Süleymanname şairine
**
“Göz yaşı ve çığlık vatanında sen,
Hüzün bahçesinin şen bülbülüsün!”
Rahmetli Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in, 20. Yüzyılın en ağır “Hiciv destanı” sayılacak “Süleymanname” şiirinin can alıcı ve iç yıkıcı beytidir bu mısralar.
Anlatılan Türkiye’dir. Göz yaşı ve çığlık vatanı… Say ki bahçedir; lakin hüzün bahçesidir!
1965 seçimlerinde AP’nin birinci parti olmasıyla, “41 yaşında başbakan oldum” diye öğünen ve fakat sonralarını “Şapgamı alıp gittim!” izahına kilitleyen; altı gidiş ve yedi geliş trafiğiyle Çankaya’ya tırmandırıldığında, “Bir felaketsin ki, bin bir türlüsün!” mısraındaki tespitle, siyaset bilgelerinin ‘’Şimdi gerçek yüzünü gösterecek’’ teşhisinin doğrulandığı, Süleyman Demirel idi o “Şen bülbül!”
Bazı edebiyatçıların haksızca “Teneke şair” sıfatını layık gördüğü, –ki bugün ona muadil sayılacak bir şairimiz yok, ödüllülerimiz arasında– Mehmet Emin Yurdakul’un hafızamıza işlenmiş “Şairleri haykırmayan bir millet, sevenleri ölmüş çocuk gibidir” deyişinin izahı feryatlardır, Süleymanname’nin beyitleri!
‘’Türk’e zıt sermaye merkezlerince güdülüsün, Milli yekpareliğe karşı parçalı ve bölüntülüsün, Proplemlerin en müşgulüsün, Göz bağcısın, Müslüman görüntülüsün!’’
1971 Yılı, Süleymanname’nin yayımlandığı tarihtir.
Süleyman Demirel ise, 1965 ve 1969 seçimlerini kazanmış iktidar partisinin başbakanıdır.
“Büzülmüş susarken mahzun hakikat,
Davuldan ziyade gümbürtülüsün!”
Hakikatinin boyutu küçülmüş ya da küçültülmüş; şaşkınlık ve korkuyla sindirilmiş bir ülkedir o yılların Türkiye’si ve “Süleymanname”nin yazılmasının en şairane sebebi de budur.
**
*Gelişi güzel Süleyman,
Bitişinde eloğlu el!
Her gün, her yerde, her konuda, ağzına her geleni söyleyen bir Süleyman varlığından mıdır, hakikatın mahzunluğu, suskunluğu? Yoksa,
“Okka okka vicdan satın alırsın,
Topuzu altından oy baskülüsün!” beytinde işaret edilen insan pazarına hakimiyetinden midir? Sorusuna ise, hemen gelen mısrada cevap bulunabilir.
“Bir gökdelen sanır, seni gören göz;”
Süleymanname hicvine, Süleyman Demirel’in doğduğu şehre ve pek övündüğü “Çoban Sülü” sıfatına vurgu ile başlayan rahmetli Üstad Necip Fazıl Kısakürek, en doğru, en keskin, en yaralayıcı tespitiyle de bitirir.
“Türk’e Amerikan püskürtülüsün!”
ABD başkanları ile görüşmesi sınırlı ve onlara halefi (Özal) gibi “Dostum” dememiş Demirel’in, Nisan 1969 Beyaz Saray’da Nixon’la başbaşa konuşmasına ilave olarak, 1962 yılında ABD’ye gidişinin ve ABD başkanı Johnson’lu fotoğrafının tarihi izahıdır bu mısrası rahmetli Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in.
“1962’de Amerikan Yardım Teşkilatı’nca verilen bursla Visconsin ve Nebrasca’da eğitim alan iki bin kişiden biri olan Demirel…’’
‘’Belirlenen kişiler Ankara’da, Johnson’un da katıldığı bir törenle ABD’ye gönderilmeye başlanır. O zaman müteahhitlik yapan Demirel de iki bin kişi arasındadır.”
Süleymanname hicvinde Süleyman Demirel’in gelmişini, geçmişini ve özellikle geleceğinin hangi boyutlara ulaşacağını var gücüyle ve şairlik ihtişamıyla haykıran Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in “Millet” tespiti ise en yeni yüzyıllarda dahi değişim kabul etmez bir gerçekliktedir.
“Millet gökten adam dilensin, dursun!”
**
*Rahmetli Üstadın Feraseti
Ve onu sorgulayan Necati
1973 yılının mart ayındayız.
Eczacılık Fakültesi birinci sınıftayım. Yurt, Fakülte ve MTTB arasında İstanbul’u yaşamaya çalışıyorum. Yurt Vefa’da, Fakülte Beyazıt’ta, MTTB Türkiye’nin kültür merkezi Emiönü’nde.
Ortaokul sıralarında “Kaldırımlar” şiirinden bildiğim rahmetli Üstad Necip Fazıl Kısakürek’i ilk defa yakından görecektim.
MTTB’nin sekreter odasında birkaç arkadaşla onu beklerken, rahmetli Dr. İsrafil Şimşek ağabeyden, soru sormama müsaade etmesini ve ortamı hazırlamasını istedim.
Sanat için yazılmış şiirlerinin ötesindeki topluma yol gösteren, yön veren şiirlerinden en çok Süleymanname’sini beğeniyordum.
MTTB’nin sekreter odasında, sözünü bitirdiğinde, “Arkadaşımızın bir sorusu var Üstadım” takdiminden sonra rahmetli Dr. İsrafil Şimşek ağabeyin, aklımdaki o şüpheyi soruya dönüştürdüm.
“Sizin Süleymanname hicvinizi anlamaya çalışarak okuyanlardanım. O anlattığınız Süleyman Demirel, şiirinizden sonra değişseydi…”
Cümlemi tamamlamama fırsat vermedi rahmetli Üstad Necip Fazıl Kısakürek. Yüzümüzün haritasını hafızasına nakşettiğini sandığım “tik” hareketlerine paralel bakışlarını gözlerime sabitledi ve sesinin tonunu artırarak cevapladı sorumu.
“O ihtimal yok! O ihtimalin olma ihtimali, rakamlara sığmayan katrilyon tanımlarında olsaydı, ben o şiiri yazmazdım!”
Yıl 1973 idi.
Türkiye yeni bir yüzyılın başladığı güne kadar, 12 Eylül’ün baş tezgahtarı, FETÖ’den uzlaşmacı devlet adamı ödüllü ve 28 Şubat’ın banisi Süleyman Demirel’in yönettiği yahut yönettirdiği yılları yaşadı; Necip Fazıl Kısakürek’in bir isyan hicvi olan Süleymanname şiirine rağmen…
Netice-i hal şudur: Süleyman Demirel varsa, Necip Fazıl Kısakürek de vardı.
Ve hiç kimse şairlerin haykırmasına karışamazdı!
Özal'ın, "Ben çocukken eşekten düşmüştüm" dediğini gazetelerde okuyan De-mirel, Malatya yöresine adamlarını salarak, o eşeğin hemen bulunup getirilmesini istemiş.
Şimdi Ankara'nın siyaset kulislerinde bu eşek bulmak operasyonu konuşuluyormuş, bir eli viskili, bir eli çiğ köfteli milletvekillerince. Birbirlerine soruyorlarmış: Acaba Süleyman eşeği ne yapacak?
Özal'ı indiremiyeceğini anlayan ve bu konuda hiçbir gayreti olmayan Demirel'in, her zaman olduğu gibi, bu işin de kolayına kaçtığını anlamak o kadar zor olmasa gerek. Eğer bulunabilirse Özal'ın düştüğü o eşşek... Ve eğer Demirel, eşeğin bulunmasıyla düşündüklerini bir uygulayabilirse... Bilmem o zaman Özal, Hoca Nasreddin gibi.
– Ben zaten inecektim, demek zorunda mı kalacak?..
Aziz Nesin'i birinci yapmak için düzenlendiğine sonraları inanacağım diğer yarışmalarını da takip ediyordum Akbaba dergisinin. Mesela 69 seçimleri havasındayken ülkemiz; açılan bir yarışmada, Demirel'e muhalefetimi anlatmıştım. Belki dikkatlerini çekerim sanarak...
"Umutla seçtik oy verdik / Asalet verdik, soy verdik / Sandıktan çıktı, koyverdik / Ortalığı birbirine kattı hey! /İslamköylü Süleyman Bey.
İşi gücü yalan oynaş / Ensesi kalın, kel bir baş / Beda olunca tıraş / Zam üstüne zam yaptı hey! / İslamköylü Süleyman Bey!..