Gündem

Sosyal yapı ve siyasal yapı

Sosyal yapı ve siyasal yapı

Abone Ol

Hudut girişlerinde duvara asılı üç renkten oluşan büyük bir siyasi harita görürüz. İsrail adına işgal edilen bölge, Filistin Özerk devletinin egemen olduğu bölge ve askeri bakımdan İsrail‘in belediye hizmetleri açısından Müslümanlar tarafından yönetilen bölgeler. Ancak her bölgeye de İsrail askerlerinin kontrolü altında girip çıkılabiliyor.

Sosyal yapı ve siyasal yapı

Hudut girişlerinde duvara asılı üç renkten oluşan büyük bir siyasi harita görürüz. İsrail adına işgal edilen bölge, Filistin Özerk devletinin egemen olduğu bölge ve askeri bakımdan İsrail‘in belediye hizmetleri açısından Müslümanlar tarafından yönetilen bölgeler. Ancak her bölgeye de İsrail askerlerinin kontrolü altında girip çıkılabiliyor. Yahudiler de kendi aralarında üç sosyal gruba ayrılır. Birincisi: Sosyalist-Seküler-Laik grup. İkincisi: Liberal - milliyetçi grup ve Dindarlar. İsrail‘de dev süpermarketlere Kanyon diyorlar. Kanyonlar gece saat 9‘dan sonra canlanıyor. Yahudi gençler volta atıyorlar. Başıboş, sorumsuz ve rahat tipler. Yaşları küçük kızlar aşırı süslü ve makyajlı, sigarayı sigarayla yakıyorlar. Hafif meşrep tavırlarla ve yüksek sesle gülüşerek dolaşıyorlar. Sekiz yaşlarında çoğu cinsellikle tanışıyor. İsrail‘de aile çöküyor. Çoğu çocuksuz yaşamayı tercih ediyor.

Onüç siyasi parti var. Kuruluşundan beri her dönem en az yedi partinin birleşimiyle bir koalisyon hükümetince yönetiliyor. Siyasal bakımdan da % 60 liberal, % 20 dindar ve % 20 laik- dünyaperest-materyalist- dünyevi bir tablo sergiler.

Dört yılda bir seçim olur. Mecliste Bedevilerin partisinden de bir milletvekili bulunur. İlk savaş olarak anılan 1948 çatışmaları  Filistinlilerin mağlubiyeti ile sonlanmıştı. Mağlubiyet psikolojisi, bu nesil üzerinde kısmen asimilasyona yol açtı. Hatta Nablus‘ta Müslümanla Yahudi evlilikleri görüldü. Ancak 67 savaşı halkın gözünü açtı. Müslümanlar kimliklerini korudular ve direnişi başlattılar. El Fetih, Hamas ve Hizbullah, 67 savaşının organizasyonlarıdır. İsrail ordusunun mağlubiyetiyle sonlanan son savaşta Hamas ve Hizbullah‘ın Filistin halkının kuvayı milliyesi olduğu görülmüştür. Filistin‘deki direniş tam bir halk hareketidir.

1967‘den beri işgal altındaki Gazze Şeridi ve Batı Şeria‘da aralıksız direniş, buna karşılık da sıkı bir askeri yönetim, katliam ve insan safarisi vardır. İktidar ve saltanatlarını İsrail işgaline bağlayan komşu Arap ülkelerin kral ve yöneticileri Siyonizmle işbirlikçiliğin somut örneğini utanmadan devam ettiriyorlar. Siyonistlerin işgal mantığınca, onlar için savaş ve barış kötüdür. Ancak barış süreci iyidir. Çünkü barış süreci işgali ve yeni saldırıları meşrulaştırır.

Ürdün ve Suriye savaşlardan önce İsrail‘le anlaşırlar. Sanal savaş başlar, bu iki ülkeden ancak 15-20 asker ölür. İşgal ettiği yeni Filistin toprakları ve katliamları İsrail‘in yanına kâr kalır ve barış süreci yeniden başlar. Havaalanları bombalanan ve uçakları tahrip edilen Mısır ordusunun Sina yarımadasındaki bir defaya mahsus genel hücumu hariç, İsrail‘le yapılan savaşların hepsi de danışıklı dövüş olmuştur.

Beytulmakdis‘den Mescidi Aksa‘ya

Mescidi Aksa‘da Cuma namazını kılıp avluya çıkıyor ve merdivenlerden Kadim Aksa‘nın alt katlarına inmeye başlıyoruz. İki bölmeli ince-uzun bir galeri. Diğer salonlar Haçlı işgali sırasında tavana kadar çamurla doldurulup kapatılmış. Hz. İsa‘nın ömür boyu dolaşıp inananlarla oturup konuştuğu köşeler. Vaftizci Yahya, eski bir İbrahimi-hanif gelenek olarak çocukluğunda Hz. İsa‘yı sünnet ettiği mekan.

Üzeri açık bol sütunlu bir mescit: Mervan Mescidi. Haçlılar üzerini kapatmış ve yıllarca Avrupa‘dan getirdikleri atlarına ahır olarak kullanmışlar.

Kudüs fatihi Ubeyd bin Cerrah‘ın daveti üzerine uzun çöl yolculuğundan sonra, 638 yılında şehre gelen halife Hz. Ömer bir ara papazlar ve gayrimüslim halk liderleriyle de görüşüyor. Vakit girince ruhbanlar ona ziyaret etmekte olduğu Kutsal Mezar kilisesinde namaz kılabileceğini söylediler. Hz. Ömer: "Eğer ben böyle yaparsam gelecek nesiller, halifenin namaz kıldığı bu kiliseyi camiye çevirebilirler..." dedi ve ileride bir arazi üzerinde namazını kılıp döndü. Gerçekten şimdi Onun secdeye kapandığı mekan üzerinde şimdi Seyyid Ömer Camii var.

Hz. İsa efendimizin Romalı askerler arasında ve sırtında ağır sehpasını taşıyarak idama yürüdüğü Hüzün Yolu - Via Doloroze‘nin sonunda Kutsal Mezar Kilisesi var. Bu kilisede hizmet paylaşımı yüzünden Katoliklerle Ortodokslar arasında çıkan savaşı bir fermanla önlemişti.

Mescidi Aksa‘nın zeytin ağaçlarıyla bezeli bahçesinde muhtelif zamana ait yapılar görürüz... İlk yaptıranın veya onaranın adıyla anılırlar.  Mihrabının alınlığında Sultan Abdulaziz‘in tuğrası bulunan Zincirli Kubbe bunlardan biri. Hz. Süleyman Kürsüsü, avlunun kuzey köşesinde. Süleyman peygamber buradan Beytülmakdis‘in inşaat çalışmalarını seyreder ve nezaret edermiş. Saba Melikesi Belkıs Tayyı Mekan veya güncel tabirle, ışınlamayla bu avluya gelmiş. Yine Süleyman peygamber bastona dayalı ve ayakta olduğu halde burada vefat etmiş.

Avlunun Pazar çıkışında Kubbetul Ervah, bütün heybetiyle durur. Kubbetussahra denilen som altın kubbeli yapı, Hacerul Muallaka‘nın mahfazasıdır. Yani Resulullah‘ın üzerine basarak Miraca, Allah‘la aynelyakin görüşmek için İlahi huzura çıkarken üzerine bastığı taş, yani Hacerul Muallaka üzerine inşa edilmiş. Taşın altında bir geniş boşluk: Peygamberimizin Hz. Zekeriya ve Hz. Musa dahil diğer nebilere imamlık yaptığı makam.

Osmanlı‘nın Kudüs-ü Şerifi

Yakup peygamberin diğer ismi İsrail. İsrail Allah‘a doğru yürüyen demekmiş. El Halil‘de birlikte olduğumuz yerli Müslümanlar kulağımıza fısıldıyor, yüzümüze karşı söylüyorlar: "Bu işbirlikçi, hain krallardan bize hayat hakkı yok, Kudüs‘ün hürriyeti için - üç defa vurguluyorlar- İlle Etrak, İlle Etrak, İlle Etrak!"... Mutlaka Osmanlının devamı olarak düşündükleri Türkiye‘nin müdahale edip Kudüs‘e sahip çıkmasını umuyor ve bekliyorlar.

Filistin‘de Hz. İbrahim‘in aile kabristanının bulunduğu El Halil şehrinde Müslümanlar ağır bir dram yaşıyorlar. Başta İbrahim peygamber olmak üzere, Sare annemiz, oğlu İshak, hanımı refika, Yakup ve oğlu Yusuf‘u ziyaret etmek için Osmanlı eseri camiye Yahudi askerlerden izin alarak girebiliyoruz.

Yakup peygamberin diğer ismi İsrail. İsrail Allah‘a doğru yürüyen demekmiş.

El Halil‘de birlikte olduğumuz yerli Müslümanlar kulağımıza fısıldıyor, yüzümüze karşı söylüyorlar: "Bu işbirlikçi, hain krallardan bize hayat hakkı yok, Kudüs‘ün hürriyeti için - üç defa vurguluyorlar- İlle Etrak, İlle Etrak, İlle Etrak !"... Mutlaka Osmanlının devamı olarak düşündükleri Türkiye‘nin müdahale edip Kudüs‘e sahip çıkmasını umuyor ve bekliyorlar.

El Halil‘de rakım 1200, Kudüs‘te 800 metre. Kıyısında Eriha‘nın bulunduğu Ölüdeniz, yani Lut gölü ise eksi dörtyüz elli metre. Bahri Meyyit‘e otobüsle inerken sağımızda Bedevi çadırları ve etrafında koyun sürüleriyle başıboş dolaşan develer...

Kudüs‘ün Haçlı işgalinden kurtuluşundan önce Selahaddin Eyyubi tarafından Hz. Musa‘nın mezarı restore ediliyor ve çevresi taş duvarlarla örülüyor. Hıristiyanlar teleferikle manastırlara çıkıyorlar, Yahudiler Ölüdeniz‘in çamurundan yaptıkları krem ve kozmetikleri turistlere satıyorlar. Biz Hz. Musa‘yı fatihalarla ziyaret ediyor ve Ürdün hurması alıyoruz. Resulullah‘ın İsra ve Mirac mucizesini yaşadığı Kudüs, asırlarca Osmanlı devletinin göz bebeği olmuş. Şehir surlarıyla ana yol arasında Osmanlı kabristanı uzanıyor. İstanbul‘dan gelen Mimar Bayram Çavuş, dört yıl karşılıksız çalışarak Kudüs‘ü kuşatan surların tamamını restore etmiş. Anıt kapılar somaki mermerle örülmüş. Vasiyeti üzere Mimar Bayram Çavuş, surların karşısına defnedilmiş.

Arap Cemal Paşa kışlası, yani dördüncü ordunun genel garnizonu şimdi Alman Hastanesi olarak hizmet veriyor. Osmanlı, Kudüs‘e iki estetik motif bırakmış: Vitray ve Turkuaz mavisi. Kubbetussahra‘nın iç ve dış tezyinatı, mavi-yeşil İznik çinileriyle bezeli. Bugünkü Ağlama duvarına son şekli Koca Mimar Sinan tarafından kazandırılmış. Kudüs‘ün Betlehem yolu üzerindeki tepelerde asırlık Osmanlı konaklarına İsrail el koyup zengin yerleşimcilere satmış.

İçinde Mescidi Aksa‘nın bulunduğu Beytulmakdis‘in etrafı surlarla çevrili ve oniki kapısı var. Sırayla Şam, Yafa, Arslanlı kapı, Altın, Zahire, Nebi Davut ve Babul Cedid kapılarının tamamında Osmanlı mimarlarının emeği var. Şam‘da Hamidiye çarşısı Suriye halkına, ikiyüz dükkanlı Kattanin çarşısı da Filistin halkına Osmanlıların hediyesidir. Kapalı çarşıdaki Sitti Meryem hamamı ile Via Doloroze-Hüzün Yolundaki sebiller yine bizlere yani Osmanlı çocuklarına ait.

Ne kadar onur duyuyoruz: Osmanlı su medeniyetini İstanbul ve Bursa‘dan Kudüs‘e taşımış. Daha çok Hıristiyan vatandaşların önem verdiği Hüzün yolundaki granit döşemeleri, geniş taş merdivenleri ve Filistin sıcaklarını serinliğe dönüştüren çeşmeler de Osmanlı eseri.

Şehrin içinde ihtiyaçlara cevap veren Kanuni Sultan Süleyman Çeşmesi, Kasım Paşa Çeşmesi, Şeyh Budeyr, Çorbacı Nazar ve Babussilsile çeşmeleri bizim eserlerimiz. Kudüs Garı ve buradan Gazze‘ye kadar uzanan tren yolları ve şimdi karakol olarak kullanılan Posta İşletmeleri Konağı bizim hizmetlerimizden.

Yolumuz mutlaka Filistin‘e açılmalı. Buyurun Kudüs Kıbleteyninde yaşayan tarih sizi bekliyor.