Söylenen ile gerçek birbirine hiç uymuyor

Abone Ol

Başbakan Erdoğanın kongrede salonda bulananları etki altına aldığı, duygusal anlar yaşattığı ve yaşadığı doğrudur. Ancak, ülkenin tek doğrusu bundan ibaret değil. Daha doğrusu ülke gerçekleri ile Başbakan Erdoğanın çizdiği tablo örtüşmüyor. Bu arada geleceğe dönük hedefler belirlenmesi belki tabanını motive etmek bakımdan önemlidir ama birbirini takip eden zamların ortaya koyduğu gerçek çizilen tabloya hiç uymuyor.

Daha önceki bir yazımda bazı ürünlerdeki vergi oranlarının artırılmasını eleştirirken, kötü yönetip faturanın vatandaşa ödettirildiğini belirtmiştim. O günlerde petrol, sigara ve başka birkaç kaleme vergi zammı gelmişti. Aradan kısa bir süre geçti daha o günden işaretleri görülmeye başlayan elektrik ve doğalgaza da zam geldi. Gelinen noktada eğer bu kış geçen yıl gibi sert geçecek olursa dar ve sabit gelirlilerin hali duman. Kaldı ki, petrol, elektrik ve doğalgaza yapılan zamların başta ulaşım olmak üzere ekmek, et, peynir olmak üzere pek çok kaleme yansıması da kaçınılmazdır. Kısacası önümüzdeki günlerde yeni zam dalgalarının gündeme gelmesi kimseyi şaşırtmamalı. Bu arada bir takım duygusal söylemlerin tesiri ile kendinden geçenlerin çok geçmeden hayatın gerçek yüzü ile karşı karşıya kalmaları da kaçınılmazdır. Gerçek olan ise, dünkü Vatan Gazetesinde yer alan hesaplamaya göre kira doğalgaz elektrik zamlardan önce maaşın yüzde 68ini götürürken oran bu kış yüzde 76ya tırmanmış. Elbette bu hesaplamanın asgari ücrete göre yapılmadığı ortada. Çünkü, asgari ücretlinin bu şartlarda yaşaması çok daha zorlaşmış durumda. Elbette IMFye olan borcumuzun önümüzdeki Nisan ayında sıfırlanacağı haberi sevindiricidir. Hatta Mısıra bir milyar dolar kredi sağlamamız da insanı heyecanlandırıyor. Ama, yukarıda sıraladığımız sebepler bu söylenenlerin ne pahasına gerçekleşeceğini de gösteriyor. Elbette, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ayrı bir konu. Bu arada içeride dar ve sabit gelirlilerin böylesine sıkıntıya katlanmak zorunda bırakılırken ne anlam ifade ettiğinin de üzerinde durulması gerekiyor. Bir takım ürünlere bir çırpıda yüzde 10-15 zam yaparken elleri titremeyenlerin çalışanların ücret ve maaşlarına zam söz konusu olduğunda sıraladıkları gerekçeler hatırlandığında ülkenin iyi yönetilmediğini söylemek için çok şey bilmeye gerek yok sanıyorum. Bir takım vaatlerin ve hedeflerin sıralanması motivasyon açısından önemlidir, hatta gereklidir ama önemli olan insanımızın her an yaşadığı ortamın sağlıklı hale getirilmesi değil midir Bu bakımdan duygusallık insan için güzeldir ama hayatın gerçekleri kısa süre sonra insanları çarpabilir. O zaman yaşanacak hayal kırıklığı ciddi tepkilere yol açabilir. Zaten gelişmeler AK Parti içinde de bir takım görüş ayrılıklarının olduğunu, önümüzdeki dönemde bu ayrılıkların bir çatışmaya dönüşebileceğinin sinyalini veriyor. Aslında özellikle Çankaya ile Hükumet arasında bir takım görüş ayrılıklarının olduğu çeşitli vesilelerle görülmüştü. Kongrenin ardından Cumhurbaşkanının Mecliste yaptığı konuşma bu görüş ayrılıklarını daha belirgin hale getirmiştir. Elbette tüm bunlar doğrudan AK Partiyi ilgilendirir. Ancak, bu ülkede yaşayan birisi olarak bizi de ilgilendiriyor. Başbakan Erdoğan her konuşmasında 2023ü hedef olarak gösterirken sanki o zamana kadar partinin ve iktidarın hep kendi kontrolünde olacağı gibi bir düşüncenin de işaretlerini vermiş oluyor. Halbuki ülkemizde 1-2 yıl bile çok uzun bir süreçtir. Siyaset sanıldığı kadar durağan değildir. Parti yönetiminde bir takım değişiklikler yapılarak yenilenmeye gidilirken, bir kenara itilenlerin de bir burukluk yaşayacağı kesindir. Gelenlerin heyecanı ne getirecek, gidenlerin burukluğu neye yol açacaktır bunu zaman gösterecek. Ancak, büyük ümitlerle AK Partiye katılanların fazla bir şey kazandırmayacağı kanaatindeyim. Çünkü, onlar AK Parti zirveden inişe geçtiği bir noktada siyasi bir manevra olarak devreye sokuldular. Kaldı ki kelin ilacı olsa kendi başına sürermiş. Tekrar ediyorum AK Partinin ne olacağından çok insanımızın yaşadığı ekonomik sıkıntı giderek daha önemlidir. Bu sıkıntı giderek ağırlaşmakta, dayanılmaz hale gelmektedir. Yani ülke ekonomi ve dış politika alanında iyi yönetilmiyor, yönetilemiyor. Bunun faturası da insanımıza çıkartılıyor. Bu politika ile uzun vadeli hedefler sadece toplumun gerçekleri görmesini engellenmeye yönelik hamleler olarak kalmaya mahkumdur. Ekonomisi güçlü olmadan, bağımsız  dış politika sergileyemeden bir takım hedefler göstermek, kendi hayaline toplumu da inandırma çabasından öte geçmez.