Sorun sıralamasında öncelik başkanlık sisteminde mi?

Abone Ol

ANAYASA Uzlaşma (Mutabakat) Komisyonu nun CHP nin

çekilmesi ile dağılmasının ardından aslında uzlaşma ile yeni bir anayasa

hazırlanamayacağı herkes tarafından görülmüştü. Biz de bu köşeden bunu çeşitli

kereler dile getirmiştik. Buna rağmen CHP nin çekilmesi ile dağılan komisyonun

yeniden toplanması için Meclis Başkanı nın partilere yeni bir mektup

göndermesinin fazla bir işlerliği yoktu. Çünkü CHP masadan kalkarken ileri

sürdüğü şartından vazgeçmemiş, başkanlık sisteminin masaya getirilmesi halinde

komisyona katılmayacaklarını çeşitli kereler ilan etmişti. Buna karşılık

özellikle iktidar kanadı da Ön şartsız gelirlerse biz varız, aksi halde yokuz

anlamına gelebilecek açıklamalar yaptılar/yapıyorlar. Mesele bu kadar net iken

sanki yeni bir uzlaşma arayışları varmış gibi bir görüntü verilmesinin sebebini

anlamak pek kolay değil. Çünkü özellikle CHP ve iktidar kanadının tavırları çok

açıktır. İki tarafın duruşuna bakıldığında belli ki iki taraf da yeni bir

anayasa istemiyor. Daha doğrusu CHP başkanlık sisteminin konuşulmasına bile

karşıdır, buna karşılık iktidar patisi bu konuyu masadan çekmeye taraftar

değildir. O zaman yeni anayasanın CHP siz tartışılması, hazırlanması ve

Meclis e sevk edilmesi ya da bu konunun gündemden tamamen çıkartılması

gerekiyor. Mesele bu kadar net görünmesine rağmen bu karşılıklı hamlelerin,

başka bir ifade ile bu karşılıklı duruşlardaki ısrarın ilan edilmemiş bir başka

stratejinin habercisi olup olmadığıdır. Söz gelimi CHP iktidar partisini

başkanlık sistemini bahane ederek köşeye sıkıştırmaya çalışıyor, buna karşılık

iktidar kanadı da sistemi yeni bir erken seçime zorluyor, toplumu buna

hazırlıyor olabilir. Hemen erken seçimde nereden çıktı demeyin. Göründüğü

kadarıyla Cumhurbaşkanından Başbakana iktidar partisinin önemli bir kesimi

başkanlık sistemini ülke açısından olmazsa olmaz olarak görüyor ya da öyle

gösteriyor. Buna karşılık iktidar partisinin yeni bir anayasayı Meclis te

referanduma götürecek oya sahip değildir. Bu eksikliğin giderilmesi başka

partinin desteği ile mümkündür. Bu konuda görüşmeler var mıdır, belli bir

uzlaşma sağlanmış mıdır bilinmiyor ama başkanlık sisteminin adeta referandumu

olacak bir erken seçimin kulislerde şimdilik alçak sesle dillendiriliyor oluşu,

erken seçim ihtimalini akla getiriyor.

Arka arkaya yaşanmış iki genel seçimin ardından yeni bir

seçimin özellikle de başkanlık sistemi için gündeme getirilmesinin ülke

açısından yararı ve zararı tartışılmalıdır. Şu anda sistem açısından yaşananlar

ülkeyi bir çıkmaza sürüklemiş değildir. Sadece başkanlık sisteminin iktidar ve

muhalefet açısından kişiselleştirilmiş olması ortamı germektedir. Özellikle

muhalefet partilerinin başkanlık sistemine geçilmesini Cumhurbaşkanı Erdoğan ın

kişisel isteği gibi görüp takdim etmeleri, iktidar kanadının da ülke için

başkanlık sistemini olmazsa olmaz şart olduğu yaklaşımı karşılıklı restleşmeyi

gündemde tutuyor. Bu ise siyasi hayatı sürekli geriyor. Bundan ülkenin yarar

değil zarar gördüğü de ortada. Söz gelimi ülkemizin ana sorunu terör olmasına

rağmen partiler kafalarını başkanlık sistemine taktıkları için birlik

oluşturamıyorlar. Muhalefet terör konusunda iktidarı köşeye sıkıştırarak

başkanlık sistemi tartışmalarını gündemden düşürmeye çalışıyor. En azından

böyle bir görüntü ortaya çıkıyor.

Böyle olunca da ülkenin ana sorunu olan terör konusunda 4

parti arasında olmasa bile iktidar ile CHP ve MHP ortak bir noktada

birleşebilir görünüyor. Bunun için gerekirse iktidar başkanlık sistemi ısrarını

bir süre gündemden çıkartabilir. Mesele ülke sorununa çözüm bulmak, halkın

huzurunu sağlamak ise karşılıklı inatlaşmanın bir kenara bırakılması gerekiyor.