Zaman Gazetesi nin AK Parti yi yüceltmek ve Saadet
Partisi ne ağır bir darbe indirmek için 16 Temmuz 2007 tarihinde yaptığı
iftiraya dayalı, hakkı ihlal eden yalan-yanlış haberden söz edeceğiz.
Bu iftira haber öyle etkili oldu ki; Saadet Partisi ne
verilecek oylar bile bu sayede AK Parti ye gitti ve orada kalıcı oldu.
Ayrıca, Saadet Partisi bir daha oylarını yükseltemedi ve hiçbir seçimde barajı
aşamadı.
Olay şöyle gelişti;
Sıcak bir yaz günüydü. 22 Temmuz da genel seçimler
yapılacaktı. Seçime bir hafta kala, pazar günü, İstanbul/Çağlayan da Saadet
Partisi nin mitingi vardı. Kalabalık muhteşem. Coşku o biçim... Anlayacağınız;
Saadet gümbür gümbür geliyordu.
Dönemin Zaman Gazetesi yönetimi öyle bir manşet attı
ki; her şeyi berbat etti. İşler tersine dönüverdi. Saadet e verilecek oylar AK
Parti ye gitti. Yalan haber , İftira , Algı yönetimi dedikleri şey, tam da
bu olsa gerek.
İşte, Zaman Gazetesi nin 16 Temmuz 2007 de miting haberi
için kullandığı başlık:
Erbakan şaşırttı: Fatih in torunları Çağlayan da,
Bizans ın çocukları Kazlıçeşme de buluştu
- O gün mitingde olanlar da dâhil - özellikle bizim
diyebileceğimiz seçmen ve çoğu kimse bu haberin doğru olduğuna inandı. Sırf
tepki olsun diye oylarını AK Partiye verdiler.
Mitingden bir gün sonra Saadet İstanbul il merkezinde
gazetelere göz atarken Zaman Gazetesi nin miting haberi için kullandığı bu
başlık dikkatimizi çekti. Ekrem Dumanlı yı aradık telefonumuza çıkmadı. Işık
Sigorta nın eski bir yöneticisi aracılığıyla randevu talep ettik olmadı. Biz
vazgeçmedik. Israrla görüşme talebimizi ilettik. Sonunda Ekrem Dumanlı nın
yardımcısı Mehmet Kamış bizimle görüşmeyi kabul etti. İki gün sonra 18 Temmuz
2007 de Zaman Gazetesi merkezinde görüşme gerçekleşti. Mustafa Hasan Öz ve
Osman Nuri Kabaktepe ile birlikte görüşmeye gittik. Kendilerine miting
haberlerine yer veren ulusal gazeteleri götürdük ve dedik ki; bakın, bu
gazetelerin hiçbiri böyle bir cümle kullanmamış. Sadece sizin gazetede var bu
sözler. Ayrıca, orjinal cd ile bant çözümünü de metin olarak kendilerine teslim
ettik. Bunun bir hak ihlali olduğunu belirttik ve kendilerinden düzeltme talep
ettik.
Tarih 19 Temmuz 2007. Zaman Gazetesi ziyaretimizi
konu alan haberi şöyle verdi:
Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Sadrettin Karaduman,
eski Başbakan Necmettin Erbakan ın AK Parti nin Kazlıçeşme mitingine değinirken
kullandığı Bizans ın çocukları ifadesine açıklık getirdi. Karaduman,
Erbakan ın bu sözü Fransa Cumhurbaşkanı nın Hepimiz Bizans ın çocuklarıyız.
sözüne AK Partili yöneticilerin tepki göstermemesini eleştirmek amacıyla
söylediğini belirtti. Benzetmenin büyük tepkiye sebep olduğunu belirten
Karaduman, Hocamızın sözleri mitinge katılanlara yönelik değildi. Biz hepimiz
Bizans ın çocuklarıyız sözlerini iltifat sayanlara yönelikti. dedi. Geçen
pazar Çağlayan da yapılan mitingde konuşan Erbakan, AK Parti nin
Kazlıçeşme deki mitingine değinirken şunları kaydetmişti: Biliyorsunuz ki şu
tepenin arkasında Kazlıçeşme de narkoz meydanında da toplananlar var. Oraya
gidenler, Biz hepimiz Bizans ın çocuklarıyız diyor sayın cumhurbaşkanı, bunu
iltifat sayıyorlar. Bizans ın çocuklarıymış, onun için orada toplanıyorlar. Biz
Fatih in torunlarıyız...
(Dileyenler Erbakan Hoca mızın ağzından Milli Kurtuluş
Mitingi YouTube dan izleyebilirler.)
Bizim ziyaretimizi haber yaptılar yapmasına. Fakat kendi
yayınladıkları önceki yalan haberleri çoktan hedefine ulaşmıştı. AK Parti
içinde de bu iftira haberi öne çıkarıp ondan nemalanmak isteyenler oldu. Onun
için bizim ziyaretimizi konu alan ikinci haberin üzerinde duran olmadı. Sadece
Saadet İstanbul teşkilatları meseleyi tartıştılar hepsi o kadar.
Algı yönetimi böyle bir şey işte. 2002 genel seçimleri
öncesinde de benzer bir algı operasyonu gelmişti. Bu defa Abdurrahman Dilipak
sahnedeydi ve şöyle diyordu: Saadet Partisi de bizim AK Parti de bizim. Her
ikisinin de Meclis e girmesi lazım. Her evden bir oy Saadet Partisi ne bir oy
AK Parti ye... Bu söylem de o dönemde çok etkili olmuştu. Milli Görüşçülerin
oy algısını değiştiren ifadelerdi bunlar. Sonunda bunların hepsi AK
Parti ye yaradı.
AK Parti borazanlığı yapanların; kendi vizyonsuzlukları
veya menfaatleri uğruna, yalan iftira ve algı operasyonlarına başvuranların
bazıları bu dünyada karşılığını görüyor. Acaba mahkeme-i Kübra da düşecekleri
durumu aklediyorlar mı