Söz ve eylem

Abone Ol

Mahatma Gandi der ki; “Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür, düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür, duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür, davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür, alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür, değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür, karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür...”

Söz, eylem ve davranış bir zincirin halkaları gibi birbirlerine bağlıdırlar. Birinde gerçekleşen değişim diğerlerini de etkiler. Farkına varamayabilirsiniz ama sarf ettiğiniz sözler hayatınızın hâkimi olup sizi yönlendirir hale gelebilirler. Bu nedenle söze hakkını vermek ve söze kir bulaştırmamakla sorumlusunuz. Sözün doğru yerinde ve vaktinde söylenmesi esastır. Söz masum değildir. Bir kurşun kadar tesirli ve etkilidir. Çok sık kullandığımız sözler hayatımızın felsefesi olur fakat farkına varamayız. Yakınlarımdan birini tanırım, iyilikseverdi, elinde ne varsa paylaşır, konu komşunun ihtiyaçlarını gidermek için gayret gösterirdi. Fakat günün birinde yardımcı olduğu bir kişiden zarar gördüğü ve artık insanlar için hiçbir şey yapmayacağını söylemeye başladı. Bu sözü her fırsatta dile getiriyor “kimseye iyilik etmeyeceksin, iyilikten maraz doğar…” Diyordu. Bu sözü kendisine telkin aracı yapan komşumuz artık iyilikten vazgeçmekle kalmamış iyilik yapanlara da mani olmaya da başlamıştı. Bu söz onun kılavuzu olmuş ve davranışını değiştirmişti.

Düşüncelerimiz, eylemlerimizin kaynak noktasındır. Nasıl düşünüyorsak öyle davranmaya başlarız. Bir genç dünyaya bir kere geliyorum, hayatımı yaşamalıyım diye düşünmeye devam ederse yaşamı sadece haz olarak görecek ve buna uygun davranacaktır. Eğer “namazlarımı geçirsem de sorun yok, kaza ederim” diye düşünürse, namaz konusunda gevşek davranacak belki de tamamen bırakacaktır…

Davranışlarımız düşünce ve niyetlerimize baskın geldiğinde ise, yaptığımız işleri analiz etmeden savunmaya başlarız. Mesela, kalp kırmanın doğru olmadığını kabul eden bir kişi, niyetinin aksine insanları incitmeye devam ettiğinde artık bu tavırlarını savunmaya başlayacaktır. Çünkü değişime tabi tutulmayan tutum ve davranışlar bir süre sonra kişinin düşüncelerini de etkiler. Bu kişi artık hatalarını savunan biri haline gelir.

Bizler düşünce, eylem niyet ve sözlerimizin birer parçasıyız. Ancak değişime önce düşünceden başlamalı ve doğru düşünceyi merkeze almalıyız. Bu aşamadan sonra iş irade ve tutumlarımıza kalıyor.