Amerikanın Afganistan ve Irakı işgalinin ardından ülkemizde özellikle ABD mallarına karşı topluma boykot çağrısında bulunuldu. Özellikle de Irakta Amerikan askerlerinin Iraklılara uyguladığı işkencelerin dünya kamuoyuna yansımasının ardından ABDye karşı öfke daha da büyüdü ve bu öfke tepkiye dönüştü. Görünen o ki, Amerikan mallarına boykot olarak nitelendirilecek olan öfke fazlaca bir sonuç vermiş değil. Öfkemiz ve tepkimiz nedense hep anlık ve kısa süreli oluyor. Böyle olunca da tepkimiz beklediğimiz sonucu vermiyor.
Şimdilerde ise başta Danimarka olmak üzere diğer Avrupa ülkelerinde Peygamber Efendimizi terörist olarak gösteren karikatürün yayınlanmasının ardından tüm İslam Dünyasında olduğu gibi ülkemizde de öfke patlaması oluştu ve önce protesto gösterileri, ardından da bu ülkelerin mallarını boykot çağrıları gündeme geldi.
Peki ne oldu Toplumda başta Danimarka olmak üzere Fransa, Almanya gibi ülkelerin mallarına karşı kaç kişi boykot uyguladı/uyguluyor Gördüğümüz kadarıyla ambargo çağrıları fazla ilgi görmedi, taraftar bulmadı. Her zaman olduğu gibi meydanlarda söz konusu ülkelerin bayraklarını yakarak öfkemizi bastırmaya, hıncımızı almaya çalışıyoruz. Kuzey Irakta askerlerimizin kafasına çuval geçirenlere o gün birşey yapamamışken aradan bunca yıl geçtikten sonra çevirdiğimiz film ile intikam almaya kalkıştığımız gibi.. Kurtlar Vadisi Irak filmi aslında bir intikam alma olmayı da değil belki olsa olsa toplumun havasının alınması olarak nitelendirilebilir.. Böyle nitelendirilmesi sanıyorum gerçeğe en uygun olanıdır.
Herne ise.. Maksadım Kurtlar Vadisi Irak filminin değerlendirilmesi değil.. İnsanlar akın akın bu filme gidecek bazı sahneleri seyrederken aşka gelecek nara atacak, bazen alkış tutacak böylece incinen gururumuz okşanmış olacak.
Peki gerçekten bu milletin incinen gururu bu filmle düzelecek mi
Bana göre mümkün değil.. Olaya zamanında karşılık verilmiş olsaydı sanıyorum ne gururumuz incinir, ne şimdi film çektilerek gurumuzun okşanmasına ihtiyaç hasıl olurdu.
Şimdi gelelim işin bazı ülkelerin mallarına karşı toplumsal boykot uygulanmasına..
Diyorum ki boykot kararı alındığında ya toplumun büyük bir kesimi bu karara uymalı ya da uyulmuyorsa ikide bir boykot çağrısında bulunulmamalı..Çünkü, böylesine ciddi bir eylem yalama ediliyor.
Özellikle de kolanın yerine milli içeceğimiz ayranı ikame edemediğimiz müddetçe bir takım boykot çağrılarında bulunulmasının anlamı yoktur.. Bu tür çağrılar ciddiyetten uzak kalmaktadır.
Tabii burada kararların uygulanmasında toplumdan çok, yönetimin önemi ortaya çıkıyor.. Boykot kararı birtakım kişilerin çağrısı ile gündeme gelmek yerine yöneticilerin çağrısı ya da uygulaması ile hayata geçirilmiş olsa sanıyorum uyulama imkanı çok daha fazla olacaktır.. Kişisel çağrılar kaşısında toplum nedense bu çağrıya uymayı başkalarından bekiliyor. Herkes başkasından bekleyince de ortaya boykot diye bir uygulama çıkmıyor.
Demek istediğim o ki, söylediğimizi yapamayacak, uygulamaya koyamayacaksak söylememek daha iyi olacaktır. Hani bir söz vardır: Az konuş ki seni çok şey biliyor sansınlar..