Düşünen, konuşan ve yazanların sorumlulukları uzun solukludur. İçinde bulunulan an ile sınırlı değil. Toplumun önünde yer alan düşünce üretenler salt kendi adlarına yaşamıyorlar. Eğer insanın sorumluluğunu üstlenmişse, bir iddia sahibi ise her eylemi sadece kendini bağlamaz. Şu son yıllarda yazanların tutarsızlıkları, iniş ve çıkışları büyük bir vebal. Yazdıkları ve konuştuklarından sadece kendileri sorumlu olmadıkları gibi, insanları yanlış yönlendirmelerine, onların yanlış bilgilere sahip olmalarına neden oluyorlar.
Sözün ve yazının da bir asaleti ve kişiliği olmalı. Yazılar yazarın kişiliğini yansıtır. Yaşanmakta olan büyük kaos ve karmaşanın nedeni de onlardır. Kitlelerin, okuma, yazma ve düşünce üretme gibi bir dertleri, çabaları yok. Ve hatta böyle bir sorumlulukları da yok. Âlimin söyledikleri bir değerdir, yazdıkları ve düşündükleri de. Bunun olumlu anlamda karşılığı olduğu gibi vebal ve sorumluluğunun olması doğaldır.
Yazmakta olanların yazı üsluplarını anlamak ve kavramak için son çeyrek yüzyıldaki bütün yazdıklarına bakmak yeterlidir. Kim nerede nasıl bir hata yapmış, nerede nasıl tutarsızlıklar oluşturmuş görülebilir. Toplumun önünde yer alanların eylemlerinden, düşüncelerinden, yapıp ettiklerinden ötürü pişmanlık duymalarının bir karşılığı olamaz. Sürekli olan hatalar, yinelenmeleri, ardından da bir başka düşünceyi öncekinin aksine savunuyor olmaları onları asla haklı çıkarmaz. Yazılı olan her eylem kayıtlarda yer alıyor. Kendisi tövbe etse kurtulabilir mi? Hataya düşen, yanlışta ısrarlarını sürdürenlerin durumu ne olacak?
Hayat, sürekli olarak hatalar üzerine yaşanmaz. Böyle bir hayat sürdürmenin de bir değeri olmaz.
Toplumda meydana gelen güvensizliklerin nedeni başka ne olabilir ki? Özellikle Müslümanlar bilinç sahibi olmak zorundadırlar. Hayat disiplinleri var. Günah ile sevap arasındaki hayat disiplini kişiyi oto kontrollü hale getirir, getirmelidir de.
Bireysel günahlar kişiyi bağlar. Toplumu ilgilendiren hata ve günahların ağırlığı çok daha fazladır.
Bir Müslümanın yazısı da cihat ruhlu olmak zorunda. İyilikleri, güzellikleri, hayırları yaymaya ve anlatmaya mecbur. Çünkü eylemlerinden sorumlu olan kişi nasıl bundan ötürü hesaba çekiliyorsa, yazı da bir eylemdir ve ondan ötürü da hesaba çekileceği kesin.
Müslüman entelektüelin cihat aracı kalemidir, sözüdür. Çünkü onlarla olumlulukları anlatır, insanları hakkı, adaleti ve iyilikleri yaymak ile yükümlüdür. Ben bunları yazdım beni bağlamaz diyemez. Küresel ve batıcı ruhun insanları boğduğu bir zamanda, insanlara ışık ve rehber olacak hakiki aydın ve düşünürlere fazlasıyla gereksinim var. İnsanlığı kötülüklerden korumak ve onları aydınlatmakla yükümlü.
Müslümanın cihadı bu olmalı.
Batı ruhunun kuşatmasında bunalan, giderek çıkmaza düşen ve umutsuz hâle gelenlere öncülükte bulunmak, onlara yol göstermek, ışık olmak, moral ev cesaret kazandırmak daha bir önem kazanıyor.
Kalemin yükü ağırdır, sorumluluğu ağırdır, vebali ağırdır. Onurlu ve kişilikle kalemin ise erinci oldukça fazladır.
Hakikate öncülük edenler geniş bir sorumluluk alanları bulunuyor. Her adımlarına, eylemlerine dikkat etmelidirler. Yarın için pişmanlık gerektirecek hiçbir eylem ve davranışın pişmanlıkları hiçbir yarar sağlamaz.
Müslümanız, sorumluluklarımız sadece kendimizle sınırlı değil, bütün insanlık ile ilgilidir. Hayatın, düşüncenin, fikrin bir anlamı ve değeri var ise hakkını vermek gerekir.