Sosyal güvenliğe geçiş

Abone Ol

Bugünkü faizli düzen içinde devletin varlığını sürdürmesi için bazı sorunların acilen çözülmesi gerekir. Bunların başında "sosyal güvenlik" gelmektedir.  Türkiye de herkes emekli olmak istemektedir ama çalışmayı kimse istememektedir. Bunun sebepleri şunlardır.

-Türkiye de çalışma hayatı çok ağır şartlarda olmaktadır. İşçi olarak çalışan herkesin işverenle her gün problemi vardır. Bu sıkıntıları çekeceğine emekli olup rahat etmek istiyor.

-İşçi her gün işten çıkarılacağından korkmaktadır. İşveren de her gün iflas korusu içindedir. Bir an önce emekli olup dinlenmek istemektedir.

-İşveren olarak çok ağır yükler içinde ezilmektedir. Vergi borcu, sigorta borcu, işçi bulma sıkıntısı; elektrik, su, telefon ve diğer giderler insanı bunaltmaktadır. Bunlardan kurtulmak istiyor.

-İşçi fazla mesai yapmaktan, işveren işlerinin sıklığından sosyal faaliyetlere vakit ayıramıyor. Artık diğer insanlarla buluşup sohbet etmek ve sosyalleşmek istiyor.

Bu durum bir taraftan üretimi düşürmekte, diğer taraftan sigorta yükünü kaldıramadığı için devlet durmadan borçlanmaktadır.

Bunun sonu çöküş ve yıkılıştır.

Bu sorun için önereceğimiz tek çözüm "genel sosyal güvenlik"tir.

1- Devlet yıl başında nüfus başına herkes için maaş belirlemeli, bunu haftalık olarak halka ödemeli, halk bununla geçinmelidir. Bu miktara hiçbir suretle el konmamalı, her ne olursa olsun kesinlikle icraya konu olmamalıdır.

2- Devlet her aile sorumlusuna ailedeki nüfus kadar miktarı ile orantılı olarak bir kira bedeli ödemeli, bu bedel de haftalık ödenmelidir. Aile reisinin kendi evinde oturuluyorsa kendisine verilmeli, değilse ev sahibine verilmelidir. Kira bedeli pazarlıkla tesbit edilmelidir. 

3- Devlet sosyal güvenlik kuruluna haftalık ödemenin yarısı kadar bir bedeli haftalık olarak aktarmalı, sosyal sigorta bununla sağlık işlerini yapmalıdır. 

4- Çalışanların yaş ve tahsillerine göre resmi baremleri olacaktır. Bu dereceye göre her çalışana "faizsiz kredi" açılmalıdır. İşçi işverenin yanında bu kredi ile çalışacak ve işveren borçlanacak, işçi ücretini alacaktır. Bu kredi işçinin ücreti ile üretimdeki ham maddenin alınması için kullanılacaktır.

5- İşçi ile işveren arasında "serbest pazarlık" olacak, işçi istediği işverenin yanında istediği fiyatla çalışabilecektir; devlet ücretlere müdahale etmeyecek, fiyatlara da müdahale etmeyecektir. Ancak işverenin "faizsiz ve icrasız kredi" alabilmesi için işçi çalıştırmak zorunda olduğu aşikardır. Sadece inşaatta çalışan işçilerin ücretleri "resmi ücret" olacak, bu ücretler de kredi baremleri ile orantılı olarak tesbit edilecektir.

6- Devlet "resmi fiyatlar" tesbit edecektir. Ham madde olsun, mamul madde olsun, her malın resmi değeri olacaktır. İşveren teminat olarak mamul maddeyi gösterecektir. Ambarda stok edilen mal kadar işverenlere kredi verilecektir. Bu krediyi kullanabilmesi için o miktarda işçiyi de çalıştırması gerekmektedir. Taşınmazların değerleri ise resmi malzeme fiyatları ve resmi inşaat işçi ücretleri toplamı ile belirlenecektir. Denetim bankalarca yapılacaktır. Mamul madde fiyatı serbest olacaktır. İnşaat ise maliyetle satılacak, işverenlerin azami kredi limitleri olacaktır. Satıldıkça kredisi açılmış olacaktır.

7- Serbest fiyatlar ve serbest ücretlerin oluşmasına göre devlet yılbaşında şunları tesbit edecek ve yıl sonuna kadar değiştirmeyecektir. a) Nüfus başına ödenecek haftalık YTL. b) Ailelere ödenecek haftalık kira bedelleri. c) İşçilere baremlerine göre verilecek "faizsiz-icarsız kredi" miktarı. d) Ham ve mamul maddelerin kredi teminat değerleri. Bu suretle her yıl ortaya çıkan enflasyonla bu değerler ayarlanmış olur, yıl içinde değiştirilmez.

8- Bu krediler bankalara Merkez Bankası tarafından verilecektir. İşçilere verilen kredilerden dolayı bankalara bir ücret ödenmez, faiz de istenmez. İşletmelerden alacakları hizmet paylarını serbest olarak belirler. Devlet bu hizmetleri birbirine rakip on banka aracılığı ile yapar. İşverenlerin denetimi bankalara aittir. Bankaların usulsüzlük yapmaları hâlinde ellerinden bu hizmeti verme yetkisi alınır.

9- Beş misli kredi açıldığı için beş misli üretim olacaktır. % 20 KDV alındığında bu para devlete geri dönmüş olacak, yahut yılda % 20 enflasyon ile KDV siz de bu döngü çalışır.

10- Bu sayede bütün vatandaşlar "sosyal güvenlik" kapsamına alınmış olur. Böylece hem herkes çalışır hâle gelir, hem de herkes çalışmaya teşvik edilmiş olur.