KABRE girdiğimizde Münker-Nekir in bize ilk sorusu, Men
Rabbüke , yani Rabbin kim olacak. Bu soruya ilim tahsil ederken vefat eden
bir medrese talebesi, Men, mübtedâdır. Rabbüke onun haberidir. Bu soru
kolaydır, bana zor olanı sorun! diye cevap vermiş. Hz. Ömer de (R.A.),
mezardaki sorguya ne cevap vereceğini soran Peygamber Efendimize (A.S.M.), O
vakit ben bu halde mi olacağım. Bu akıl bu başta mı olacak diye sormuş.
Evet! cevabını alınca, Ömer onlara yeter. Gerekli cevabı veririm demiş.
Allah ın izniyle ben de şu cevabı vereceğim:
Benim Rabbim, Rabbü l Âlemîn dir. Sultanlar Sultanı dır.
Bin bir isim sahibidir. Zerreden Şems e kadar, yeryüzünde ve gökyüzünde ne
varsa, O nun kuludur. Bütün mevcudat O nu tespih etmektedir. Bu kâinattaki
bütün mevcudat, bütün mahlûkat Rabbimin koymuş olduğu tekvini kânunlara
tâbidir. O kanunlar çerçevesinde hareket etmektedirler. Rabbim kâinata bu
tekvini kanunları koyduğu gibi bu dünyada imtihana tâbi olan zîşuûr mahlûkatın,
yani insanların ve cinlerin ef al-i ihtiyâriyelerini tanzim için de kanunlar
koymuştur. Bu kanunlarını da peygamberleri ve bazı peygamberlere vermiş olduğu
kitapları vasıtasıyla açıklamıştır. Yani Sultanlar Sultanı olan Rabbim,
insanları ve cinleri bu dünyada başıboş bırakmamış, kendi keyiflerine göre
hareket etmelerine izin vermemiştir. Sosyal hayatta, ticaret hayatında, aile
hayatında, devlet hayatında nasıl davranılması gerektiğini, nelerin caiz,
nelerin yasak olduğunu beyan buyurmuştur.
Benim Rabbim Rahman dır, Rezzak tır. Yarattığı bütün
mahlûkatın rızkını verir. Bu dünya imtihanında, imtihanı yüz akıyla vermeleri
için bütün imkânları hazırlar. Bazı insanlar bunu görmez, nankörlük eder.
Cenab-ı Hakk ın rubûbiyetine, saltanatına şirk koşar. Firavun un, Nemrut un,
Ebu Cehil in dediği gibi der. Onlar öldükten sonra, kıyamet kopunca, haşir
meydanına getirilince mülkün hakikî sahibinin kim olduğunu göreceklerdir. O gün
sadece ve sadece Malik-i yevmüddin in yani, din günü de denilen ve hesap
gününün Mâlik i olan Allah-u Azimüşşân ın hükmü geçerli olacaktır. Biz de
hüküm koyarız diyenler, Sultanlar Sultanının saltanatına şirk koşanlar, Hâkim,
Hakîm ve Hakem isimlerini görmezden gelenler, Ahkemü l hâkiminin dergâhında
korku içerisinde bekleyeceklerdir.
Benim Rabbim Kadir dir. Her şeye gücü yeter. O nun emri
ile dünyadan milyon defa büyük milyar kere milyar yıldızlar, galaksiler müthiş
bir süratle döner, mihverlerinden bir milim bile sapmazlar. O yıldızlar
Rabbimin muti (itaatkâr) askerleri olan melek taifesinin mescid-i seyyarıdır
(gezici mescididir). Gökyüzünde bir karışlık boş yer yoktur. Her yer Allah ın
bu itaatkâr askerleriyle doludur. O askerler Sultanlar Sultanı nın saltanatının
haşmetinin ilancılarıdırlar. Her bir yağmur tanesini, her bir kar tanesini bir
melek yeryüzüne indirir. O meleklerin reislerinden Cebrail Aleyhisselamın altı
yüz kanadı vardır. O kanatlarını açtığı zaman doğu ile batı arasını kaplar.
Yine o meleklerden yedi kat semayı ve yeryüzünü yutacak cesamette olanlar
vardır. Rabbim emretse bir teki bütün küfür diyarlarını hâk ile yeksan eder.
Ama o zaman imtihan sırrı kaybolur. İmtihan gereği, Allah ın hükümlerine set
çeken, zalimlere, gasıplara, hırsızlara dersleri Allah a candan bağlı
mücahitler tarafından verilmelidir.
Ey Sultanlar Sultanı olan, sonsuz güç ve kudret sahibi
Rabbim, Sana hakkıyla kulluk edemiyoruz. Bu kusurlarımızı affeyle ve bizi
kendine kul kabul eyle. Ya Rabbi, hatalarımız, kusurlarımızla birlikte bir şeye
yürekten inanmışız: Habib-i Ekrem in (A.S.M.) Katından getirmiş olduğu dini
bütün zerreleriyle kabullenmişiz. Bu dini bozmamaya, bozdurmamaya ahdetmişiz.
Yine biz inanıyoruz ki, Sen bu dini hâkim kılacağını vaat etmişsin. Ya Rabbi
bizi de o güne kadar yaşat ve o mes ud günleri görmeyi nasip eyle Allah ım.
İşte benim böyle Sultanlar Sultanı olan Rabbim var. Kâfirin, münafığın kimi
var