Kur an, Ve sizin ameliniz size aittir (Yunus; 10/41)
diyor. Sizin ameliniz sizin derken
birlikte amelleri de olabilir yahut her birinin ameli de ayrı ayrı olabilir.
Sorun nerde
Birlikte çalışıyoruz, bu birlikte çalışmadan dolayı ortak
ürün ortaya çıkıyor. Her birimiz ayrı ayrı iyi işler yaparız ama sonuç kötü
olur. Her birimiz ayrı ayrı kötü iş yaparız ama sonuç iyi olur. Bu durumun
hükmü nedir
Hukuk düzeninde herkesin davranışı önemlidir. Sonuçtan
kimse sorumlu değildir. Sorumlu olan düzendir. Askeri düzende ise insanlar
davranıştan değil sonuçtan sorumludurlar.
Burada anlatılan askeri düzen değildir, burada anlatılan
hukuk düzenidir.
Kimse başkasının yaptığından sorumlu olamayacaktır.
Yirminci yüzyılda hâlâ bu idrak edilmemiştir. Başkan hata yapıyor, parti
kapatılıyor. Aksine, başkanın hatasından dolayı parti zarar görüyorsa başkan
cezalandırılmalı, partinin mağduriyeti giderilmelidir. Ama insanların akılları
ancak bu kadar çalışır. Adam binlerce kişiyi kasten öldürüyor, onu idam
edemiyorsun; neymiş, efendim can kıymetli imiş! Peki, öldürülen binlerce
kişinin canı kıymetli değil mi İşte, insan aklı bu kadar çalışır. Çok evlilik
suç ama zina suç değil. Bir adam köyden geçerken köpekler saldırmış. O da taşı
alıp atacak ama taşı yerinden alamıyor, sıkıca yapışık. Burası ne biçim köy,
köpekleri salıvermişler ama taşları bağlamışlar! demiş... (s.8)
***
Kur an a inanıp inanmama hususundaki beyanlarından sonra,
herkesin kendi `ameli kendisine aittir kuralını getirmekte, fiili
dememektedir. Çünkü burada anlatılan işletmeye girenlerin yani işletme
girdilerinin girdi ile orantılı çıktılardan pay almalarıdır.
Kur an zorba bir kanun kaynağı değildir. Bugün güçlü
olanlar kanun yapar ve bir mütegallibe oluştururlar ve onlar kendi çıkarları
için düzen kurarlar. Kur an ehli olan bizler ise çıkar paralelliği içinde
düzenimizi kurarız. Bölüşmede herkes girdilere göre pay alır...
Kooperatif/ler kuruyor, onları faiz bataklığından
kurtulmaya çalışıyoruz. Bu hem dışarıdakilerin kooperatife müdahale imkânını
ortadan kaldırır, hem de kooperatifin dışarıdakileri rahatsız etmemesini
sağlar.
Demek ki bu âyet aynı zamanda YERİNDEN YÖNETİMİ
içermektedir. Kişi aşiret/ocak içinde hürdür. Aşiret bucak içinde hürdür.
Bucak il içinde hürdür. İl ülke içinde hürdür. Ülke de insanlık içinde
hürdür.
Âyetteki TA MALÛN kelimesi kurallı çoğul olduğu için de
insanlık bir topluluktur, ülke bir topluluktur, il bir topluluktur, bucak bir
topluluktur, ocak bir topluluktur... (s.9)
***
İman edenler var, bir de iman etmeyenler var. Bunların
dışında iman etmek isteyenler var ama bunlar kendi akıllarına güvenmezler. Size
de siz onların kendi içlerinden olduğunuz için sizin söylediklerinizi kabul
etmezler, başkalarının tasdikini isterler!
Bir Yahudi veya bir Yunanlı ise başkalarına inanmaz,
kendisine güveni vardır, kendi halkının âlimlerinin söylediklerini kabul eder.
Bu sebepledir ki `başkalarından öğrendim dese halkı kabul etmez, onun için
kendisi bulmuş kabul eder. Hattâ kendisi `ben şuradan aldım der ama halkı onu aldığı
yerden değil kendisinden kabul eder. Bu Avrupa da böyledir. Yunanistan da
böyledir. Bugünkü Yahudilerde de böyledir.
Müslümanlarda ise âlimler `ben buldum deseler halk onu
kabul etmez. Ama `bunu Aristo buldu dersen, `falan buldu dersen dört elle
sarılır. `Türkiyeli bir âlim Kur an ı böyle yorumladı derseniz kulak
vermezler...
Bunlar yanlış ediyor, onlar da yanlış eder
Doğrusu şudur: Söyleyene değil söylenene bakmak
gerekir... (s.10)
( KUR AN VE İLİM 794. hafta tefsir -Yunus Sûresi
Tefsiri- seminerimizden aktarı-YORUM Ve İLMÎ-AHLÂKÎ-İKTİSADÎ-SİYASÎ-SOSYAL
olarak çağımızdaki hayatın her alanında var olan SOSYAL TUFAN a karşı gereğini
yapmaya yani ADİL DÜZEN, ADİL EKONOMİK DÜZEN GEMİSİNİ inşa etmeye davet
ediyoruz BİZE DÜŞEN SADECE AÇIK TEBLİĞDİR. (Yâsin; 36/17) Selâm ve dua ile )