STKların Aile ile ilgili önerileri

Abone Ol

“TGTV,” 9 Şubat 2013 cumartesi günü Topkapı mevlevihanesi

konferans salonunda geniş kapsamlı bir toplantı yaptı.

Toplantıya “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Fatma

Şahin” de katıldı

Türkiye’nin “Aile Vizyonu”nun ne olması gerektiği ile

ilgili olarak “Sivil Toplum Kuruluşları”nın sunumları sayesinde “Aile konusu”

gündeme getirildi.

Toplantının amacı, “Türkiye Aile Vizyonu”nun ne olması

gerektiği hakkındaki önerileri ortaya çıkarıp kamuoyuna mal etmekti.

Bakan şahin, salonda bulunduğu süre içerisinde

katılımcılar, programı dikkatlice izlediler.

Bakan Şahin’in ayrılmasıyla birlikte, salon da yavaş

yavaş boşalmaya başladı.

Buna rağmen “güzel fikirler ve öneriler” konuşuldu.

Biz de, “ÖNDER İmam –Hatip Mezunları ve Mensupları

Derneği” adına önerilerimizi sunduk.

 “Aile Kurumu”muzun

geleceği ile ilgili yapılması gerekenleri, sizlerle de paylaşmak istedik.

HHH

1 - Her gönüllü kuruluşun “evlilik, aile ve çocuk

eğitimiyle” ilgili bir gündemi olmalı.

Ülkemizde, 90 bin dernek ve 50 bin de vakıf vardır.

Bu kuruluşlar yaptıkları hizmetler yanında ”aile, evlilik

ve çocuk eğitimini” de gündemlerine almaları ve bu alanda da faaliyetlerini

sürdürmeleri gerekir.

2 - Aile sorunlarımızın gelecekte krize dönüşmemesi için

şimdiden “kamuoyu” oluşturulmalı.

Başta medya olmak üzere, bütün kurum ve kuruluşlar,

karı-koca geçimsizliklerini, boşanmaların çoğalmasını ve sorunlu çocukların

uyumsuzluklarını ve bunlara benzer sorunları gündeme getirmek suretiyle

”kamuoyu oluşturmak” ve halkı uyandırmak gerekiyor.

3- “Aileyi ve evliliği teşvik” için devlet gönüllü

kuruluşlardan projeler ve alternatifler istemeli.

Var olan bütün dernek ve vakıfların 4/3 ü pasif

konumdalar.

Bunları aktif hale getirebilmek ve teşvik edebilmek için

onlardan projeler istenmeli.

 Bu girişim,

gönüllü kuruluşları duyarlı ve sorumlu hale getirir.

4- Her gönüllü kuruluş, “aile, evlilik ve çocuk eğitimi”

üzerinde seminerler, toplantılar, kitaplar ve tanıtım faaliyetleri yapmalı.

5– Şiddetle ilgili, önce “çocuğa yönelik şiddetin” vahim

bir durum olduğu ortaya konmalı.

Ülkemiz insanı, kadın olsun erkek olsun, “şiddeti”

kullanıyor.

Var olan bu şiddet, yalnız kadınlar üzerinden gündeme

geliyor.

Oysa Türkiye’de en çok %46 oranla çocuklar şiddete maruz

kalıyorlar.

Kadınların oranı ise,%34

Bunların yanında yaşlılar da şiddete maruz kalıyorlar.

Bunlar neden gündeme gelmiyor da yalnız kadınlar gündeme

geliyor

6- Aileye yönelik “danışma büroları” kurulmalı.

Kurulacak bu bürolar içerisinde aile terapistleri

yanında, “din görevlileri” de bulunmalı.

7- Ev hanımlığına ve nüfus artırımına,”maaş ve emeklilik”

gibi teşvikler getirilmeli.

8- “Kadın ve erkeğin” rollerine vurgu yapılmalı

Kadınlar, erkeleşmek meylinde, erkekler de kadınlaşmak

meylinde.

Her varlık aslının doğrultusunda hareket ettiğinden, bu

durum “insanlığın dengesini” bozuyor.

Kadın; kadın gibi, erkek de erkek gibi davranması

sağlanmalı.

9- Gönüllü kuruluşlar ve belediyeler, evliliğe hazırlık

kursları vermeli.

Aile ve sosyal politikalar bakanlığı Türkiye’nin her

tarafında “evliliğe hazırlık kursları” veriyorlar.

Evlilik ve aile işi “gönül işi” dir.

Devlet kanalıyla bu iş olmamalı.

Çünkü devletin bürokratik yüzü, bu işin ruhunu ve

içtenliğini ortaya koyamaz.

Devlet teşvik eder, imkân sağlar ve denetler.

Devlet, bu işi belediyeler üzerinden gönüllü kuruluşlara

bırakmalı.

10 -Evlilik ve aile özendirilmeli. İmkânı olmayanlar için

“evlilik fonu” oluşturulmalı.

11 -Evlilik sorunları, “aile bütünlüğü” içinde ele

alınmalı.

Yeni evlenenler, sorunlarla karşılaştıklarında hemen

mahkemelere başvurarak boşanmak istiyorlar.

Oysa mahkeme yerine, ailelerine ve akrabalarına müracaat

edip sorunun halli yoluna gitseler daha kolay uzlaşırlar.

Devlet, böyle bir mekanizma oluşturabilmek için girişimde

bulunmalı.

12- “Şiddetle mücadele,” din karşıtı kişilerin ve

feministlerin savunmasına bırakılmamalı.

Bu marjinal guruplar ve kişiler, haklı bir takım

örneklerden yola çıkarak aileye ve kutsal değerlere saldırıyorlar.

Dolayesiyle; “gayri meşrulukları, meşru hale geliyor.”

13 - Mutlu olmak için kadınlar, “kadınlık sanatını,”

erkeler de “erkeklik sanatını” öğrenmeli.

Çıkan bütün kanunlar ve tedbirler erkekler üzerinden

yapılıyor.

Kadınlar için de bir takım önlemler alınmalı.

Erkeklerin “öfkeleri” karşısında kanunlar çıkarılıyor da,

kadınların ”inatlaşmaları” karşısında niye bir kanun çıkarılmıyor