Sudan?daki Keşmir: Abyei

Abone Ol

Dr. Hasan Turabi nin Mart ayı başında hayatını

kaybetmesiyle birlikte, 2011 de ikiye bölünen Sudan, bir kere daha gündeme

geldi, konuşuldu, tartışıldı. Doğu Afrika nın önemli bir ülkesi olan Sudan,

1956 yılında bağımsızlığını kazandı. Buna tam anlamıyla bağımsızlık

denemeyeceğini anlamaları uzun sürmedi.

Herkesin ittifak ettiği bir konu vardır ki, o da,

İngilizlerin çekildikleri coğrafyalarda, geride kalanları meşgul etmek için

sorun ve sorunlar bırakmalarıdır.

İngilizlerin bu stratejisine verilebilecek en iyi örnek

Keşmir dir. Pakistan ve Hindistan arasında halen çözülemeyen bir sınır problemi

olarak duran Keşmir Sorunu, bu ülkelerin 3 kez savaş meydanlarında karşı

karşıya gelmelerine sebep olmuştur. Bu durum bölge ülkelerinin silahlanma

yarışına girmeleri sonucunu doğurmuş ve küresel güçlere olan bağımlılıkların

artmasını da beraberinde getirmiştir.

İşte Sudan da aynı oyunla karşı karşıya kalmış ve Sudan

ve Güney Sudan arasına pimi çekilmiş el bombası bırakılmıştı. Sudan ın

güneyindeki ayrılıkçı grup Sudan Halk Kurtuluş Hareketi (SPLM) Sudan halkına

ve merkezi yönetime karşı silahlı eylemlere 1950 li yıllarda başlamıştı.

Aslında başlatılmıştı desek çok da yanlış bir ifade olmaz.

Çoğu zaman bölünmenin gerekçesi olarak Müslüman Kuzey ile

Hıristiyan Güney arasında ortaya çıkan Din Savaşı olduğu iddia edilse de,

aslında problemin temelinde din merkezli bir mücadele yoktur. Hatta kimileri

sorunu Afrikalılar ve Araplar arasındaki bir etnik sorun gibi takdim etse de bu

da doğru değildir. Sorunun temelinde, sömürgeci batılıların 20. yüzyılda

uyguladıkları politikalar ve bölgesel ayrımcılıklar vardır.

Bu sorun 2011 yılında, yani bağımsızlık tarihinden 55 yıl

sonra, referandum sonucu Güney in ayrılmasıyla beraber bitti zannedildi ama

sorun yine bitmedi. Bu sefer iki ayrı devlet arasına aynen Pakistan ve

Hindistan da olduğu gibi Abyei sorununu yerleştirdiler. İsrail in,

İngilizlerin ve batılı güçlerin Güney Sudan ile olan yakın ilişkileri, sorunun

daha uzun yıllar devam edeceğinin açık göstergesi. Petrol rezervlerinin yüzde

yetmişe yakınının güneyde olması, ancak petrolün açık denizlere taşınması için

gereken limanlara Kuzey in sahip olması, bu sorunun neden devam ettirildiğinin

gerekçesi olarak gayet iyi görülebiliyor.

Peki, nedir Abyei sorununun özü Bölgenin yerlileri

sayılabilecek iki kabile var; Dinka Ngok ve Misseriya. Her iki kabile de 1955 e

kadar bölgenin arazilerini ortaklaşa kullanmışlar ve tarihi seyir içinde

birbirleriyle ufak tefek sıkıntılar dışında, pek sorun yaşamamışlar. Gerek

hayvanlarını otlatma gerekse de sulama ihtiyaçlarını karşılıklı anlayış içinde

yürütmüşler.

2011 yılındaki referanduma gelindiğinde, yani iki ülkenin

tam da ortasında ve tartışılan bir bölgede yer almalarına rağmen, Abyei halkı

bu oylamaya dâhil edilmedi. Çünkü yapılan araştırmalar gösteriyordu ki, tıpkı

Keşmirlilerin Pakistan ı istemeleri gibi, Abyei halkı da bu referanduma

katılsa, tercihini Kuzey yani bilinen Sudan lehine kullanacaktı. Gösteriler

yaparak referanduma katılmak istediklerini dile getirdiler. Siyasi, sosyal her

alanda seslerini duyurdular ama Keşmir gibi ortada bırakıldılar. Batılı

güçlerin güdümündeki Afrika Birliği nin Sudan ve Güney Sudan ile ilgilenen icra

kurulu, şartların oluştuğunu düşünmüş olmalı ki, yapılan onlarca görüşme ve

raporlar sonucu Ekim 2013 te referandum yapmaya karar verdi. Bu karar Güney tarafından

kabul edildi. Ancak oylamaya sadece Dinka Ngok yani Güney in desteklediği

kabile katıldı. Oyların %99 u Güney e katılım yönünde çıktı. Zaten istenen de

buydu ama bu sefer de Misseriya kabilesi sonuçları tanımadığını duyurdu.

Sonuç itibariyle sorun hâlâ çözülemedi. Bundan sonraki

aşamada ne olacak, nasıl bir adım atılacak hepsi muamma. Yani Ver-Kurtul

telkinlerine de uysanız, sizi meşgul edecek bir sorunu mutlaka kucağınıza

bırakıyorlar.

Projeksiyonları Sudan dan Ortadoğu ya çevirdiğinizde,

coğrafyalar farklı olsa da oynanan oyunların aynı olduğunu rahatlıkla

görebiliyorsunuz.

Etnik ve mezhepsel farklılıkların sürekli kaşındığı bir

dönemde, rahmetli Dr. Hasan Turabi nin bir görüşmemizde bana ifade ettikleriyle

bitirelim. Öyle bir coğrafyada yaşıyorsunuz ki, bölgenizde oynanan oyunları

daha iyi idrak etmek ve ona göre tedbir almak zorundasınız. Hatta en az 5

yabancı dili kullanabilmesiniz. Bu sizi daha aktif kılar. Bizim coğrafyamızda

oynanan oyun 1 ise, burada 10 dur. Uyanık olun. Ayakta kalmak için başka

seçeneğiniz yok.