Sosyal aksiyon alanı: Tasavvufî sosyal hizmet

Abone Ol

Türkiye’de de hızla artan modernleşme ve dünyevileşme çabalarıyla toplum hayatında manevî değerler erozyona uğratılmakta ve sosyal çözülmeler yaşanmaktadır. Bu sebeple, aileler küçülmekte, boşanmalar artmakta, komşuluk ilişkileri bozulmakta, akrabalık bağları kopmakta, kardeşlik duyguları unutulmakta, toplumsal dayanışma bilinci ruhlardan silinmektedir. İnsanımız, medeniyetimizin kaynaklarını ve manevî değerlerimizi yeterince bilmediği için, bu toplumsal gerileme karşısında çaresiz kalmaktadır. Seküler donanımlı sosyal müdahale yöntemleri ise, toplumsal ve bireysel etkisini bir türlü gösterememektedir.

Alınan sözde tüm tedbirlere karşın toplumsal huzursuzluk ve aile içi şiddet giderek tırmanmaktadır. İdareciler ve klâsik sosyal hizmet uzmanları, sosyal alanın yeniden inşasını hâlen teknik ve maddî bir mesele olarak görmekte ve sosyal hizmet konseptlerini yeninden gözden geçirip bir türlü kendi manevî temellerimizin üzerine oturtamamaktadırlar. Yeni kanunî düzenlemeler yapmakla sosyal sorunları çözeceğini düşünen ufuksuz politikacılar ve yöneticiler eliyle bu alanda müthiş bir gösteri yapılmakta ancak dişe dokunur bir çözüm ortaya çıkmamaktadır.

Bu noktada, sosyal bilimler açısından tasavvufu keşfetmenin ve anlamanın bir yolu, toplumsal sorunları çözmedeki derin etkileri bakımından manevî düşünce ve sosyal aksiyon alanını yakından araştırmak olacaktır. Bu araştırma yapıldığında, İslâm dininin genelde kişilerin manevî ve ahlâkî gelişimlerinin bir alanını teşkil eden tasavvufun, bilinenlerin aksine ve şaşırtıcı bir şekilde sadece züht, takva, zikir, vird gibi şahsî ibadetlere yer vermemiş aynı zamanda toplumsal ahlâk sorunlarıyla da ilgilenmiş ve bu doğrultuda kendine has sosyal hizmetlerde bulunduğu görülecektir.

İşte bu tespitleriyle yeni bir bakış açısı sunan “Tasavvufî Sosyal Hizmet” kitabı, sekülerlik ve maneviyat perspektiften bakıldığında birbirleriyle çelişkili veya mesafeli gibi görünen tasavvuf ile sosyal hizmet arasındaki yakın ilişki ortaya çıkarıyor. Bu çalışmada, tasavvufun sosyal hizmet anlayışının temel esasları ve uygulama biçimleri ortaya konulurken, modern sosyal hizmetin uyguladığı ilke ve yöntemleri de kısaca mukayese ediliyor. Sûfîlerin sosyal hayatta edindikleri statü ve rolleri üzerinde durularak, bireysel ve toplumsal sorunlara karşı takındıkları tutum ve davranışları ele alınarak sosyal hizmetlerdeki etkinlikleri değerlendiriliyor.

Geçmişte, tasavvufî sosyal hizmet uygulamaları sayesinde hem muhatapların psiko-sosyal sorunları giderebilmiş, hem de değişik toplumsal kesimler arasında itikadî, amelî ve ahlâkî ilkeler doğrultusunda sosyal dayanışma ve yardımlaşma sağlanabilmişse bugün bu tecrübe neden kullanılmasın İslâm tarihinde sosyal hizmetleri en geniş alana yayan ve muhtaç durumunda olan bütün insanları koruma altına alan sûfîler, günümüzde neden rol model olmasın “Sosyal Tasavvuf”un temsilcileri olacak sûfîler ve mutasavvıfları ortaya çıkarmayı hedefleyen, tasavvufun, kişilerin manevî terapisine ağırlık veren kendine has sosyal hizmet ilke ve yöntemlere sahip olan bir sosyal meslek dalı olduğu belirten kitabın yazarı Prof. Dr. Ali Seyyar’a şimdi kulak verme vaktidir. Makine gibi davranan insanları kendi olmaya davete hazırlanın!