Hiçbir yaranın konuşarak tedavi edildiğini görmedim…
Göreniniz var mı bilmiyorum!
Yoga yapanlar konuşarak ve konuşmayarak kendilerini tedavi ettiklerini düşünüyorlar ama yanlış yoldalar tabi, gittikleri yolun sonu ineklerin peşine çıkıyor…
İyi konuşmak önemlidir, hastaya moral verir ama tedavi etmez…
İyi hissettirir, ama pek de iyi etmez.
İyi hissetmesi önemli hastanın.
Allah vermesin, ölümcül bir hasta ise son günlerini mutlu geçirir ama şifa bulmaz.
İyi ve olumlu konuşmak dua yerine de geçer. Dua da çok önemli tabi.
Haaa bir de psikolojik vakalarda da konuşma önemlidir.
Geçmişten günümüze aktarılan güzel türküler var, onları dinlemeyi severim mesela.
Türküler de bir nevi konuşma türü.
Ama fiili icraat şart!
Bilmem kaç tonluk atom bombasına eşdeğer bombaların karşısında yapacağınız en etkili konuşmanın etkisi bir tek kurşuna denk gelir mi bilinmez!
Hepten ezik olmak da iyi değil tabi.
Hadsize haddini bildirmek de gerekli.
Ama fiili icraat şart!
Bana mı öyle geliyor bilmiyorum ama gün geçtikçe çok fazla hamasete meyil ediyoruz.
Sözün önüne arkasına pek bakmıyoruz. Sonrasında ne oldu ne olmadı, kimsenin umurunda değil gibi.
İyi bir konuşmanın anlam kazanması için gereğinin de mutlaka yerine getirilmesi lazım, yoksa boş bir lakırdı olarak tarihe geçer.
Önceki gün Almanya’da Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından bir gazeteciye haddinin bildirilmesi ve Alman kamuoyuna sert mesajlar verilmesi önemli tabi…
Ama fiili icraat şart!
“One minute” 2009 yılında söylendiğinde itiraf etmeliyim benim de koltuklarım kabarmıştı ama sonrası malum!
2010 yılında yani “One minute”tan 1 yıl sonra 10 vatandaşımız uluslararası kara sularında yardım yolunda göz göre göre İsrail tarafından katledildi.
Ellerinde değnek dahi yoktu.
Sonra çok şeyler oldu… İsrail, Kudüs’ü başkent ilan edecek seviyeye geldi.
“İyi de biz ne yapalım” diyeniniz vardır şüphesiz. Yapacak o kadar çok şey var ki, biz hep yapmamamız gerekenleri yapıyoruz. Eleştirimiz de ona…
Filistin tükendi, Gazze kan ağlıyor…
Gazze’nin feryadı kulaklarımızı tırmalıyor.
Bizim sözlerimiz İsrail’den duyulmuyor…
SÖZ TÜKENDİ, BEN TÜKENDİM!
Gel 50+1, git 50+1
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya ziyaretinin dönüşünde uçakta yaptığı açıklamada yeni ve sivil anayasa vurgusu yaparak 50+1 sisteminin değişmesi gerektiğini söyledi.
Erdoğan, “Çoğunluğu alan adayın seçilmesi usulüne geçilmesi halinde Cumhurbaşkanlığı seçimi de seri olur, uğraştırmaz ve yanlış yollara da sevk etmez. Kimin eli, kimin cebinde belli değil. Yok altılı, yok on altılı masa… Bundan sonra kim bilir daha neler çıkar? Ama oy sayısı itibarıyla “en fazla oyu alan aday seçilir” ifadelerini kullanmış.
Birincisi; ittifaklardan rahatsızlık varsa “50+1” ya da “en fazla” oyu alan adayın seçilmesi aynı sonuca götürür. Her iki durumda da partiler/adaylar rakiplerinden daha fazla oy almak için ittifak yapmak zorunda kalacaktır.
İkincisi; Millet İttifakı’nın 6 partili bir birliktelik oluşturmasından rahatsızlık duyuluyorsa Cumhur İttifakı da, yani kendileri de 6 parti ile seçime girdi. Kendi ittifaklarından da bir rahatsızlıkları mı var acaba?
Üçüncüsü; bu sistemi kavga, gürültü ile ülkenin yegâne kurtuluşu olacak vadi ile siz getirdiniz, şimdi de siz değiştiriyorsunuz.
Ufak bir detay ama! Anlamadığımız bir durum var. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Anayasaya göre bir daha seçime girme hakkı kalmadı. Girmeyeceğiniz seçime ilişkin niçin çalışma yaparsınız ki? AKLIMDA DELİ SORULAR!…
Siyasetimize “etik” lazım
Ülkemizin geleceğine karar verecek insanları seçeli henüz birkaç ay olmuşken peş peşe partisinden istifa eden vekillerin ismi önümüze düşüyor.
İtibara en fazla ihtiyaç duyan kurumumuz belki de Meclisimizdir. Halkın gözünde ise en fazla eleştirilen makam milletvekilliği. Sürekli aldıkları maaş ya da verdikleri yetersiz mesai üzerinden kendi seçtikleri milletvekillerini eleştiren insanlarla karşılaşırız. Bu eleştirilerin birçoğuna katılmamakla beraber parti fark etmeksizin pişkince daha koltuğuna oturmadan istifa eden vekilleri artık görmek istemiyoruz!
Bir dönem “fırıldak Kubi” lakaplı bir vekil vardı.
Düşündüm de kaç parti değiştirdiğini hatırlayamadım.
Anayasa değişikliğinin konuşulduğu şu günlerde Meclis’in itibarı ve siyasi etik için önemli bir adım atılmalı.
Yapılacak değişiklikle partisinden istifa eden vekilin milletvekilliği de düşürülmeli. 3 ayda siyasi ve zihinsel kırılma yaşayan birinin zaten millet vekilliği yapmaması gerekiyor.