Sorunlar yumağı sürekli büyüyor

Abone Ol

Ülkemiz ciddi bir kuraklık yaşıyor. Konya Ovasında rekoltenin bu sene yüzde 50 eksik gerçekleştiği resmi ağızlarca dile getiriliyor. Geleceğimizi yakından ilgilendiren bir tehlike ile karşı karşıyayız. Bu arada rekolte kaybının yüzde 80 olduğunu söyleyenler bile var. Bir başka yetkili iki yıl sonra 41 şehrimizin susuz kalacağını açıklıyor. Sadece bu iki açıklama bile ülkemizde hem de çok yakın gelecek için tehlike zillerinin çaldığını göstermeye yeter.

Su, hayat demektir. Suyun olmadığı yerde hayat da olmaz. Elbette alınabilecek tedbirler vardır. Bu tedbirlerin tartışılması ve harekete geçilmesi gerekirken ülke gündemini başka konular işgal ediyor. İşsizlik tehlike sinyalleri veriyor. Toplumun büyük bir kesimi geçim sıkıntısı ile boğuşuyor. Kısacası acil çözüm bulunması gereken pek çok meselemiz var.

Bu arada ülkemizde su sıkıntısı ve kuraklık hızla tehlikeli bir noktaya doğru gelirken hala Türkiyeden İsraile su gönderilmesi gündemde. Yani elimizdeki suyu kendi insanımızın hizmetine nasıl sunacağımız, önümüzdeki yıllarda yaşayacağımz susuzluktan kurtulmanın çarelerini araştırmak durumundayken nedense İsrailin su ihtiyacının Türkiyeden karşılanması öncelikli konu olarak karşımıza çıkıyor/çıkartılıyor.

İsrailin doğalgaz ihtiyacının karşılanması için de ülkemizde anlaşma imzalanıyor. İsrailin ihtiyacını gidermek için anlaşma imzalayan yetkililer Türkiyenin önümüzdeki kış gaz yetersizliği sebebiyle soğuktan titreyip titremeyeceğine nasıl bir cevap verebilirler

Demek istediğim o ki, sanki birileri kendi sıkıntılarını bir yana bırakıp İsrail ve halkının rahat etmesi için Türkiyeyi görevlendirmiş gibi bir durum söz konusu.

Bu arada İsrail ile imzalanan doğalgaz anlaşmasının tarafları konuyu sadece İsrail ile ilgili değilmiş gibi göstermek için İsraile uzanacak boru hattı ile ta Hindistana gaz gönderileceği bilgisini eklemişler. Bana hiç inandırıcı gelmedi.. Hindistana okyanuslar aşılarak gaz göndermenin mantığını anlayabilmiş değilim.. Belli ki kamuoyunda bu İsrail sevdasının oluşturacağı tepkiyi azaltmak için işin içine Hindistanı sokuvermişler.

Çevremizdeki gelişmeler sadece bunlardan da ibaret değil. İran-ABD ilişkilerinde ortaya çıkan yeni durum üzerinde kimsenin ne olup bittiğini düşündüğü yok. Sadece Türkiyenin arabuluculuğuna dikkat çekiliyor ve bununla övünülüyor. Elbette Türkiye arabuluculuğu neticesinde bir çatışma engellenirse bununla övünmek herkesin hakkıdır. Ancak, olaylar sadece medyaya yansıyandan mı ibarettir. Yani ABD gerçekten İran ile sorunlarını masa başında çözüme kavuşturmak istiyor mu İsrailin hayır dediği bir çözüme ABD ne kadar evet diyebilir Yoksa İran ile barışçı bir çözüm istiyoruz görüntüsü ile İran ve bölge ülkeleri uyutulmaya mı çalışılıyor

İsrail-Filistin arasında esir değişimi elbette güzel bir gelişme ama İsrailin böyle bir takasa evet demesi barış istediği anlamına gelir mi

Iraktan ABD çekilecek mi Çekilecekse ne zaman Çekildiği taktirde neleri alıp götürmüş olacak Bu arada ABD ve yandaşları Aganistandan ne zaman çekilecekler

Kısacası üzerinde düşünülmesi gereken pek çok konu bulunuyor.. Sadece üzerinde düşünmek de yetmez tüm bu sorunlara karşı çözüm bulmak, bunun için harekete geçmek gerekiyor.

Buna karşı insanımız durduk yerde gündeme taşınan konularla meşgul ediliyor. İnsanın aklına ister istemez acaba Türkiye esas meseleleri yerine başka konularla meşgul olsun diye birtakım dış çevreler ile bunların içerideki uzantıları kanalıyla bu tür konular mı gündeme taşınıyor diye düşünmeden edemiyor.