SÜLEYMANİYE DERSLERİ

Abone Ol

İslam ın en güzel yaşandığı dönem

İSLAM IN en güzel yaşandığı dönem, ilk üç yüz yıllık

dönemdir. Çünkü bir sıkıntın olsa Peygamber ortada gidip sorarsın.  O yoksa Hz. Ebubekir var, Ömer var, Osman

var, Ali var. Onlar yoksa tabiin var. Onlarda yoksa tebe-i tabiin var. Fakat ilk

300 yılın ardından İslam dünyasında işler karışıyor. Mesela yaşadığın devirde

hocanın dediğiyle yaptığı ters, idareciler adaletli değil, toplum bozuk ise o

dönemde çocuk yetiştirmek bile çok zordur. Mesela sen çocuğu İslam a göre terbiye etmek istiyorsun; Namaz kılmayı

öğreteceksin, camiye alıştıracaksın, Allah ı Peygamberi öğreteceksin fakat

hanım buna razı değil, bir de çocuk çevreden etkileniyor da senden ve

dolayısıyla dinden uzaklaşıyorsa vay haline... Bu durumu yaşamamak için

evleneceğin hanımı iyi seçeceksin. Ayrıca yaşadığın yeri ve muhabbet ortamını

iyi belirleyeceksin. Dönemin şartlarına karşı da mesul olduğun herkesi muhafaza

etmeye çalışacaksın. Yoksa çağın çarkında yo olup gidersin. Allah bizleri

muhafaza buyursun.

AHİR ZAMAN HOCALARI

Şimdi bazı hoca efendiler televizyona çıkıyor, Bizim

evde demokrasi var. Ben hanıma namaz kıl demem, oruç tut, zekât ver demem

diyor. Bunlar zamane hocaları, ahir zaman hocaları   Kur an da açık ayet var efendi! Kur an,

çocuğuna, hanımına ısrarla namazı emret diyor. Bir kere uyardım hocam

yetmez! Sen onlardan mesulsün, sorumlusun. Hadisi şerifte, Siz onların

çobanlarısınız buyuruluyor. Baba birinci derecede sorumlu, anne ikinci derece

de sorumludur. İnanıyorsak bunları yapmalıyız, yapacağız. Yoksa yaşantımız,

inancımızın dışına çıkar ve bizi azaba sürükler. Allah bizi gafillerden

eylemesin. 

NİYET ALLAH İÇİN OLMALI

Bir hadis-i şerifte, Herkese niyet ettiği vardır

buyuruluyor. Allah ın mekânı yok fakat Namaz, Allah ın huzurunda durmaktır

buyuruyor. Namaz dünyadan ilişkiyi kesip Allah a yönelmektir. İnsanın niyeti

böyleyse hakikaten Allah a yönelmiş olur. Bu bahisle ilgili Hazreti Peygamber,

Kimin bu dünyadan kopuşu Allah için ise o Allah a ulaşır   buyuruyor. Mesela adam sevdiği kız için namaz

kılıyor. Yani kız dindar hanımefendi, seven oğlanda ona yakınlaşmak için namaz

kılıyor. O adam o kızı alır belki ama kıldığı namaz kabul olmaz. Bununla ilgili

Peygamber Efendimiz, kim hangi maksatla ne iş yapmışsa o umduğuna ulaşır

buyuruyor. Onun için ibadetlere niyet ederken yalnız Allah için niyet etmeli,

ibadetin sevabını da yalnız Allah tan beklemeliyiz. Rabbimiz niyetlerimizi

halis kılsın.

BU İLME NASIL NAİL OLDUN

İmam-ı Azam Ebu Hanife hazretlerinin kaynaklarını

dayandırdığı, sahabenin önde gelenlerinden, büyük fıkıh âlimi Abdullah İbn-i

Mesut hazretleri ilim öğrenmeyle alakalı olarak, Öğreniniz, ne zaman o ilme

ihtiyacınızın olacağını bilemezsiniz diyerek ilmin ehemmiyetine dikkat

çekmiştir. Eskilerin dediği gibi: Öğren sende dursun, gerektiğinde

faydalanırsın. Ayrıca bir önemli hususta ilim öğrenmek için sormasını

bilmektir.  Bu konuda İmam Mücahit,

utanıp soru soramayan ve kalbinde kibir olan ilim öğrenemez buyuruyor.

Müfessirlerin piri olarak kabul edilen Abdullah İbn-i Abbas hazretlerine sormuşlar;

Ya Abbas bu ilme nasıl nail oldun O da şöyle cevap vermiş; Soran bir dil,

Akıllı bir kalp. Kalbim ve aklım ilim için hevesliydi, ona yönelmişti ve

anlamadığım şeyleri soruyordum. Böylece bu ilme kavuştum

Tüm bu ifadeleri idrak eden ve İlim öğrenmenin musallaya

kadar farz olduğunu bilen bir Müslüman, nasıl ilimle uğraşmaz, meşgul olmaz. Etrafınıza baktığınızda âlimler

diyarı Osmanlı nın dünyayı nasıl idare ettiğini göreceksiniz. İşte bu güç

Allah ın izni ve âlimlerin vesilesiyle muvaffakiyet kazanmıştır.  Allah bizleri ecdadımızın yolunda, Peygamber

Efendimizin izinde ve kendi rızasında yürütsün inşallah