Su Susuzluğu

Abone Ol

Yaz mevsiminde, güneşin adeta yere değdiği, üç adım

ötemizin pırıl pırıl parladığı, gözümüzün önünden ziyaların uçuştuğu sıcak bir

günde, dağ başında, tahta oluktan yalnız başına şırıl şırıl akan buz gibi bir

su düşünelim. Düşündüğümüz pınarın suyu öyle soğuk ki insan içmeye kıyamaz.

Hani, başında oturup şöyle bir bakmak bile ahir ömrümüzün sayılı

bahtiyarlıklarından biridir. Farkındayım bu, suyu buz gibi pınardan şöyle beş

avuç içmek için canınız gidiyordur. Can dediğiniz nedir ki. Can da bir sudur.

Su, candır!

Muhammed Esed, Mekke ye Giden Yol isimli otobiyografik

anlatısında çölde yaşadığı uzun yolculuktaki susuzluğu öyle bir anlatır ki

insan okurken hiç susamadığı halde susuzluktan adeta ölür! Mekke ye Giden Yol u

üniversite birinci sınıfa giderken okumuştum. Anlatıcı, uçsuz bucaksız çölde

devesiyle birlikte ilerlerken öyle bir susuzluk çeker ki çölde serap görmeye

başlar. Gözlerinin gördüğü her yerde bir pınar akıyordur! Ama o da ne! Suyu şırıl

şırıl akan buz gibi pınara yaklaştıkça pınar uzaklaşır. Yaklaştıkça uzaklaşır.

Uzaklaştıkça ilerleyip tekrar yaklaşır. Ama yaklaştıkça su yine uzaklaşır. Bir

türlü suya kavuşamaz. Onlarca sayfa anlatılan susuzluğu okurken iki sayfada bir

kalkıp su içtiğimi hatırlıyorum. Uzun çöl yolculuğundaki susuzluğun anlatıldığı

sayfaları hatırlayınca şuan susuzluktan ağzım kurudu. Ben su içmeye gidiyorum;

şöyle buz gibi bir bardak su!

Hadi sağlığınıza. Teşekkür ederim efendim. Su böyle mi

güzeldir. Su böyle mi güzel olur! Gerçekten buz gibi! Ki bendeniz yaz kış şıkır

şıkır buzlu su içerim. Şöyle su bardağının içinde su, suyun içinde buzların

şıkırdadığı Oh, hadi afiyet olsun! Su afiyettir! Su hayatımızın kaynağıdır. Su

insanın vatanıdır. Yaşadığımız güzelliklerin meydana getiricisidir. Su, insani

medeniyetin temel unsurudur. Su hatırdır gönül göğünden. Kavrulmuş gönüllerin

sonsuz yağmuru

Su, telaştır. Safa ile Merve tepeleri arasındaki kutsal

telaş. Su, Hz. Hacer in yedi kere koşuşturduğu mübarek telaşıdır. Hz. İsmail in

hatırıdır. O hatır ki Mekke yi kurdurmuş ne güzel bir hatırdır. Büyük insanlık

medeniyetinin güzel habercisidir. Dünyanın en güzel hatırlarından biri, Hz.

İsmail in mübarek hatırıdır. O mübarek hatırdan tahakkuk eden mübarek su,

zemzem adıyla, ümmet olmuş bütün milletleri ırk ve renk ayrımı yapmadan, her

birinin güzel susuzluğuna yani ki uçsuz bucaksız gönüllere damla olup

yağmaktadır. Yeryüzünde hâlihazırda o damlaya hasret nice gönüller vardır

Kavrulmuş gönüller su sesiyle sessizce bekliyor. Elinin

ulaşabileceği yerde içmeye hazır buz gibi su olduğu halde sabır gemisiyle

akşama kadar günü deveran eden dünya garipleri, su nimetinin ne demek olduğunu

ırmaklar kadar derin bir şekilde idrak ediyordur. O idrak ki bir damlanın bütün

güzelliği heder edeceğinin farkını etrafı çağlarcasına biliyordur. Yüzeysel

çağıltılara aldansa bir damlayı bırakın istediği kadar içebilecekken bir

damlanın anlam derinliği gereği içmek aklından bile geçmiyor. Çünkü su

geçirecek aklı bir tarafa koymuş su geçirmez gönülle yola revan olmuştur. Su,

aklımızın ulaşamayacağı kadar derin, aklımızın ulaşamayacağı kadar güzeldir. Su

aklın hesaplılığına karşı gönlün hesapsızlığıdır. Su, sabrın en berrak tonu

Su, bütün güzelliklerin mübarek umudu Anlıyorum efendim

susuzluktan boğazınız kurumuştur. Diliniz damağınıza yapışmıştır. Akşam olsa da

şöyle bir bardak buz gibi bir su içsem diyorsunuzdur. Minareden ezan sesi

duyulur duyulmaz bir dikişte içmeye hazırsınızdır. Öyle hazırsınız ki bu yazıyı

okuyunca daha da hazır hale geldiniz. Belki de şuan bu satırların yazarına

kızıyorsunuzdur. Kızmayın efendim, susuzluktandır, geçer. Hem su içerken acele

etmeyin, üç kere duraklayarak için.

İftarda soğuk su hazır mı, şurada kaç saat kaldı, ezan

okununca mutlaka Oh hadi afiyet olsun!