“Futbol- Spor Müsabakaları Nedir?” başlıklı yazımızda, hayli zamandan beri spor müsabakalarının spordan başka maksatlar için kullanıldığına dikkat çekmiştik. Bu yazımda da sporla ilgili şahsî düşüncelerimi dile getirmeye çalışacağım.
Gençlik devresinde sporun birçok branşı ile ilgilendim. Merhum dedem bizlere Hz. Ali’nin (R.A.), Eba Müslim Horasanî’nin cenklerini okurdu. Oradan ruhumuza cihad sevdası yer etmiş. Biz de kahraman ecdâdımız gibi cihad etme sevdasına tutulmuşuz. Bunun için vücudun idmanlı olması gerek. Sahabeler çocuklarını öyle yetiştirmekteydi. Güreş, yakın dövüş, ata binme, kılıç kullanma, ok atma ve savaş sanatının her taktiğini mükemmel şekilde öğreniyorlardı. Çocukluk devresinde ve ilkokulda mahallede futbol maçları yaparak ve diğer oyunlarla meşguldük. Ortaokul ve lise yıllarında biz de; güreş, boks, judo sporlarıyla ciddi şekilde ilgilendik. Lisede okulumuz Şehreküstü semtinde idi. Burada bostanlar vardı. Bostanları sulamak ve yazın ücretle yüzdürmek için “Haraf” dediğimiz havuzlar vardı. Okul mevsiminde buralar boş dururdu. Biz de orasını boks ringi olarak kullanır, arkadaşlarla antrenman yapardık. Boks eldivenlerimiz yoktu. Atkılarımızı (kaşkol) elimize sarardık.
Spor branşlarından en çok judo ile ilgilendim. Şehrimizde Kamil Ocak Kapalı Spor Salonu’nda Spor Bakanlığına bağlı hocaların denetiminde kurslar vardı. Yaklaşık üç sene bu kursa devam ettim. Yeşil kuşak almıştım. (Judoda kuşak renkleri: Beyaz, sarı, turuncu, yeşil, mavi, kahverengi ve siyah, siyah kuşakta da 12 dan bulunmaktadır) Mavi kuşak imtihanına az kalmıştı ki, üniversite tahsili için İstanbul’a gittim. İstanbul’da da bir sene millî antrenörlerden Namık Ekin’in tekvando kursuna devam ettim. Karagümrük Stadı’ndaki bu kurstan çok istifade ettim. Uğraştığım bu spor branşlarının her zaman faydasını gördüm, elhamdülillah…
Gençlerimiz, vücutlarının dinamik ve sağlıklı olması için amatör olarak sporla ilgilenebilirler. Bir şartla: Ağızlarından çirkin söz çıkmayacak, hislerine kapılıp kimseyle münakaşa etmeyecek, hele hele namaz vakitlerini geçirmeyecek, namazlarını ihmal etmeyecekler…
Zaman zaman yazılarımızda ve konuşmalarımızda dile getiriyoruz: Ülkemizdeki gençlere ciddi şekilde “Cihad eğitimi” verilmelidir. Cihad nedir, hikmeti nedir ve cihadla ilgili bütün meseleler fıkıh kitaplarından anlatıldığı gibi, pratik şekli de erkekler için ordumuzun bünyesinde verilmelidir. Lise çağındaki gençler senede bir ay bu eğitimi görmeli ve bu eğitim müddeti askerlik zamanından düşülmelidir.
Kız çocuklarına da cihad eğitimi verilmelidir. Tarihî dizilerde Selçuklu ve Osmanlı devrindeki hanımların ata bindikleri, kılıç kuşandıkları, ok attıkları görülmektedir. Bu filmlerdeki sahneler aslında gerçekti. Malazgirt Zaferi’nden sonra Anadolu adım adım fethedilmiş ve yurt yapılmıştır. O sıralar dört bir yan düşmanla çevrili idi. Her an baskına uğramak, düşmanla savaşmak durumu mevzubahisti. Bu bakımdan Müslüman hanımları da erkekler gibi dövüşçü idi.
Biz “İşgal Yılları” kitabımızı hazırlarken şu gerçeği gördük: Müslüman hanımlar dövüşçülüğü, cihad eğitimini, düşmanla mücadeleyi unuttukları için, büyük zararlar gördüler. İşgal sırasında düşmanın iğrenç saldırılarına mâruz kaldılar. Oysa o hanımlar dövüş ilmini bilselerdi düşmanlar köylere, kasabalara, şehirlere öyle kolayca girip işgal edemezlerdi. Günümüzde de dört bir yanımız düşmanla çevrelenmiş durumda. Bu bakımdan bu vatanda yaşayan bütün hanımlara da hanım subaylar ve polisler tarafından cihad eğitimi verilmelidir. “Korkulu rüya görmektense uyanık durmak evladır” denilmiştir. Biz tedbirimizi alalım da bu halimizle düşmana şu mesajı vermiş olalım: “Yurdumuza göz dikenler, buraya gelirken ceset torbalarını da birlikte getirsinler!” Hanımların sporu da böyle olsun.
Sevgili Peygamberimiz (S.A.V.) Mekke’de iken müşriklerin en namdar güreşçisini yenmişti. Hz. Ali’nin (R.A.) pehlivanlığı ve düşmanların azman savaşçılarını nasıl mağlup ettiği zaten meşhurdur. Çocuklar akıllı telefonla, tabletle, pleysteyşınla uyuşacaklarına sporla meşgul olsunlar. Futbol, basketbol, voleybol oynasınlar, judo, tekvando, güreş ve diğer faydalı sporlarla ilgilensinler. Ancak bütün bu spor meşguliyetini arkadaşça, güzel ahlakla ve ibadetlerini aksatmadan yapsınlar…