Kurban Bayramı’nda Cansuyu Derneğimiz adına Sudan’ın Kadarif Eyaletinde bulunan Eritre Mülteci Kamplarında idik. Yapılan bağışları yerinde tespit ve teslim ettik.
Daha önceki Sudan seyahatlerimizde notlarımızı paylaştığımızdan, bu sefer kısa olmakla birlikte “orası nasıldı ” sorularına toptan cevap vermiş olalım.
Maalesef dünyanın pek çok noktasında olduğu gibi Sudan’da da Müslümanlar aç, susuz, işsiz ve eğitimsiz kısaca perişan vaziyetteler.
Fikir vermesi bakımından belirtelim. Fotoğrafçısının (Kevin Carter) daha sonra intihar ettiği, dünyada en acı fotoğraflardan biri olarak bilinen, BM yardım merkezine ulaşamadığı için ölen, akbabanın yediği “Akbaba ve Afrikalı Çocuk” isimli ödüllü (!) fotoğraf, 1994 yılında Darfur Eyaletinde çekilmişti.
***
Altını çizerek belirtelim. Sudan, dünyada tam olarak İslami hükümlerle yönetilmeye çalışılan tek ülkedir. Bu yönü ile yeterince batılıların hedefi olmasına yetiyor. Başka günahları (!) da var tabi ki. Zengin maden yataklarına ve geniş petrol rezervlerine sahip olması ve sadece kendi direnmesi değil; Afrika’daki sömürgelere karşı direniş örgütlerini desteklemesi gibi.
Onun için devlet başkanı Ömer Beşir diktatörlük ve savaş suçlusu olmakla suçlanıyor. 2011 yılında Güney Sudan diye bölünüp ayrı bir devlet kurulduğu yetmiyormuş gibi halen iç savaş devam et(tiril)iyor.
Onun için ambargodan başını kaldıramıyor. Finans alanındaki ambargoyla bankacılık sistemi işlemiyor, havale yapılamıyor. Devletin yabancı ülkelerdeki hesapları dondurulmuş, sanayi ve teknoloji girişi engelleniyor.
Sebepsiz yere İsrail savaş uçakları, Sudan’daki bazı tesisleri bombalayıp dönüyor, dünyada kimsenin haberi olmuyor, olanın da gıkı çıkmıyor.
***
Milli para cüneyh sürekli değer kaybediyor. Döviz kurunda 2005’de 2 cüneyh 1 dolar iken; şimdi 10 cüneyh 1 dolar. Yani on yılda beş kat fakirleşmiş.
Devlet perişan olduğundan her şeye vergi koyarak günü kurtarmaya çalışıyor. Bizdeki otobanlar gibi, onlarda da şehirlerarası yollar ücretli.
Sudan bütün zorlukları yaşamasına rağmen mülteci akınına uğrayan bir ülke. Komşu ülke Eritre, Etiyopya, Somali ve şimdi de Suriye’den gelen mültecilere kucak açmış.
Türk vatandaşları eyaletler arası serbest dolaşım hakkına sahip değilken; Suriyeliler biz Türkiye’den gelenlerden daha itibarlı ve özgürler.
Devlet Başkanı Beşir, Suriyelilerin Sudan vatandaşları gibi tüm eyaletlere serbest dolaşım, eğitim, sağlık ve ticari faaliyet serbestisi gibi haklara sahip olduklarını açıklamış. Suriyeliler pek çok işte çalışırken özellikle fırıncılık ve tatlıcılık gibi bazı alanlarda etkinler.
Son dönemde Yemen’deki iç savaşta, Suudi Arabistan’la birlikte hareket ederek, asker göndermişler. İran da bu sebeple ülkede devam eden köprü, yol ve hastane inşaatı gibi yatırımları durdurmuş. Suudi Arabistan’ın ise ülkeye iki milyar dolar yardım ettiği söyleniyor.
Sudan’da iç savaşı tahrik eden emperyalist, kışkırtıcı, ajan provokatör batılılar, en fazla yardım kuruluşu ve gönüllü eğitimci kılıfıyla geldiklerinden, yoğurdu üfleyerek yiyorlar; dışardan gelen yardım kuruluşu temsilcilerine temkinli yaklaşıyorlar.
Esasen Sudan diğer Afrika ülkeleri gibi yardımdan çok; teknoloji ve yetişmiş elemana muhtaç. Genç işgücü, madenler, toprak, ırmaklar, hava ve güneş var. İşleme imkânı ve yetişmiş eleman yok.
Müslüman ülkelerle işbirliğine ve kalkınmaya ihtiyacı var. İmkânlar değerlendirilirse, Sudan yardım almaz, kısa sürede kalkınarak yardım edecek hale gelir.