Kumarhaneciler kralı Ömer Lüfi Topal cinayetiyle ilgili olarak özel timci Ayhan Çarkın‘ın itirafları ve Can Dündar‘ın köşesine taşıdığı dönemin Başbakanı Erbakan‘a isnat edilen faillerin devlet görevlisi olduğu için gizli tutulması ve kamuoyuna açıklanmamasına yönelik iddiaların gerçekle bağdaşmadığı, Adalet Eski Bakanı Şevket Kazan‘ın yıllar önce yazdığı Refah Gerçeği kitabındaki bilgilerden ortaya çıktı.
Kumarhaneciler kralı Ömer Lüfi Topal cinayetiyle ilgili olarak özel timci Ayhan Çarkın‘ın itirafları ve Can Dündar‘ın köşesine taşıdığı dönemin Başbakanı Erbakan‘a isnat edilen faillerin devlet görevlisi olduğu için gizli tutulması ve kamuoyuna açıklanmamasına yönelik iddiaların gerçekle bağdaşmadığı, Adalet Eski Bakanı Şevket Kazan‘ın yıllar önce yazdığı Refah Gerçeği kitabındaki bilgilerden ortaya çıktı.
Topal cinayetine ilişkin iddiaları sorduğumuz Şevket Kazan, olayın örtbas edildiğine ilişkin iddialara sert tepki gösterirken, yıllarca öncesinden yazdığı kitabındaki bilgileri ve gerçekleri hatırlatarak cevap verdi.
Kazan, "Bu kitapta, bütün gerçekler var. Biz o zaman Topal cinayetini örtmek bir yana yeniden üstünün açılmasının talimatını verdik. Çünkü Sarıyer savcısı dosyayı kapatıyor. Üstünü örtüyor. Onun üzerine Topal cinayetinin Susurlukla alakası var diyerek, bizzat yeniden soruşturma başlattım. Süreci nasıl yönetmişiz, neler yapmışız bu kitapta hepsi var" dedi.
Refah Gerçeği‘nde ne yazıyor?
Kazan, Refah Gerçeği kitabında Topal cinayetine ilişkin çok önemli bilgiler aktarırken, olayın üzerine nasıl kararlılıkla gittiklerini ortaya koyuyor. Cinayetin ilk başta adli bir cinayet vakası diye mahalli savcılık dışında bakanlık tarafından özel takibe gerek görülmediğini kitabında aktaran Kazan, ancak ANAP Lideri Mesut Yılmaz‘ın Topal cinayetine katılan üç özel tim görevlisinin cinayetle ilgili telefon görüşmelerinin zaptı ile deşifresinin elinde olduğunu söylemesi ve arkasından İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu raporunun eline geçmesi üzerine hemen İstanbul‘a gittiğini kaydediyor.
İstanbul Hakimevi‘nde DGM Başsavcısı Erdal Gökçen, Başsavcı Ferzan Çitici ve Bakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Yılmaz Poyraz‘la Susurluk olayıyla ilgili görüşmeler yaparken, Topal cinayetinin Susurlukla ilgili bağlantılı olabileceği ihtimalini gözeterek Sarıyer Başsavcısı Veli Enginaslan‘ı görüşmelere çağırttığını anlatan Kazan, bundan sonra olanları şu şekilde kaleme alıyor:
"Kendisine (Enginaslan) Topal cinayeti tahkikatının hangi aşamada olduğunu sordum. Aldığım cevap beni son derece üzmüştü. Olay yerinde bulunan silah, mermi ve kovanların balistik muayenesi dahi yapılmamış, dosya adeta rafa kaldırılmıştı. Bu durum karşısında İstanbul DGM Başsavcısından bu olayı da Susurluk tahkikatı kapsamında ele alınmasını rica ettim. Zira yapılan telefon görüşmelerinden Topal cinayetinde bazı özel tim görevlilerinin rol oynadığı ihtimali büyük ağırlık kazanmıştı"
Özel timciler yakalanmış
Olayın üzerine ciddiyetle gidilince, 14 Ocak 1997 tarihinde yakalanan ve Ömer Lütfi Topal‘ı öldürdükleri iddia edilen üç özel tim görevlisi Ayhan Çarkın, Oğuz Yorulmaz ve Ercan Aksoy‘un tutuklanarak Metris Cezaevi‘ne konulduğunu hatırlatan Kazan, kitabında şu bilgilere yer veriyor:
"Davaları beş yıl devam etti. Sonradan öğrendim ki, sanıklar beraat etmişler. Buna şaşmadım tabi. Zira dedim ya, Sarıyer Savcısıyla görüştüğüm tarihte daha cinayette kullanılan silahların balistik muayeneleri bile yapılmamıştı. Kesin delil olmayınca hakim kimi, nasıl mahkum etsin?"



