GALATASARAY -Fenerbahçe kadın basketbol finalini izlemek
için Abdi İpekçi nin yolunu tuttum. Salona da maça tam bir saat kala ayak
bastım. Bu kadar erken niye gittin diye sorabilirsiniz. Öyle ya basın
mensubuyuz, yerimiz de hemen hemen hazır... Ama bu bir final maçıydı. Üstelik
bu finali oynayanlar da Galatasaray la Fenerbahçe idi... Yani horoz
dövüştürseler olaydır. Bu yüzden de atmosferi incelemek, yaşanabileceklerin
hepsine gözlerimle, kulaklarımla tanık olmak... Çünkü ben gazeteciyim. Mesleğim
bu. 45 yıldır da sadece bundan ekmek kazanıyorum. Ama paraşütle indirilenler
ki, başta da Beyaz TV nin uçurtmaları, belki de Rasim hariç, önünden
geçmedikleri salonun içindeki bu büyük günü belki de ekranda bile izlemeden
atıp tuttular. Ellerinde sadece kameramanlarının çektiği bir görüntüyle...
Geçiniz. Ben size görüntülü öyle bir Mahmut Uslu programı yaparım ki,
dudaklarınız uçuklar. Bunu da en iyi bugün Basketbol Milli Takımı nın hocası
Ergin Ataman bilir.
Şimdi asıl meseleye gelelim. Fenerbahçe Genel sekreteri
Mahmut Uslu beyin maç günü gazetelerde çıkan demeçlerini okudunuz mu Yani bu
büyük finale sadece saatler kala. Aynen şöyle diyor: 3 Temmuz sürecinde
Galatasaray bizi yalnız bıraksa razıydık. Bizi ayağımızdan çektiler. Sadece bu
ateş üfleyerek sönmez demediler. Başka şeyler de yaptılar ve yapmaya da devam
ediyorlar.
Evet, salona çıkacak ezeli rakiplerden birinin yetkili
ağzı karşıdaki rakibe böyle sallıyor. Tam da maç günü çıkıyor bu demeçler.
Zaten bir gün önce de foto muhabirleri, yazarları stada alınmamış, oradan
kovulmuş bir gazetenin ekranından bunları söylüyor Mahmut Uslu... Bunun adı
açıkça tahriktir.
Ve aynı Uslu ve tayfası büyük finalin başlamasına sadece
bir hava atışı kala tribüne avdet ediyorlar. Büyük bir tezahürat tepkisi...
Doğaldır. (Zaten maçtan önce de devamlı vardı) Siz maça gelen taraftarı böyle
gererseniz. Maç başlıyor. Galatasaray, yani salonda 15 bin taraftarı olan takım
ağır bir farkla maçı götürüyor ve devre 22 sayı farkla bitiyor. Uslu ve tayfası
oturdukları yerden VİP salonuna çay içmeye iniyorlar. (Ben öyle diyorum)
Kalabalığın içinde ne işleri vardı demeyin. Haklarıdır. Tam o sırada ev sahibi
takımın taraftarları saldırıda bulunuyor. Bir tanesi de Uslu ya yumruk
sallıyor. Araya giriliyor ve olayın daha büyük boyutlara, felaketle
sonuçlanmasına izin verilmiyor. Bunun adı da terördür. Tezahüratla tepki
gösterebilirsiniz. Ama kimsenin kimseye bırakın yumruk atmasını, buna teşebbüs
etmesi bile terördür.
Bir başka mesele daha. Bu Beyaz TV denen yerde ne dedikodular
üretildi inanamazsınız. Yani ben salonda üç saatten fazlasını geçirmiş bir kişi
olarak şaşırdım kaldım. O şunu diyor, bu şunu demiş falan... Eh sunan da
Devrimci spiker CHE olunca gerisini siz düşünün. Bu televizyonun delikanlı
yöneticilerini de aradım, bana yapılan hakaretlerden dolayı. Bir tanesi en
azından dönüp özür dileme nezaketini gösteremedi.
İşte değerli okurlar; ben buyum. Gider, yaşarım ve
yorumlarım. Ötekiler de sıcak koltuklarında oturur ve dedikodu üretirler. Sonra
da salonlarda, sahalarda şiddetten söz ederler. Hoş 6222 falan da söz ediyor
da, ama burası çok ama çok önemli bir hukuk ülkesi olduğundan yürür giderler.
Özetle kulüplerimiz de yepyeni bir yönetici profili
oluşmalıdır. Yoksa bu işin sonu son değildir. Şimdi şunu bekliyorum:
Galatasaray çıkıp o yumruğu sallayan taraftarını afişe edecek ve bu yumruk
vakası için özür dileyecek. Karşı taraf... Onu da kendilerine bırakıyorum.