Sorunları birlikte çözme zamanı

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim;

BİR referandum dönemini geride bıraktık. Hayat devam ediyor. Bundan sonra da çözüm bekleyen problemlerimiz var. Ülkemizin güvenliği, terör, iç göç, ekonomi, işsizlik, gençler arasında madde bağımlılığının artması gibi pek çok problem. Şüphesiz problemlerimizi Hükümet’in öncülüğünde, hep birlikte çözeceğiz. Biz, 80 milyon olarak kardeşler topluluğuyuz. Birbirimize merhametle yaklaşmalıyız.

ABD, başta Suriye olmak üzere komşumuz olan ülkelere hızla askeri yığınak yapıyor. Türkiye’ye “Beraber yapacağımız çok iş var” (Sabah, 19. 4. 2017) diyor. ABD ile ticaret yapılsın, ikili ilişkiler sürsün; ama kesinlikle “kadim dost” olarak görülmesin. ABD bile Trump’ı seçmiş olmaktan pişman. Kendi ülkesinde bile itibarsız. Dengesiz. Ortadoğu ve İslam dünyasıyla ilgili projeleri çılgınca! Trump’ın peşine düşerek dış politika yürütülemez. İslam dünyasında yeni katliamlar yapılmasının vebalini yüklenemeyiz.

Problemlerimizin çözülmesi aklıselim düşünmemize bağlı! Önce referandum sırasında açılan yaraları sarmalıyız. Yeni yanlışlara Türkiye’nin tahammülü yok. Ayrıştırıcı, ötekileştirici üslubu terk etmeli; kucaklayıcı, bütünleştirici söylemler geliştirmeliyiz. Bu görev, önce sorumluluk mevkiindeki yöneticilere düşer.

Ülkenin geleceğini ilgilendiren referandum bizi birleştirmeliydi. Kutuplaşmanın tehlikesi büyüktü. Anayasa değişikliği üzerinden bir referandum yapıldığı için, herkes elinden gelen katkıyı sağlamalı; kampanyalar bir bayram şenliğiyle geçmeliydi. Toplumsal sözleşme örneği en güzel anayasaya ulaşmak için. Tarafsız gözlemciler şunu söylüyorlar: “Referandumun içeriğini yalnız Saadet Partisi konuştu. Diğerleri birbiriyle kavga etti.”

SORUMLULUĞUMUZU BİLELİM

REFERANDUM süresince Saadet Partisi’nin sorumlu, birleştirici tutumu büyük takdir topladı. Önce uzman bir komisyon oluşturdu. Bir anayasa teklifi ortaya koydu. Görüşünü cumhurbaşkanı, başbakan, siyasi parti yetkilileri, Meclis grup başkanları, sivil toplum kuruluşlarıyla paylaştı. Meclis’teki siyasi partiler Saadet Partisi’nin tekliflerini dikkate almadı.

Saadet Partisi olgunluğunu bozmadı. Meclis’ten geçen 18 madde üzerinden tereddüt ve endişelerini ortaya koydu. Bunlar; 1. Adalet mekanizması, 2. Meclis’in yetkilerinin kısıtlanması, 3. Denetim yetersizliği, 4. Partili cumhurbaşkanlığı, 5. 18 yaşın seçilme yaşı olması konularındaydı. Bunu her platformda seslendirdi. Cumhurbaşkanı’nın imzalama sürecinde, “Belki birkaç maddesi yeniden görüşülmek üzere Meclis’e geri gönderilir” ümidini taşıdı. Aynen imzalandığı için haklı olarak; “Başkanlık sistemi bizim önerimiz ama ‘bu haliyle’ kabul edemeyiz” dedi.

Kampanya süresince de endişelerinin giderilmesini bekledi. Hazırladıkları, “Anayasa Değişikliği Ne Getiriyor, Ne götürüyor?” başlıklı kitapçıkta objektif değerlendirmeler yaptı; “Hayır denilecek” sözünü etmedi. Tercihi seçmene bıraktı.

Hükümet, bu kadar iyi niyete rağmen Saadet Partisi’ni TRT’de konuşturmadı. İstanbul İl Binası’na AKP logolu “evet” afişleri asmaya çalıştı. Nice iftiralar etti. Genel Başkan Temel Karamollaoğlu; “Hükümet ‘evet’ demememiz için elinden geleni yaptı” açıklamasında bulundu.

Saadet’in İstanbul İl Başkanı Birol Aydın’a sordum: “Yapılan mesken tecavüzüyle ilgili özür dilendi mi, savcılık harekete geçti mi?” Dedi ki: “Bunlar hukukun işletildiği yerde olur; hukuk diye bir şey yok ki!” 

ADALET YARA ALMASIN

REFERANDUMUN sonuçlarını iyi okumalıyız. Hain, terörist, insan hayır demeyi utanır gibi söylemler üzerinden halka muazzam hakaretler yapıldı. Anketçiler, “Hiçbir memur görüş bildirmiyor” açıklamalarını yaptılar. Hele, iki tarafın da rakibini “denize dökme” şeklindeki “tehlikeli” söylemleri! Tarihimizde o söz düşmanımız “Yunanlılar için” kullanılır. Şimdi, Türkiye’nin yarısı, diğer yarısına düşman haline getirilmeye çalışılıyor. Bu, dış tehlikeden daha büyük! Birileri, Allah korusun, kaleyi içten mi yıkmak istiyor?

Şimdi birlikte çözüm arama zamanı. Hakaret ve ayrıştırıcı üslup seçenlere karşı el birlik tepki göstermeliyiz. CHP’nin çözümü sokakta arama söylemi çok tehlikeli. Medeni insanlar çözümü hukuk içinde ararlar.

Temel Karamollaoğlu, uzlaşmacı ve birleştirici üslubunu devam ettiriyor: “YSK krizi, mühürsüz zarf ve pusulalar konusu hukuk içinde çözülmeli. Sakın ha, çözümü sokakta arama yanlışlığına düşmeyin. Bugün her zamankinden fazla birliğe, düşünmeye, aklıselim davranmaya, problemlerimizi beraberce çözmeye ihtiyacımız var. Böyle gelmiş, böyle gitmesin!”

Her şey toplumun öncüsü durumundaki yöneticilerimizin tutumuna bağlı! Lütfen sorumlu ve adil davransınlar. Bencil, hırslı, çıkarcı tutumlar uzun vadede sahiplerine zarar verir. Sessiz çoğunluk, büyük bir dip dalga şeklinde baskı, dayatma, haksızlık, savurganlık istemediğinin “çok açık” mesajını verdi. Hükümet, 80 milyonu temsil ettiğini unutmamalı; referandum tercihi ne olursa olsun, herkese adil davranmalı. Adalet mekanizması sağlıklı işlerse Türkiye tabii mecrasını bulur.