Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Müslüman ve mümin sözünün eri olur. Sözünün eri olmak, Müslüman olmanın gereğidir. Müminun 8; “Onlar, emanetlerine ve ahitlerine riayet edenlerdir.” Mümin olanlar; gerek Allah’a verdikleri gerekse diğer kullara verdikleri sözlerinin eri olup, ahitlerine sadık ve emanetleri yerine getiren izzet ve takva sahibi şahsiyetlerdir. Emanete asla hıyanet etmezler ve verdikleri sözden asla dönmezler. Allah’tan başka ilah, Allah Resulü’nden başka önder, İslam’dan başka hayat düzeni ve Kur’an-ı Kerim’den başka hidayet rehberi kabul etmezler. Ahzap 72: “Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara arz ettik de onlar onu yüklenmekten çekindiler ve onun sorumluluğunu yerine getirememekten korktular. Ne var ki, onu insan yüklendi. Bunca kabiliyet ve nimetlerle donatıldığı halde yüklendiği emanetin hakkını veremeyen insan ne kadar zalim, ne kadar cahildir.” Burada emaneti, İslam ve kamu yönetimi olarak okumak gerekir. Dört şey vardır ki bunlar insanı insan yapar. 1. Güzel ahlak, 2. İnsanı haramdan koruyan helal lokma, 3. Doğru ve hak söz, 4. Emaneti korumak. Peygamberimiz buyuruyor: “Allah’a imanla beraber şu beş şeyi yapan cennete girer. Abdesti güzel alarak, rükû ve secdesine dikkat ederek beş vakit namazı kılmak, malının temiz kısmından zekâtı vermek, güç yetirebiliyorsa hacca gitmek, Ramazan orucunu tutmak, emanete riayet etmektir.” (Taberani) Rabbimiz şöyle buyuruyor. Nisa 58: Şüphesiz Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor. Böylece Allah size ne güzel öğüt veriyor. Doğrusu Allah her şeyi hakkıyla işiten, kemâliyle görendir.” Sözünün eri olan bir mümine Allah bir imkân verdiğinde, emanetleri mutlaka ehline verir ve insanlar arasında adaletle hüküm verir, yönetir. Peygamberimiz; “Emanet zayi edildiği zaman kıyameti bekle” buyurmuştur. İşler, ehli olmayan kimselere verildiğinde kıyameti beklemek gerekir. Allah yolunda cihat, İslam’ın adil düzenini hayata hâkim kılmak için yapılır.
AHİDLER
Rabbimiz Allah şöyle buyurur: Nahl 91-92; “Aranızda sözleştiğiniz zaman Allah adına verdiğiniz sözü tam olarak yerine getirin. İyi niyetinize Allah’ı şahit gösterip iyice pekiştirerek yaptığınız yeminleri bozmaya kalkmayın. Unutmayın ki Allah, yaptığınız her şeyi bilmektedir. Bir topluluğun diğer bir topluluktan siyasi, iktisadi ve askeri yönden güçlü olmasına aldanıp da, ipliğini sağlamca büküp eğirdikten sonra çözen böylece bütün emeğini boşa çıkaran ahmak kadın gibi, ettiğiniz yeminleri bozup aranızda bir aldatma ve işi bozma sebebi kılmayın. Gerçek şu ki, bütün bunlarla Allah sizi imtihan etmektedir; hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeylerin doğrusunu da kıyamet günü kesinlikle size açıklayacaktır.” Âlimler; “Allah’ın ahdi, Hz. Peygamber’e Müslüman olmak üzere biat etmektir” demişlerdir. Çünkü Allah: “Gerçekten sana biat edenler, ancak Allah’a biat etmektedirler. Allah’ın eli, onların biat için uzanan elleri üzerindedir. Artık kim biatini bozarsa ancak kendi zararına bozmuş olur. Kim de Allah’a verdiği sözde durur, onun gereğini getirirse, hiç şüphesiz Allah ona yakın bir gelecekte büyük bir mükâfat verecektir.” Biat; din ve düzen olarak İslam’ı yaşama ve Allah yolunda cihatta emir sahipleriyle yapılan ahitleşme, sözleşmedir. Peygamberimiz; “Her kim Allah yolunda kılıcını sıyırırsa, şüphesiz Allah’a biat etmiştir” buyurmuştur. Her Müslüman her konuda olduğu gibi, cihat konusunda da biatin şartlarına uymalı ve verdiği sözü yerine getirmelidir.
AHDE VEFA
Rabbimiz Allah şöyle buyurur. Ali İmran 76-77: “Hayır, kim sözünde durur, günah ve haksızlıktan sakınırsa, şüphesiz ki Allah takva sahiplerini sever. Allah’a verdikleri sözleri ve ettikleri yeminleri, önemsiz bir dünya menfaatine satanlar var ya, işte onların ahirette hiçbir nasipleri yoktur. Allah kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara merhamet nazarıyla bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.” İslam’da ahde vefa çök kıymetli bir esastır. İslam toplumunda her şey, ahde vefa ile düzene girer, ahde vefanın olmadığı yerde, huzur, barış ve kardeşlik ortamı olmaz. Ahitleri eksiksiz olarak yerine getirmek, ahde vefa göstermek önemli bir sorumluluktur. Kur’an’da ahde vefa şöyle övülmüştür: Ahzap 23: “Müminler içinde öyle yiğitler var ki, Allah’a verdikleri söze daima bağlı kalmışlardır. Onlardan kimi sözünün gereğini yerine getirip O’nun yolunda can vermiş, kimi de sırasını beklemektedir. Onlar, verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir.” Ahitlerine sadakat gösteren fert ve toplumlar, daima aziz olurlar. İnsanların toplum hayatının gereği olarak birbirleriyle yaptıkları sözleşmelerin esaslarına uygun hareket etmeleri, verdikleri sözleri yerine getirmeleri inanmış olmanın orta direğidir.
ESASLAR
Millî Görüş, bu asırda emanetlerine ve ahitlerine riayet edenlerin yoludur. Bunun için Millî Görüşçüler; hakkı ve haklılığı üstün tutarlar. Hak çok kıymetli bir kavramdır. Hak, İslam’dır. İslam, Allah’tandır. İslam, Allah’ın insanlara emanetidir. Sözünün eri olmak; bu emanete sahip çıkmaktır. Millî Görüşçüler; nefis terbiyesini esas alılar. Maneviyatçıdırlar, ahirete ve hesap gününe iman ederler. Nefislerini terbiye etmeyenler, İslam’ca bir hayat süremezler.
Millî Görüşçüler için; hidayet, feraset ve dirayet kavramları, yürüdükleri yolun istikametidir. Bunlar olmadan istikamet halinde olmak çok zordur. Selam hidayete tabi olanlara…