rejimin baskısı ve sıkı kontrolü altındaki, genel müdürlük seviyesinde bir

daire tarafından idare edilmeye başlandı. Sonra ne oldu Manzaraya bakınız

10.05.2013