Sorunu bilmek yetmiyor, çözüm gerekiyor

Abone Ol

Ülkenin sorunlarını bilmek için ille de bir takım makamlarda oturuyor olmak gerekmez/gerekmiyor. Çünkü ülkenin her sorunu insanımızı bir noktada etkiliyor, sıkıntısına sebep oluyor. Ülkenin sorunları insanımızı doğrudan etkilediği için de ülkeyi yönetenlere bir an evvel bu sorunlara bir çözüm bulmaları düşüyor. Yoksa ülkeyi yönetme durumunda olanlar ellerinde hiçbir imkân olmayan vatandaşlar gibi her fırsatta sorunlardan şikâyetçi olmayı sürdürürlerse, vatandaş haklı olarak, “O sorunları ben de biliyorum. Çünkü her gün o sorunları görüyor ve yaşıyorum” diyecektir. Kısacası yaşadığı sıkıntılardan vatandaş şikâyetçi olmakta haklıdır ama bu sıkıntılara çözüm bulma durumundaki yöneticilerin sıradan vatandaş gibi yıllardan beri sıkıntılardan şikâyetçi olma hakları olmaz diye düşünüyorum. Hatta sadece sıkıntılardan şikâyetçi olmak değil, bu sıkıntıların sebepleri hususunda da bilinenlerin her gün tekrarlanması da derde derman olmadı/olmuyor.

Ülkemizin sıkıntılarının başında en az 35 yıldır terör ve terör örgütleri ile mücadele geliyor. Bu terör örgütlerinin arkasında kimlerin ve hangi ülkelerin bulunduğu, söz konusu örgütlerin nerelerden ve nasıl destek aldığının da bilinmeyen bir yanı yok. Bu bakımdan AK Parti İstanbul Belediye Bakan Adayı Binali Yıldırım’ın bir konuşmasında dile getirdiği, “PKK ve FETÖ aynı yerden emir alıyor” değerlendirmesi doğrudur ama bu tespit yeterli değildir. Çünkü Sayın Yıldırım geçmişte bakanlık ve Başbakanlık, Meclis Başkanlığı yapmıştır. Yani sorunlara çözüm bulma mevkilerinde bulunmuş olduğu için sorunların temelinde nelerin ve kimlerin bulunduğunu bilmesi doğaldır. Sanıyorum üzerinde durulması ve tartışılması gereken husus da terör örgütlerinin arkasında duran, onlara her türlü desteği vererek üzerimize sürenlere karşı nelerin yapılması gerektiğidir. Türkiye’nin başına musallat edenleri bilmek ve bunlara her gün atıfta bulunmak derde derman olmuyor. Bunun da ötesinde ister istemez teröristlerin ve örgütlerinin nerelerden emir aldığı biliniyor olmasına rağmen sadece bunu bildiğimizi açıklamak, söz konusu ülkelerden söz ederken her fırsatta dost ve müttefik olarak nitelendirmek insanı üzüyor.

Çünkü ülkemize karşı düşmanlık besleyen ve bu hususta her şeyi yapanlara yönelik atılmış ciddi bir adım yoksa bildiğimizi söylemek sadece bizi güçsüz göstermez mi? Sayın Yıldırım’ın seçim çalışmaları çerçevesinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu Kalkınma Vakfı’nın kahvaltı programına katılarak orada yaptığı konuşmadan kısa bir bölüm aktarmak istiyorum:

“Bunca mücadele ettiğimiz terör örgütü PKK, terör örgütü FETÖ aynı kaynaktan beslenmekte, aynı yerlerden emir almaktadır. PKK terör örgütünün Kürtler diye bir sorunu yoktur. Türklerin de Kürtlerin de tek sorunu PKK ve FETÖ bölücü terör örgütüdür.”

Bu tespitler doğru olmakla birlikte niçin bu örgütlerin arkasındaki ülke ve kurumlar etkisiz hale getirilmedi/getirilemedi sorusu akla geliyor. Çünkü başından beri PKK ve FETÖ’nün arkasında ABD ve yandaşı ülkelerin olduğunu artık herkes biliyor. FETÖ’nün arkasında özellikle ABD’nin bulunduğunu görmek için Gülen ve adamlarının nerede toplu olarak yaşadıklarını hatırlamak yeterlidir. Bunun da ötesinde darbe girişiminin ardından çuvallar dolusu belge ile Türkiye’ye teslim edilmesini istediğimiz halde teslim edilmeyişi bile bunu açıkça gösteriyor. PKK’nın durumu da ondan farklı değil. Bu örgüte arazide ağırlıklı olarak ABD destek verirken, özellikle AB ülkeleri teröristlere ülkelerinde yaşama imkânı veriyorlar. Bunun da ötesinde açıkça destekliyorlar. O zaman yapılması gereken bu örgütlerin aynı yerden emir aldığını söylemenin ötesine geçmek, emir verenlerin emir veremez hale getirilmesi gerekmiyor mu?