Sosyal Medya ve Toplum

Abone Ol

Trafik her zamankinden daha yoğundu o akşam. Herkes merak içerisinde trafiğin neden bu kadar tıkalı olduğunu düşünüyordu. Çok geçmeden meraklar giderilmiş yerini bir koşuşturmaca almıştı. İki araç feci şekilde çarpışmıştı. Etrafa insan ve araç parçaları savrulmuştu. Kimi isteksiz kimi hızlıca aracından inmiş kazazedelere doğru seğirtiyordu. Olayda çok sayıda ölü ve yaralı vardı. Yaralıların inlemeleri, feryatları ciğerleri dağlıyordu. Etraf biranda kalabalıklaşmıştı. Yaralılar yardım edilecek umuduyla daha bir acı inliyorlardı sanki.

Etrafta toplananlar ise yardım etmiyor çıkardıkları cep telefonları ile olay mahallini, ölü ve yaralıları çekiyorlardı. Hatta aralarında görüntü alma konusunda tartışma bile çıkmıştı. Kimsenin aklına yardım etmek, hayat kurtarmak gelmiyordu. İnsanlar adeta makineleşmiş sadece çılgınca görüntü çekip sosyal medyadan paylaşma yarışına girmişlerdi.

Yukarıda anlattığım olayın bir benzerini sizler de yaşamışsınızdır günlük yaşantınızda eminim. Herkesin elinde telefon bir şeyleri, bir yerleri çekme telaşında toplumumuz. Adına sosyal medya dediğimiz ne menem bir şey olduğu henüz belli olmayan bir garabet için kendini paralayanlar! İki “like” “Rt” ya da “fav” daha fazla alayım diye gecesi gündüzüne karışan o kadar insanımız var ki etrafta şaşırmamak elde değil.

Sosyal medya o kadar içimize sinmiş, o kadar bizden olmuş ki neredeyse günün her anını paylaşıp övgü, beğeni bekler olduk. Komşusu alamaz, canı çeker diye çarşıdan, pazardan aldıklarını karanlıkta evine getiren bir neslin evlatları “bakın ben nerelerde neler yiyorum” der hale geldiler. Gösterişsiz hayat sürenlerin çocukları, torunları gösteriş budalası oldu çıktılar. Tabi ki herkes bu şekilde kullanmıyor sosyal medyayı. Bilgilenmek, doğrulara ulaşmak, doğru bildiklerini anlatmak için kullananlar da var, var olmasına da yine de orada her yazılanın doğru olmadığının farkına varmalı insanımız. Özellikle toplumsal hareketlerde çok çabuk “gaza” gelen bir yapımız olduğundan durup düşünmeden yazılan bir şeyi doğru zannedip telafisi mümkün olmayan kırgınlıklara, zararlara yol açılması işten bile değil. Hele manevi değerlere bağlı insanların mahremiyet kavramını yerle bir etmesi ise üzerinde ciddi olarak durulması gereken bir konudur. Nice insanımız en mahrem konularını paylaşır oldular sosyal medyada. Zaten helal haram kavramı sosyalleşebilmek adına hak ile yeksan oldu bile.

Sosyal medyaya olması gerekenden daha fazla önem ve değer verir olduk. Sadece hoşça vakit geçirmek amacıyla kullanılması gereken sosyal medya; ailemizden, sevdiklerimizden hatta kendimizden daha önemli hale geldi. Her şeyi o belirlerken, ona göre yaşar olduk. Toplum olarak giderek yalnızlaşan insanlar topluluğu haline geliyoruz farkında olmadan. Sadece sanal bir dünyanın içine kendimizi hapsedip, orada gülüyor orada ağlıyoruz. Orada arkadaşlıklar kurup orada eğleniyoruz.

İnsanlar bir araya gelip konuşamayacak hale geldiler neredeyse. Bir yerde oturup sadece çevrenizi seyretseniz bu duruma şahit olacaksınız. İnsanlar güya oturup muhabbet edelim diye bir araya gelmişler ama etraftaki neredeyse herkesin kafası önüne eğik elindeki akıllı telefonla sürekli bir şeyler yapmakta. Arada bir önündeki bardak ya da fincandan çayını kahvesini yudumlarken kafasını kaldırmakta, çevresindekiler hı hı, evet gibi kesik ve kısa cümlelerle cevap vermekte yine kafasını önüne eğip telefonuyla meşgul olmakta. Hiçbir zalimin zulmü akıllı telefonlar kadar Müslümanların başlarını önüne eğdirememiştir. Toplumsal değerlerimizi bir bir yitirdiğimizin bile farkında değiliz. Ne acı değil mi

Minik bir tebessüm

Köpekli Adam

Adamın biri yolda yürürken ilginç bir cenaze kafilesi görür. Önde giden köpekli bir adam, arkasından gelen bir tabut, tabutun 10 metre arkasından gelen başka bir tabut ve tek sıra olmuş vaziyette yürüyen 200’e yakın adam. Bu durum tuhafına girmiş ve cenazenin önünden yürüyen köpekli adamı cenaze sahibi olarak düşündüğünden yaklaşmış ve sormuş:

- Beyefendi bu üzüntülü gününüzde acınızı tazelemek istemem ama ölenler neyiniz oluyor Köpekli adam:

- Öndeki karım, arkasındaki ise kayınvalidem.

- Vah vah! Başınız sağ olsun. Nasıl oldu

- Köpeğim karıma saldırmış, öldürmüş. Kayınvalidem de karımı kurtarmak için yardım etmek isterken onu da öldürmüş.

Adam biraz düşündükten sonra:

- Beyefendi köpeğinizi ödünç alabilir miyim

- Lütfen sıraya geçin!

İlgilisine Notlar:

• “Düşmanla oturup kalkan sizin dostunuz olamaz” Sadi Şirazi

• “Hayatınızda denge sorunu varsa etrafınıza dikkatlice bakın; muhtemelen birini yanlış bir yere koymuşsunuzdur” J. Cristophe

• CHP’liler umreye, MHP’liler Tunceli’ye gidebiliyorsa ülkemiz de uzayda üs kurabilir demektir.

• İnsan anı yaşayamaz oldu ya geçmişe takılıp kaldı ya da geleceğin esiri oldu.

• “Sizi çok üzen, kızdıran biri bağışla beni diyorsa; onu kırmayın götürün en yakın hayır kurumuna bağışlayın kurtulun”

• “Utanmadıktan sonra dilediğini yap” Hadis-i Şerif