Standardın Mantalitesi

Abone Ol

Seçim yaklaştıkça vaatler vaatleri kovalamaya başladı; büyük küçük denilmeden her türlü vaatte bulunuluyor. Gün azaldıkça vaatler havada uçuşuyor. Bu, bir ülke yönetimi için seçim mi yoksa vaatler yarışması mı. Vaatlerin ortak özelliği hepsinin maddi olması. Vatandaşın durumu bu kadar mı kötü, durumu bu kadar kötü vatandaşın devleti yok mu ya da devletin vatandaşının işini görecek personeli ve yönetici iradesi yok mu? Hepten mi açız millet olarak! Beş GB on GB internet nedir yahu! Her şey bitti gençler sadece on GB internete mi muhtaç kaldı! İnternet vaadini örnek olarak söylüyoruz. Sadece internet değil bütün vaatler aşağı yukarı böyle. Köklü bir vaat yok mu, tabi aslında köklü bir şey vaat olmaz yapılır hemen. Yapılması için de politikacı değil siyasetçi lazım, politika değil köklü siyaset lazım.

Yıllardır kentsel dönüşüm lafı ağızlardan düşürülmüyor ama Türkiye’nin herhangi bir şehrinde kentsel dönüşüm tamamen yapılmış bitirilmiş değil. Ülkemizde altyapısı ve üstyapısı tamamen yapılmış bitirilmiş herhangi bir şehir yok. Önce altyapıdan başlanabilir. Altyapı bitirildikten sonra üstyapıya geçilebilir. Ülkemizde türlerin kendi içinde bir standardı yok. Bir şehirde sokak, cadde ve meydan var, ama sokağın standardı yok, caddenin yok, meydanın yok. Sokağa, caddeye ve meydana yapılan kaldırımın standardı yok. İmar ifrazı yapılmış yerlerin standardı yok. Kısacası yolun (sokak, cadde, otoyol vb.) standardı olmayınca yolsuzluk da o oranda artıyor. Önce bir, şehirlerde yol standardı olmalı. Sonra imar ifraz standardı olmalı. İmar ifraz standardı olursa binaların kimi yirmi katlı kimi iki katlı olmaz o zaman. Bütün şehirlerde dört kattan fazla bina yapılmamalı bir kere. Türkiye deprem kuşağında yer alan ülke. Bütün bu standardı sağlayacak olan devlet yani devleti yöneten hükümettir. Hükümetin köklü siyaseti olmalı. Var mı, yok. Kör gidiyor yol gidiyor hesabıdır bütün işler Türkiye’de.

Altyapı ve üstyapı bitirildikten sonra asıl meseleye gelinmeli. Şöyle; diyelim ki -olmaz ya- Türkiye’de bütün şehirlerin altyapısı ve üstyapısı standart bir şekilde halledildi. Binalar deprem yönetmeliğine göre nasıl yapılması gerekiyorsa öyle, dört katlı, binalardaki daireler en az üç artı bir olarak ya da ikiyüz metrekare büyüklükte yapıldı. Her konuta elektrik, su, doğalgaz ve internet çekildi. Uydu sistemi (çanak anten vb.) dışarıdan görünmeyecek şekilde yapıldı. Binalar öyle yapıldı ki her binanın etrafında avlu denilecek büyüklükte bahçeleri de var. Komşu komşunun ne güneşini ne gölgesini engelliyor. Ses ve ısı yalıtımı binanın ana yapısı (mantolama değil; duvar, tavan ve taban) yapılırken yapıldı. Her şey insan ihtiyacını çok güzel şekilde karşılayacak içerik ve biçimde. Hayal bu ya devam edelim. Üstelik bunun hayali bile güzel. Belki bir gün bir siyasetçi çıkar da yapar bütün bunları. Biz hayale devam edelim. Konutların tapusu standart olmalı. Toprak tapu, kat irtifaklı tapu, kat mülkiyetli tapu, hisseli tapu, kargir ev tapusu, betonarme ev tapusu falan filan değil; konut için tek bir tane standart tapu olmalı, konut tapusu, konutun bilgileri olan, konut bilgileri farklı olabilir tabi ama her konut için tapu tek ve standart olmalı. Hayalin daha güzeline geçelim.

Türkiye bağımsız medeni kocaman bir devlet ya, eğer böyle ise, bunun gereği yapılmalı. Altyapı ve üstyapı tamamen yapılıp bitirildikten sonra farz edelim ki tamamen bitti, her şey insan ihtiyacına göre güvenli güzel bir şekilde. Ne kaldı şimdi? Bütün şehirlerde her bir konuta elektrik, su, doğalgaz ve internet ücretsiz bir şekilde verilmeli. Elektrik, su, doğalgaz ve internet ücretsiz olmalı yani. Herhangi bir ücret alınmamalı. Elektrik, su, doğalgaz ve internet kurumları devlet kurumu olmalı. Bütün yollar ve köprüler de ücretsiz olmalı. Bütün konutlar devlet tarafından otomatik olarak sigortalanmalı. Konutlardan emlak vergisi alınmamalı. Çevre temizlik vergisi alınmalı. İnsanlarımız çevresini temiz tutmayı öğrenecek kadar medenileştiğinde bu vergi de kaldırılmalıdır.

Bütün bunların gerçekleştiği Türkiye’yi görmek nasip olur mu dersiniz!