Her meseleyi sorun haline getirmek ve sorun olarak takdim etmek ya çok hoşumuza gidiyor ya da kullanacak başka kelime bulamadığımız için olacak ülkemiz, bir sorunlar yumağı görüntüsü veriyor.
Yüzyıllardan beri devam edip gelen hiç de sorun oluşturmayan bazı toplumsal farklılıklar şu günlerde birden bire sorun olarak gündeme taşındı. Halbuki meseleyi sorun haline getirmek yerine farklılıklara rağmen birlikte yaşamayı öğrensek, farklılıkları körükleyen ve çatışma haline getirmek için çaba gösteren iç ve dış çevrelerin oyununa gelmesek aslında ülkemiz bir sorunlar yumağı da değil. Olaya bakış açımız farklılıkları soruna dönüştürüyor. Halbuki yeryüzünde bizden çok daha fazla farklılıklara sahip ülkeler var ama bu farklılıklar soruna dönüşmüyor. Sıra bize gelince uzun yıllar hiç dikkat bile etmediğimiz ve birlikte yaşarken hiçbir sıkıntı çekmediğimiz konular birden bire soruna dönüşüyor.
İşin bir başka boyutu ise çoğu zaman hayatın çeşitli alanlarını kapsayan birtakım değişiklik ve yeni uygulamalar gündeme geliyor. Ancak her yeni uygulamada olduğu gibi ister istemez ilk uygulamalarda aksaklıklar meydana geliyor. Sözü uzatacak değilim. Hükümetin aldığı bir karar ile hastaların ilaçlarını da muayene ve tedavi oldukları hastanelerin karşılaması uygulaması gündeme geldi. Bu karar özellikle hastanede yatan ve ameliyat olacak hastalar için önem taşıyordu. Çünkü, bir yakınınızı hastaneye yatırdınız, yapılan muayene ve tetkiklerin ardından ameliyat edilmesine karar verildi. Gün akşam olmuş ve ertesi gün sabahtan hastanız ameliyata girecek. Hemşire bu gece 4 ünite taze kan bulmanızı söylüyor. Hemen harekete geçiyorsunuz, tanıdıklarınızı arıyor ve bulmaya çalışıyorsunuz. Bu arada elinize bir liste tutuşturuluyor. Bu listedekilerin ameliyat öncesi alınmış olması gerektiğini söylüyorlar. Siz bir yandan kan bulma telaşı içindeyken öbür yandan elinize tutuşturulan listeyi almayı düşünüyorsunuz. Bu sırada birisi geliyor istediğimiz taktirde hastanenin istediği malzemeleri getirebileceğini söylüyor. Fiyatını soruyorsunuz 300 YTL diyor. Hastanede tek başınıza değil ve yanınızda tüm bunları hesap ederek paranız da varsa, mesele yok. Ama, yalnızsanız istenen kanı nasıl bulacaksınız, malzemeleri nasıl temin edeceksiniz İşte tüm bu sıkıntılara son vermek için hükümet bir tebliğ yayınladı. Yapılması gerekeni yapmak için harekete geçti. Geçti ama bir anda ortalık karıştı. Özellikle üniversite hastaneleri hastalar için gerekli ilaç ve gereçler ellerinde yeteri kadar bulunmadığı için hastalardan istemeye devam ettiler. Bu andan itibaren de bir "ilaç sorunu" yaşanmaya başlandı.
Bu sorunun yaşandığı günlerde ben de bir üniversite hastanesine gittim muayene oldum, ilaçlar yazıldı, bunları da gittim eczaneden aldım. Hiçbir sıkıntı yaşamadım. Çünkü, hastanede sağlık karnem sorulduğunda çıkarıp verdim. Bu sebeple de hiçbir aksama olmadı.
Ne var ki gazete ve televizyonlara bakıyoruz işler sanki tam bir çıkmaza girmiş. Hastaneler muayene etmiyor, hastalar ilaç alamıyor. Demek istediğim o ki abartmakta ve sorun üretmekte üzerimize yok.
Denebilir ki, madem ki hastaneler gerekli hazırlığı yapmadan, ilaçları stoklamadan hükümet böyle bir karar almamalıydı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yılbaşından itibaren artık SSKlılar vatandaşlık numarası ile tedavi olacak demeseydi. Tüm bunlar doğrudur. Belki ilgililer işin sonunu tam olarak düşünmeden acele bir karar almış ve uygulamaya koymuş olabilirler. Ama, ortada da böylesine gürültü koparmayı gerektirecek bir sorun yok diye düşünüyorum. Alınan kararın uygulamasında bir aksaklık elbette söz konusu. Ama, ortaya çıkan aksaklık durumu eskisinden daha kötüye götüren bir durum oluşturmuyor.
Belli ki alınan karar gerekli olmakla birlikte erken alınmış. Bir diğer ifade ile iyi niyetli ve bir aksaklığı ortadan kaldırmayı öngören bir karar alınmış ama kurumlarımızın yeni şartlara intibakı için uzun süreye ihtiyaç olduğu düşünülmemiş. Buna karşılık "ilaç sorunu" diye günlerdir olayın tartışılmasını abartıcılığımızın ve aksaklıkları soruna dönüştürücülüğümüzün bir neticesi olarak görüyorum.