Sorunu çözüyormuş gibi yapmak

Abone Ol

Ülkemizde birtakım sorunlar sık sık gündeme geliyor, üzerinde konuşuluyor, birtakım kararlar alınıyor ama bir süre sonra bakıyoruz ki söz konusu sorun bırakın çözülmeyi, büyüyerek devam ediyor. Söz gelimi ülkemizde emeklilerin durumu yıllardan beri hep konuşulur, ülkemiz emeklileri çeşitli ülkelerin emeklileri ile mukayese edilir. Söz gelimi, Japon emeklilerin ülkelerinden Türkiye’ye gelebildikleri, hatta bu ülkenin insanlarının büyük bir bölümünün görmediği yerleri gezip ülkesine döndüğü, buna karşılık ülkemizde bir emeklinin Ankara’dan İstanbul’a gidip gelmesinin bütçesini aylarca düzelemeyecek bir hale getirdiği konuşulur. Hem de benzer konuşmalar oldukça da yaygındır.

Elbette var olan bir sorun ne konuşmakla düzelir ne de söz konusu sorunu düzeltmek vatandaşın görevidir. Vatandaş sadece devletin sorunu düzeltmek için harekete geçmesinin ardından alınan kararların uygulanmasında vatandaş üzerine düşeni yerine getirir.

Ülkemizde uzun yıllar insanımızın bir kısmı kedi ve köpek besledi, halen de besliyor. Ancak bunların sayıları artıp birtakım itirazlar medyaya yansımaya başlayınca geçen senenin son çeyreğinde alınan bir karar ile evcil hayvanların ÇİP takılarak kontrol altına alınacağı, bu hususta evcil hayvanların aşılarının yapılması, hatta kısırlaştırılmaları hususunda belediyelerin hayvan koruma evleri açacakları ilan edildi. Ancak aradan geçen zaman zarfında ne yeteri kadar hayvan barınma evleri oluşturulabildi ne de evcil hayvan besleyenlere yardımcı olacak veteriner hizmetleri devreye sokulabildi. Bunun yanında aşı ve kısırlaştırma masrafları durduk yerde ikiye, üçe katladı. Bu arada bir de evcil hayvanlara takılması için elde yeteri kadar ÇİP bulunmadığı söz konusu oldu. Sonuç, ÇİP takma işi elde yeteri kadar ÇİP olmadığı için bir süre ertelendi. Yeni ÇİP’lerin sağlanması ile bu iş tamamlanmaya çalışıldı.

Ancak bu arada sokaklarda başıboş ev hayvanlarının sayısı yurt çapında arttı. Çünkü insanlar belediyelerin alması gereken tedbirleri almadıkları, alamadıkları için ellerindeki hayvanları sokağa bırakmaya başladılar, yani sokakların evcil hayvanlardan arındırılması için başlatılan bir hareket sokakları sahipsiz hayvanlarla doldurdu.

Öyle anlaşılıyor ki, bir karar alınmış ama uygulamada ihtiyaç duyulan malzemeler konusunda bir ön araştırma yapılmamış. Gerçi bu durum sadece evcil hayvanlar konusunda ortaya çıkmış değil. Söz gelimi büyük İstanbul depreminin ardından depreme dayanıksız konutların yenilenmesi, bir deprem durumunda insanların belli yerlerde toplanmasını sağlayacak toplanma yerleri tartışıldı, hatta belli yerler toplanma alanı olarak ilan edildi ama aradan geçen 20 yılı aşkın bir zamana rağmen şehirlerimizde özellikle İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlerimizde var olduğu söylenen ama olmayan toplanma alanları söz konusu.

Bu arada yıllardan beri İstanbul’da yaşanan taksi sorunu bir çözüme kavuşturulabilmiş değil. Taksiciler, istemedikleri müşteriyi almamayı hâlâ sürdürüyorlar. Böyle bir durumun kabul edilmesi mümkün değil. Çünkü bir ülkede uygulanacak kararları belirleme ve uygulatma konusunda devlet kurumları görevlidir. Devletin benim taksicilere gücüm yetmiyor deme hakkı olamaz.

Bu arada depreme karşı alınması gereken kararların çoğunluk itibarıyla alınamadığını görüyoruz. Böyle olunca her depremin ardından nelerin yapılması gerektiği konuşuluyor, tartışılıyor ama sonuç değişmiyor. Bu ise devlet ciddiyetini zayıflatıyor. Çünkü sorunlar, bırakın giderilmeyi, artarak devam ediyor.