ABD’li psikologlar Geoff Macdonald ve Mark Richard tarafından geliştirilen sosyal acı teorisi kişinin yakınlık kurduğu kişi tarafından dışlanması ve değersizleştirilmesi sonucunda ortaya çıkan acıyı ve duygusal tepkileri ifade ediyor. Nöropsikologlara göre sosyal acı kişinin yaşadığı dışlanmışlığa bağlı olarak gelişiyor ve fiziksel acı ile aynı nöroanatomik etkiler gösteriyor. Yani dışlanmışlık duygusunu kişi ruhunda ve bedeninde hissediyor ve açılan yarayı iyileştirmediği sürece de acı devam ediyor.
Bedende hissedilen acı ile ruhumuzda hissettiğimiz acının aynı nöroanatomik temele sahip olması ruh ve beden arasındaki dengeye ve her iki durumun da birbirini etkilediğine işaret ediyor. O nedenle bedeni korumak için gösterdiğimiz çabayı ruh sağlımızı korumak için de göstermek zorundayız. Sosyal dışlanma kavramı bireyin içinde bulunduğu grup ya da toplum tarafından her türlü sosyal etkileşimden mahrum bırakılması ve izole edilmesi durumudur. Bu durum kişinin kendilik algısını zedeliyor ve sevilmeye değer olmadığına dair bir düşünce geliştirmesine neden oluyor.
Sosyal dışlama sadece küçük gruplar arasında gerçekleşmiyor siyasi, etnik ve ekonomik alanda da yaşanıyor ve medya araçları üzerinden hızla yayılıyor. Bir bakıyorsunuz İslami simgeler taşıyan bir kadın ya da erkeğin resmi ekranlara yansımış ve kişi şiddetle, terörizmle ilişkilendirilerek bir anda bütün dünyanın tanıdığı biri haline gelivermiş. Kitleler bu görüntülerin kim tarafından ve hangi amaçlarla ekranlara yansıdığını sorgulayacak bilince sahip olmadıklarından hemen etkileniyor ve İslami simgeler taşıyan kişileri sosyal alandan dışlıyor ve nefret beslemeye başlıyor. Yüce dinimizin koruyup kollamamızı istediği yaşlılar, yoksullar, engelliler, evsizler, mülteciler, siyahîler, Romanlar vb. ise bütün dünyada sosyal dışlanmaya ve hak ihlaline maruz kalıyorlar.
Nöropsikiyatristler siyasi, etnik, mezhepsel ya da küçük gruplar arasında ortaya çıkan dışlama olayı ile gündelik hayatta sıklıkla karşılaştığımız küsmek ya da görmezden gelinme gibi durumlarda da kişilerin beyinlerinin aynı tepkiyi verdiğini ifade ediyorlar. Yani dışlanmışlık ister siyasi, ister kültürel, ister ekonomik olsun kişinin ruhunda ve bedeninde aynı belirtileri gösteriyor. Ve dışlanmışlık hissi yaşayan kişiler sevilmediklerini, hak ettikleri değerden mahrum bırakıldıklarını ve güvenli bir alanda olmadıklarını hissedip şu tepkileri gösteriyorlar:
Dışlanmışlık hissi yaşayan kişiler kendilerine ya da topluma zarar verecek davranışlar sergileyebiliyorlar.
Gruba kabul edilebilmek için uyum davranışları gösterebiliyorlar. Arkadaş çevrelerini genişleterek benlik saygısında ortaya çıkan hasarı onarmaya çalışıyorlar. Kendilerini izole edip, toplumdan soyutluyorlar.