Böyle bir başlık ilk bakışta insana saçma gibi görünebilir. Aslında hukuk sistemi normal işleyen bir ülkede böyle bir başlık insanların aklına bile gelemez/gelmemelidir. Ama ülkemizde hukuk sistemi normal bir şekilde işlemediği için ister istemez insan bu ülkede bazılarının kanunları hiçe sayma ve suç işleme haklarının olduğu gibi bir düşünceye kapılıyor.
Daha önce çeşitli kereler dikkat çekmeye çalıştım. Bu ülkede yıllardan beri bazı çevrelerin yargı üzerinde baskı oluşturma hakkı vardır. Bu hak elbette kanundan doğan bir hak değildir. Kanunlar devam eden mahkemelerle ilgili her türlü yorumu, yönlendirmeyi, hakimleri etki altında almaya yönelik söz ve fiilleri yasaklar ve buna uymayanlar suç işlemiş olur. Kanun böyle der ama netice böyle olmaz.
Mahkemeler üzerinde baskı oluşturanların kimliğine göre mevcut yasalar devreye girer ya da girmez. Hatta, zaman zaman yargı mekanizmasını yönlendirmek amacıyla birifingler düzenlenir ve üst düzey yargı mensupları da bu brifinglere katılmakta bir sakınca görmezler. Ama, buna karşılık birileri bir tutukluyu ziyaret ederse mensup olduğu parti için kapatma sebebi olabilir, siyaset yapmalarına yasak getirilebilir. Öte yandan YÖK Başkanı ve bazı yöneticileri apar topar Vana gider tutukluyu ziyaret eder, bununla da kalınmaz günlerce mahkemeyi tesir altına alacak açıklamalar yapılır ama yukarıda sözünü ettiğimiz kanun maddelerini uygulamak kimsenin aklına gelmez.
Bu arada TÜSİAD gibi bazı işveren ve işçi kuruluşları geçmişte yargıya müdahale anlamına gelebilecek açıklamalar yapmışlardır ama yine bu kuruluşların başında bulunanlar hakkında yasal işlem başlatmak kimsenin aklına gelmemiştir. Geçtiğimiz günlerde benzer açıklamalar bir işadamından gelmiş, Başbakan sinirlenerek ilgililere suç duyurusunda bulunmuş, Anayasal suç işlediklerini hatırlatmıştır.
Kısacası, görünen o ki, bu ülkede bazı kişi ve kurumlar için suç işleme özgürlüğü vardır ve bu kişiler bu haklarını sonuna kadar kullanabilirler. Ve onların işlediği bu suç medyadan da destek görebilir.
Böyle bir ülkede hukukun üstünlüğünden söz edilebilir mi Hukukun üstünlüğünün sağlanamadığı bir ortamda adaletin hakkıyla tecelli etmesi söz konusu olabilir mi
Hukuku herkes kendine göre yorumlar ve şekillendirirse, seçim sistemini herkes kendi çıkarı doğrultusunda yorumlamaya kalkarsa o ülkede hukukilik değil keyfilik kol geziyor demek değil midir Bir diğer ifade ile gücü elinde bulunduranlar farklı bir statüye sahipseler ya da kendilerini öyle görüyorlarsa o ülkede adaletten söz edilebilir mi
Bu bakımdan ülkenin öncelikli sorunu keyfiliğe son verilip hukukun üstünlüğünün sağlanmasıdır. Hukukun üstünlüğü sağlanmadan adaletin tecellisi mümkün olmayacağı için ekonominin rayına oturması, fakir fukaranın hakkını arayabilmesi de mümkün olmaz.
Kısacası, hukukun üstünlüğünün olmadığı bir zeminde hiçbir alanda iyinin, güzelin, doğrunun hakim olmasını sağlayamazsınız.