Gündem

Süleyman Hilmi Tunahan

Süleyman Hilmi Tunahan

Abone Ol

Fatih Sultan Mehmed‘in, Tuna Hanlığıyla ödüllendirdiği büyük bir aileden gelen Üstaz Süleyman Hilmi Tunahan, 1888‘de Silistre‘de dünyaya gelmiştir.

Silistre‘de ve İstanbul‘da, bir hizmet adamı için gerekli olan ilimleri tahsil ettikten -yani o devrin üniversitesinden mezun olduktan- sonra, memleketine dönerek, Silistre‘de, Satırlı Medresesi‘nde yıllarca müderrislik -bugünkü anlamda profesörlük- etmiştir.

Daha sonraları, kaderin kavranmaz -yorumsuz akışı içinde Balkanlar bir dizi harbler ve darbler neticesinde komünizmin pençesi altında paramparça olunca, İstanbul‘u merkez alarak Türkiye‘yi Kur‘ân Kurslarıyla donatmaya başlamıştır,

Adları Kur‘ân Kursu olan bu medreseler, Anadolu‘da orta, İstanbul‘da yüksek öğrenim veren, çok şubeli bir özel okul, hatta üniversiteydi bence. Şartları gere gere açılmış, yasağa rağmen eğitim-öğretim yapmış potansiyel üniversite!..

İstanbul‘daki "Tekâmül Kursları", Üstaz Süleyman Efendi‘nin bu faaliyetlerine bir çekirdek üniversite özelliği kazandırıyordu bence. Kendi kursları için Camiul Efdal -Efdal Üniversitesi- tabirini de bizzat kendisi kullanmıştı zaten Süleyman Efendi.

Türkiye‘nin bu ilk özel üniversitesinin başında, kurucusu ve rektörü sıfatıyla Üstaz Süleyman Hilmi Tunahan‘ın bulunması ve onun İmam-ı Rabbani kanalından feyiz alan bir Nakşibendî Şeyhi olması da ayrı bir anlam taşıyordu.

16 Eylül 1959‘da, 71 yaşında daribeka eden Süleyman Efendi‘nin Karacaahmet‘deki ruhaniyet merkezi, daha bir şendir şimdilerde bence, bundan, bu yumuşamadan, bu "tavr-ı leyyin"den dolayı.

İnsanlar ve hele hele Müslümanlar arasındaki fitneler, halkı ıyalullah kabul eden Allah dostlarını çok derinden üzer.

Vaktiyle ne olduysa olmuş. Kimin, hangi kesimin içtihadı daha isabetliyse onu Allah biliyor.

Vaktiyle olup bitenleri ve şimdilerde olmaya devam edenleri, "İnnemel a‘mâlü binniyat" çerçevesinde ele alırsak, insafımız artar. İnsafın artması basiretin açılmasına vesile olur.

Sıvarlık‘ta yağmur duası

İstanbul‘da, Kuruçeşme‘de oturan bizim Ahret Nine‘yle eskimeyen güzelleri konuşurken, söz yumağı döndü dolaştı Süleyman Efendi‘ye geldi.

Bulgaristan‘dan, Deliorman‘dan gelme Nine anlatıyor, biz dinliyoruz. Maden Mühendisi Gündoğan Üçer dostumuzla birlikte.

- Eyvallah Nineciğim, Süleyman Efendiyi anlatacaktınız!

- Haa! Tamam!.. Sıvarnık diye bir yer var bizim Deliorman‘da, Bulgaristan‘da.

- Sıvarnık?

- Hayır hayır, Sı-var-lık!..

- Evet! Suyu bol bir yer. Rahmette bir darlanma oldu mu, orada yapıyorlar yağmur duasını.

Süleyman dayım da, talebe olarak burada- İstanbul‘da- okuyormuş o zamanlar.

İşte bir yaz mevsiminde Süleyman dayım -Süleyman Efendi- İstanbul‘dan Deliorman‘a gelince, tam yirmi sekiz köy ahalisi toplaşmışlar Sıvarlık‘ta: Süleyman Efendi geldi! Ona bir yağmur duası yaptıralım! deyerekten toplaşmışlar.

Öyle bir naz etmiş, öyle bir niyaz etmiş ki rahmetli; ya Rabbi, demiş, rahmetin gelmeden inmeyeceğim bu arabadan!..

Sonra, çok geçmemiş aradan, bir rahmet, bir yağmur göndermiş ki Yaradan!..

2 Temmuz 1995 Pazar günü, Birlik Vakfı‘nın geleneksel birlik gezisinde, Boğaziçinde, Birlik Gemisinde, Prof. Dr. Sabahaddin Zaim Hoca‘ya:

- Süleyman Efendi‘yle hiç karşılaşmanız oldu mu? Bu konuda doğrudan ya da dolaylı bir hatıranız var mı? diye sordum.

- Efendim, Süleyman Hoca... Ben -bin dokuz yüzkırklı yıllarda Vefa Lisesi‘nde okuyordum.

Rahmetli babam, dayım, dedem... Onlar... İşte... Bilahare -sonra- İskenderpaşa diye anılacak olan gruba mensubtular, ama pazar günleri babamla birlikte bizi camiye götürürdü dedem.

Bayezid‘a giderdik. Süleyman Efendi Hazretleri, orada, Bayezid Camiinde, sağ tarafta vaaz ederdi. İkindi namazlarında gider, kendisini dinlerdik. Zor günler o günler, dini hayat üzerine çok ciddi baskılar var, büyük tedirginlikler yaşanıyor. Matbuatta Necip Fazıl ve Nureddin Topçu, kurslarda ve mabedlerde, camilerde, Süleyman Efendi, Çolak Mehmed Efendi ve benzerleri çok aktiftiler... Bunlar o devrin kutupları gibiydiler!..