Şu Beka Meselesi…

Abone Ol

1983 yılından bugüne bütün seçimleri hatırlarım. Her seçim öncesi, o seçimin ne denli önemli olduğuna dair açıklamalara, yorumlara çokça şahit olmuşluğum vardır. Gerçekten de her seçim önemliydi. Yapılan uyarılar dikkate alınsa ve karşılık bulabilse, her bir seçim sıkıntıların zamanında çözümü için altyapı oluşturabilirdi. Şimdi 31 Mart seçimleri için de “önem” vurgusunu bu minvalde değerlendiriyorum. Fakat bu vurgunun 16 yıldan beri iktidarda olan bir parti tarafından yapılmış olmasını da garip bulduğumu ifade etmek zorundayım.

Tabi muhalefetin önem vurgusunun anlaşılabilir boyutları var. Ancak iktidar partisi neden beka söylemi üzerinden seçim atmosferini farklı bir noktaya çekmeye çalışıyor olabilir ve iktidar 31 Mart’taki seçimler yerel seçim olmasına rağmen seçimleri neden genel seçim havasına sokuyor?  Bir şeyleri gözden kaçırma gayreti mi var yoksa? Eğer söylendiği gibi ortada bir beka sorunu varsa, bu sorunu gündemden kaldırmak, ülkeyi böylesine kritik bir eşiğe getirenlerin eliyle mümkün olabilir mi?

İki başlıkta neden olamayacağını ifade etmeye çalışacağım.

Bugün Türkiye’nin bekasını tehdit eden en büyük sorun nedir? Artçı gelişmeleri de yani o problemin tetiklediği diğer başlıkları da dikkate alırsanız hangi sorun Türkiye’nin bugün ana baş ağrısını oluşturmaktadır? Hepimiz bu sorunun cevabının Suriye meselesi olduğunda ittifak edebiliriz. Suriye’de olayların bu noktaya gelmesinin müsebbiplerinden birisi de bu iktidarın yanlış uygulamaları değil mi? Eğit-Donat anlaşmalarıyla ABD’nin PYD/YPG ile olan işbirliğine, Amerika’nın iddiasıyla meşruiyet zemini oluşturulmadı mı? Trump bugün Suriye’den çekiliyorum deyip 600 yeni askerini bölgeye gönderirken hangi mesajı vermek istiyor olabilir? Bütün bunlar kendi coğrafyasına Batılıların gözlüklerini takarak bakmanın acı sonuçları değil mi? Evet beka sorunumuzun olduğu doğru ancak işlerin bu noktaya gelmesine doğrudan veya dolaylı olarak katkı verenlerin eliyle bu girdaptan çıkış olacağını beklemek beyhude bir bekleyiş olmaz mı?

Beka ne demek? Türk Dil Kurumu’na göre kalıcılık. Yani beka tehlikesi altında olduğumuzu söyleyenler, bu topraklarda kalıcı olmamız, burada yaşamamız tehdit altında demek istiyorlar. Allah aşkına soruyorum size; ülkede beka sorunu olduğuna inananların kullandığı dil böyle mi olur? İnsanları birbirinden nefret ettirecek şekilde sadece seçim sonuçlarına odaklı bir anlayışla beka sorununun üstesinden mi gelinebilir? Bu nasıl bir sorumluluk anlayışıdır ki, kendi tabanlarını yanlarında tutmak adına toplumun diğer kesimlerini doğrudan hedef tahtasına oturtabiliyorlar? Bu anlayış mı ülkeyi bulunduğu uçurumun kenarından çekip çıkaracak? Bu siyaset tarzıyla mı ülke sıkıntılarını aşabilecek iradeyi topyekûn birlikte ortaya koyabilecek? Yani bu durumda bazı muhalefet liderlerinin çıkıp da, “Ülkemizi getirdiğiniz noktanın ne denli tehlikeli olduğu ortada. Biz millet olarak bu problemleri aşabiliriz. Sizin asıl iddia ettiğiniz ve sizi korkutan şey kendi bekanızdır” demeleri haksızlık olur mu?

Bakınız, çok fazla kafa yormaya gerek yok. Görünen köy kılavuz istemez. Her şey çok açık ve seçik ortadadır. Bütün bu yanlışlara rağmen bu ülke, bu millet kıyamete kadar özgür bir şekilde bu coğrafyada yaşamaya devam edecek. Sıkıntıları aşabilmek ancak olaylara akl-ı selim ile bakabilmek, dağıtmadan toparlamak, her sorunu bütün boyutları ve taraflarıyla masaya yatırmak ve dirayetle hareket etmekle mümkün olur. Bir de sorunları ortadan kaldırabilmek, Cibran’ın, “Sadık bir uşak gibi yurdun için çalışan biriysen, bil ki gelip geçenlerin susuzluğunu giderecek çölün ortasında bir vahasın” dediği gibi bu millet, bu medeniyet için karşılık beklemeden koşturan, fedakârlıkları ile nam salmış idarecilerle olur.