Sosyal Konut Ne Kadar Sosyal

Abone Ol

Bir devlet bankasının önündeki kuyruk caddeye taşmakla kalmamış adeta cadde boyu uzayıp gidiyor. Kuyruğu gören ve olaydan haberi olmayan vatandaşlar acaba devlet para mı dağıtıyor diye düşünerek kendi aralarında konuşuyor. Ekonomik sıkıntı milleti paradan başka bir şey düşünemez hale getirmiş durumda. Millet nerede bir kalabalık görse ne dağıtıyorlar acaba diye düşünüyor. Ki insanların böyle düşünmesi ekonomik krizin geldiği noktayı göstermesi bakımından önemli. Devleti yönetenlere sorarsanız kriz var ama geçici. Millete bakarsanız kuyruk uzuyor. Peki, kuyruk ne kuyruğu?

Vatandaşı yirmi yıl borçlandırmak için sosyal konut yapılacakmış, borçlanmadan sosyal olunmuyormuş! İnsanlar yirmi yıl borcun altına girmek için sıraya geçmiş kuyruğa girmişler! Sosyallik kuyrukla başlamış durumda! Sosyal mi olacaksın kuyruğa gir kardeşim! Hükümet sosyallik dağıtıyor! Yirmi yıl borç ödeyecek insanlar nasıl sosyal olacak acaba! Sosyal konuttaki ‘sosyal’ elbette düşük gelirli anlamında, o zaman da sosyal olmak için düşük gelirli olacaksın mı denmek isteniyor. Efendim biz çok sosyaliz yirmi yıl boyunca hükümetten aldığımız dairelerden dışarı çıkmadan borç ödemek için durmadan çalışacağız, yetmeyecek mezarda da devam edeceğiz borç ödemeye! Borç yiğidin kamçısı, Allah rahmet etsin yiğide!

Can sıkan durumları sarakaya almadan ifade etmek olmuyor. Milleti sömürüp millete yirmi yıllık borç takmakla nasıl övünülebilir. Devleti yönetenler hem milleti sömürüyor hem de borçlandırıyor. Yetmiyor bu borçlandırmayla övünüyor. Devleti yönetenlerin vatandaşları yoksul bırakıp sonra da yoksullukla övünmesi sanırım bizim ülkemizden başka ülkede yok. Yoksulluğu ortadan kaldırmak yerine yoksulluğu artırarak devam etmesini sağlayıp sonra da onunla övünmek nasıl bir mantık. Borçlandırılan insanlar ölene kadar borç ödeyecek. Bu mu müjde! Bu mu övünülecek durum!

Yoksulluğu tamamen ortadan kaldırmanın çözümü yok mu var elbette. Bir yanda yirmi yıl borç ödeyerek sadece bir daire sahibi olacak olan (o da daha ömrü vefa ederse) millet, diğer yanda o yirmi yıl ödenecek daire parasını sadece bir yaz tatilinde harcayan bir avuç milleti sömüren zenginler, bu adalet mi? Bu insanlık mı? Elbette değil. O zaman çözüm ne? Milletin hakkını çalarak, hukukunu çiğneyerek, kul hakkına girerek, gerektiği yerde zorbalık yaparak zengin olmuş o bir avucun insan olmasını sağlayacak hukuk düzeni getirmektir. Çözüm budur. Hiç kimse ben hakkımla zengin oldum teranesi yapmasın. Örneğin fabrikasında çalışanlara asgari ücret verip kendisi bir günde o asgari ücreti harcayanlar haktan hukuktan bahsetmesin. Yediği paraların helal olduğunu düşünmesin. Günümüzde çalmadan zengin olmanın mümkünü yoktur. İşte hükümet burada lazım. Devlet burada gerek. Çalanları çırpanları engellemek için hukuk düzeni getirmeli ve uygulamalı. Milleti yirmi yıl borç altına sokup bununla övünmemeli. Bu övünecek bir şey değil.

Her vatandaş bankadan para çekmeden, kimseden borç almadan, devletten yardım talep etmeden, kendi geliriyle kendi dairesini alabilmeli. Bunu söyleyince hayal olduğunu iddia edecekler çıkacak elbette. Oysa bu geçmişte yaşanmış, var, bu mümkündür. Devleti yönetenlerin başta kendileri insanlık hukukuna uymalı sonra da o bir avuç zengin sömürücüleri hizaya getirecek hukuk düzenini uygulamaya koymalı. Örneğin ekmeğin bir liradan satıldığı ve asgari ücretin yüz bin lira ve daire fiyatlarının en fazla beşyüz bin olduğu (tüm ücret değerleri yeniden düzenlenmeli) bir ortamda her asgari ücretli bir yıl içinde daire alabilir. Yüz bin lira çok küçük bir paradır, zenginler yoksullara o parayı layık görmedikleri için zenginlere büyük geliyor, yoksullar da o parayı hiç o şekilde görmedikleri için yoksullara büyük geliyor. İşte bu anlayış kökten ortadan kaldırılmalı. Kendine layık gördüğünü başkasına layık görmeyi hukuk düzeniyle öğrenmeli, devlet zoruyla öğrenmeli.

Sosyal konut değil insanlık konutu inşa edilirse kimse sosyalsiz ve konutsuz kalmaz!