Sözde değil, özde olsun sevgimiz

Abone Ol

Millet olarak çeşitli programlarla, faaliyetlerle koca

bir aya yayılan Kutlu Doğum haftasını yaşayarak yine bir Nisan ı bitirdik.

Büyük bir coşkuyla şehirlerimizin, beldelerimizin kocaman salonlarını

doldururken, bu anlamda düzenlenen tüm programlara katılmayı bir vecibe

bilirken, vurgu üzerine vurgu yapan, ağlamaklı bir ses tonuyla insanları o

havaya sokmaya çalışan konuşmacıları dinlerken, haftanın önemine binaen

ellerimize tutuşturulan gülleri sanki cennetten geliyormuşçasına koklarken

farkında olmadığımız şeyler vardı aslında

İyi bir şey yaptığımıza inanıyorduk çünkü. Gerçekten de

farklı bir niyetimiz yoktu. Öyle çok seviyorduk ki O nu, şeytanın bu sevgimizi

kullanabileceğini düşünemedik bile. O nun anıldığı ortamda ben de olmalıyım

halis niyetiyle akın ediyorduk böylesi kutlamalara. En azından o güne dair

görevimizi yerine getirmiş sayıyorduk ama bu kutlamaların bize günden güne

şekilci olmayı öğrettiğini, öze inemeden, kalbi fethedemeden sadece dokunup

geçtiğini unutuyorduk.

Öylesine şekilci olmuştuk ki artık, öylesine göstermelik

olmuştu ki sevgimiz, adı anıldığında gayri ihtiyari elimizi götürdüğümüz

kalbimiz yanmıyordu aslında O nun aşkıyla. Demek ki Muhammed Aleyhisselam

denilinde eli kalbe götürmek lazım refleksini öğreniyorduk sadece

Öyle bir boyuta ulaştı ki şeytanın bu aldatması, ilk

başlarda gayet iyi niyetle başlayan bu kutlamalar şimdilerde tamamen çığırından

çıkmış bir duruma ulaştı. Öyle ya, eşimizin, çocuklarımızın doğum günlerini

kutlayıp da kalbimizdeki sevginin en büyük parçasına sahip olanı unutmak olur

muydu hiç Elbette O na daha güzel pastalar yapılacak, elbette O na daha

gösterişli mekânlar hazırlanacak, hatta mumlar da koyulacaktı üzerine pastanın.

Sonra salavatlar eşliğinde kesilip yenilecekti o pasta afiyetle. Bunu bir de

facebookta sergileyip, whatsapp profil resmi de yaptık mı tamamdır, herkes

şahit olurdu bizim sevgimizin büyüklüğüne

Ne kadar acı değil mi Kendi gündelik hatalarımıza,

aldanmışlığımıza En Sevgiliyi de alet ediyor olmamız. Başka kavimlere

benzemeyin 1 uyarısına rağmen, asimile olmuş yanlarımızda O nun da adını

kullanıyor olmamız

Oysa bir lahza durup düşünsek göreceğiz durumun

vahametini. Âlemlere sığmayan büyük bir sevdanın bir haftaya sığdırılmaya

çalışılmasındaki mantıksızlığı anlayacağız. Yollarından gidiyoruz dediğimiz

ashab-ı kiramın, O nun doğduğu veya ana rahmine konduğu güne takılıp kalmadığı

ve o güne özel kutlamalar yapmadığını, ancak O nun sünnetini yaymak için

ömürlük bir mücadele verdiğini kavrayacağız.

Ömer radıyallahuanhın, bizim uğruna binlerce insanı

ezerek görmeye çalıştığımız Hacer-ül Esved taşına Ey taş! Biliyorum ki sen bir

taşsın, ne fayda ne de zarar verebilirsin. Eğer Allah Rasulü nün seni öptüğünü

görmeseydim seni asla öpmezdim 2 deyişindeki hikmeti anlayacak ve değerli olanın

taş değil, taşa önem veren Rasulullah Aleyhisselam olduğunu idrak edeceğiz.

Kalbimizdeki saf sevgimizle düşünmüş olsak bileceğiz,

sadece dilde kalan salavatlar çekip, yalnızca gözden akan yaşlar dökmemizin

bizi O na yakınlaştırmayacağını. Binlerce tevhidler okuyup, yüzlerce hatimler

iniyorken, bir kişiyi de sünneti seniyye yoluna sevk etmeye gayret

göstermeyişimizin O nu mutlu etmeyeceğini, aksine büyük bir hayal kırıklığına

uğratacağını düşüneceğiz. İşte bunu düşündüğümüz zaman yanacak kalbimiz. Vay o

namaz kılanların haline 3  ihtarının,

bizim göstermelik sevgi ve kutlamalarımızdaki riya için de geçerli

olabileceğini hissettiğimiz an gidecek elimiz kalbimize

Ve o zaman soracağız kendimize nasıl bu hale geldiğimizi.

O zaman düşüneceğiz nasıl böyle kandırıldığımızı. Yılın bir ayında, birkaç

programla, birkaç sohbet halkasıyla hatta belki de semtimizin camisine gelen ve

ağlayarak öptüğümüz sakal-ı şerif ziyaretleriyle gazımızı aldırıp sonra

sünnetten uzak hayatımıza nasıl geri dönebildiğimize şaşıracağız.

O halde artık değiştirelim formatımızı. Çocuğuna O nun

gibi davranmayan, eşini O nun gibi sevmeyen, İslam düşmanlarıyla O nun gibi

mücadele etmeyenler ya da son moda kıyafetleri, yasak ettiği deve hörgüçleri ve

cilalı boyalı makyajlarıyla programlarda göstermelik hüzünlenenler olarak,

şimdi kendimizi kandırsak bile büyük buluşma günü O nun yüzüne bakamayacağımızı

bilelim.

Elbette katılabildiğimiz sohbetlere katılalım ve adının

anıldığı halkalara dâhil olalım. Fakat bunu yeterli görmeyelim. Seviyorsak, gereğini

yapalım. Özlüyorsak, aynı cennette buluşabilmek için çalışalım. O nun gibi

yaşayalım, O nun gibi inanalım, O nun sevdiklerini sevip,  O nun nefret ettiklerine savaş açalım. Gözde

değil yürekte olsun özlemimiz.  Dilde

değil, kalpte olsun zikrimiz. Sözde değil, özde olsun sevgimiz

 Feyzül Kadir;

cilt: 6, sayfa: 104

  Buhari: 1520,

Müslim: 1270

  Maun Suresi: 4